<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091</id><updated>2011-09-22T19:53:57.279-07:00</updated><category term='solunum problem'/><category term='karşı tepki'/><category term='Bakteriyel artrit hakkında bilgi'/><category term='ciğer hastalıkları ırsi olabilir mi ?'/><category term='Artrit'/><category term='Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir'/><category term='aile planlaması'/><category term='Veba nasıl önlenir ?'/><category term='metabolik'/><category term='kızılyaprak) özellikleri'/><category term='tifoyu önleme'/><category term='gripin'/><category term='Akapunktur bilgi'/><category term='bulaşıcı hastalıklar'/><category term='bebek'/><category term='ergenlik'/><category term='akciğer tümörleri nedir'/><category term='Sabırlı olmaya çalışın'/><category term='Sigarayı bırakma yolları nelerdir'/><category term='Gastrointestinal alerjiler'/><category term='Sarı humma'/><category term='alerji hakkında bilgiler'/><category term='Tularemi nasıl önlenir ?'/><category term='biyoloji'/><category term='bulaşıcı hastalık'/><category term='alerjik hastalıkları nedir ?'/><category term='göğüste sancı'/><category term='İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu'/><category term='ilaç alerjisi hakkında bilgi'/><category term='Akapunktur Tarihçesi'/><category term='Maslak Princess Otel'/><category term='kimyasal'/><category term='Besin alerjileri'/><category term='amfizem'/><category term='Karaciğer yağlanması'/><category term='pnömotoraks'/><category term='alerji ile ilgili bilgiler'/><category term='pozisyon'/><category term='safra taşları'/><category term='yepyeni bir çığır'/><category term='akciğer hastalığı'/><category term='dermatitis'/><category term='Bruelloz hakkında bilgi'/><category term='Apandisit'/><category term='Kolera nedir ?'/><category term='kimyasal maddeler'/><category term='yumurta'/><category term='Yatay ve düz tırnaklar aşırı stresin ha­bercisi'/><category term='uyum'/><category term='akciğer cerrahisi ile ilgili yazı'/><category term='emzirme'/><category term='Artrit nedir ?'/><category term='Kuduz hakkında bilgi'/><category term='Osteoartrit hakkında bilgi'/><category term='silo işçisi hastalığı'/><category term='Doktorunuza periyodik sıhhî muayeneler için müracaat ediniz'/><category term='Akupunktur nasıl'/><category term='tetenosdan nasıl korunulur ?'/><category term='ürtiker'/><category term='anatomi'/><category term='Anestezi'/><category term='önemli engelleyici'/><category term='akciğer empiyema enfeksiyonu'/><category term='sıtma nedir'/><category term='Bangkok'/><category term='kireçlenme'/><category term='Romatizmal artrit nedir ?'/><category term='Romatizmal artrit'/><category term='Bronşit'/><category term='Yaptığımız araştırmalar'/><category term='virüs'/><category term='fiziki alerji hakkında bilgi'/><category term='Gut artriti hakkında bilgi'/><category term='Tifo taşıyıcısı'/><category term='hastane'/><category term='Akupunktur iğne'/><category term='travmatik'/><category term='ciğer çöküntüsü'/><category term='Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt'/><category term='ilaç alerjisi tedavi'/><category term='Tanı muyane'/><category term='Spontan pnömotoraksın sebepleri'/><category term='Steroid'/><category term='düşük ayar'/><category term='Çocuk sağlığı'/><category term='akciğer apsesi hakkında bilgi'/><category term='balgam nedir ?'/><category term='Cyanosis'/><category term='Travmatik artrit nedir ?'/><category term='Sarkoidoz hakkında bilgiler'/><category term='Tanı'/><category term='Sigara neden zararlı'/><category term='gonore tedavisi'/><category term='balgam yutulmalı mı ? yutulmamalı mı ?'/><category term='Aile planlamasının amacı'/><category term='Akapunktur Felsefesi'/><category term='elastikiyet'/><category term='Pülmoner'/><category term='akciğer apseleri'/><category term='ilaç alerjisi'/><category term='Gut artriti nedir ?'/><category term='göğüs travma'/><category term='Mükoviskoidoz bilgiler'/><category term='akciğer sarkoidoz'/><category term='Akapunktur kim buldu'/><category term='apandisit hakkında bilgi'/><category term='dogum'/><category term='Enfeksiyöz mononükleoz hakkında bilgi'/><category term='Antibiyotikler'/><category term='Indocin'/><category term='pamuk'/><category term='tansiyon'/><category term='apse'/><category term='Antraks hakkında bilgi'/><category term='Tırnağın rengi'/><category term='asbestos'/><category term='biyolojik'/><category term='Emzir­me'/><category term='Saç kurutma makinesi'/><category term='iskelet'/><category term='fiziki alerji belirtileri'/><category term='meyve ba­lık tüketimi'/><category term='afrika humması'/><category term='akciğer kanseri'/><category term='Apandisit vücudumuzun neresindedir'/><category term='badem'/><category term='arı sokmasına karşı önlem'/><category term='şişman'/><category term='kemik'/><category term='Erkekler kendi menopoz dönemleri'/><category term='Bronşiyal'/><category term='akciğer enfeksiyonları'/><category term='Bagassosis'/><category term='Diyet'/><category term='Tularemi tedavisi'/><category term='anne sütü'/><category term='Süt'/><category term='akciğer bronşiektazi enfeksiyonu'/><category term='Cüzzamın belirtileri'/><category term='kızılyaprak) faydaları'/><category term='Akapunktur nasıl uygulanır'/><category term='Kanser'/><category term='Travmatik artrit hakkında bilgi'/><category term='Romatizmal artrit hakkında bilgi'/><category term='Echo virüsü hakkında bilgi'/><category term='Komplikasyonlar'/><category term='Akapunktur nasıl yapılır'/><category term='böcek sokmalarına tedbirler nedir ?'/><category term='Yaşlanma'/><category term='d vitamini'/><category term='akciğer tümörleri hakkında bilgi'/><category term='enfarktüs'/><category term='beslenme'/><category term='virüs hastalıklarının nedenleri'/><category term='embolizm'/><category term='Spontan pnömotoraksın tedavisi'/><category term='sıtma hakkında bilgi'/><category term='akciğer cerrahisi hangi durumlarda oluyor'/><category term='hastalık'/><category term='Sıtmanın teşhisi'/><category term='Çin’de iğne ve ısı anlamı'/><category term='Önemli olan doğru bir teşhis'/><category term='Dağ çayı (kasıkotu'/><category term='apandisit türleri'/><category term='öksürükte kan çıkması'/><category term='doktor'/><category term='bronşiektaz'/><category term='Segmental reseksiyon'/><category term='antibiyotik'/><category term='Saçınızı şampuanlamadan önce kremleyin'/><category term='Veba hakkında bilgi'/><category term='deri alerjileri hakkında bilgi'/><category term='Akupunktur sigara bırakma'/><category term='pnömokoniozlar'/><category term='sinüs enfeksiyonları'/><category term='akciğer kistleri hakkında bilgi'/><category term='Tradisyonel Çin Tıbbı'/><category term='menenjit'/><category term='akciğer cerrahisi hakkında bilgi'/><category term='fiziki alerji tedavi'/><category term='Atopik'/><category term='bulaşıcı veya salgın sarılık'/><category term='Bronşiyal astım'/><category term='astım'/><category term='Akapunktur uygulama'/><category term='ishal'/><category term='Gut nedir ?'/><category term='Ambrosia otu'/><category term='böcek alerjisi hakkında bilgi'/><category term='bakteri'/><category term='sinir sistemi'/><category term='En ufak bir çıban ve apse'/><category term='kortizon'/><category term='Mükoviskoidoz hakkında bilgi'/><category term='yemek'/><category term='Brusellezun belirtileri'/><category term='hamile'/><category term='oksijen'/><category term='göğüs'/><category term='Tetanos nasıl bulaşır'/><category term='Akupunktur nedir'/><category term='Aspirin'/><category term='ABD Başkanı Richard Nixon'/><category term='mikrop'/><category term='Motrin'/><category term='osteoartrit'/><category term='Akupunktur'/><category term='Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olum'/><category term='Hasta tedavi'/><category term='balık'/><category term='Romatizma nedir ?'/><category term='akciğer Mükoviskoidoz'/><category term='UYKU PROBLEMLERİ'/><category term='dang'/><category term='Alerji'/><category term='nefes tıkanıklığı'/><category term='pelvis'/><category term='kriz'/><category term='Bakteriyel artrit nedir ?'/><category term='besin alerjisi hakkında bilgi'/><category term='Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır'/><category term='Kolera hakkında bilgi'/><category term='Hipertansiyon'/><category term='arı sokması'/><category term='bazı hastalar'/><category term='Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı ned'/><category term='Kuduzun belirtileri nedir ?'/><category term='Tularemi hakkında bilgi'/><category term='balgam'/><category term='Tetanos hakkında bilgi'/><category term='fiziki alerji nedir ?'/><category term='ameliyatlar'/><category term='Sülfamidler ve antibiyotikler'/><category term='parmak'/><category term='Romatizmal artrit bilgi'/><category term='kronik'/><category term='Cinsiyet tayini'/><category term='aile planlamasının yararı'/><category term='mineral'/><category term='anestezist'/><category term='Apandisit ameliyatı'/><category term='Mükoviskoidoz ile ilgili bilgiler'/><category term='alerjik'/><category term='tifo nedir ?'/><category term='aile planlaması nedir'/><category term='apandisit nedir ?'/><category term='bakteriler'/><category term='iyot'/><category term='aile planlaması neden yapılır'/><category term='Etik Yönü'/><category term='akupunktur noktaları'/><category term='peynir'/><category term='akciğer travma'/><category term='ameliyat'/><category term='antiseptik'/><category term='Moskova aktarmalı'/><category term='akciğer verem enfeksiyonu'/><category term='travma'/><category term='fıtıkotu'/><category term='apandisit görevi nedir ?'/><category term='tifo hakkında bilgi'/><category term='Spontan'/><category term='Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir'/><category term='adrenalin'/><category term='protein'/><category term='kemoterapi'/><category term='kalça'/><category term='sigarayı bırakma'/><category term='Cüzzam hakkında bilgi'/><category term='Veba nasıl bulaşır ?'/><category term='akciğer apsesi ameliyat'/><category term='Byssinosis'/><category term='İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası var'/><category term='depresyon'/><category term='akciğer cerrahisi nasıl oluyor'/><category term='kan'/><category term='Akapunktur ne işe yarar'/><category term='Sarkoidoz bilgileri'/><category term='deri alerjileri hangileridir ?'/><category term='bulaşıcı hastalıkların nedenleri'/><category term='Gardneralla vajinalis enfeksiyonu'/><category term='bronş boruları'/><category term='Vebanın belirtileri'/><title type='text'>sağlık - diyet, zayıflama, sağlık haberleri, sağlık bilgisi, zayıflama ürünleri</title><subtitle type='html'>Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik, diyet, zayıflama, zayıflama ürünleri tedavi,çocuk,ruh,erkek,kadın,beslenme,Sağlık bilgisi, Sağlık haberleri, Güncel sağlık haberleri, Sağlık bilgileri, Kadın Hastalıkları, Cinsellik Hakkında Konular, Cinsellik Hastalıkları, Sağlık ürünleri, Cinsel sağlık konuları içermektedir</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>141</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5741767767495627981</id><published>2009-11-05T04:26:00.002-08:00</published><updated>2009-11-05T04:27:32.006-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kolera hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kolera nedir ?'/><title type='text'>Kolera - Kolera nedir - Kolera hakkındabilgiler - Kolera nasıl oluşur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEqphNGbI/AAAAAAAAAr8/VC1f01RlN0k/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEqphNGbI/AAAAAAAAAr8/VC1f01RlN0k/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400595140149320114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kolera nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle dışkı ile mikroplanmış suların  getirdiği ve bağırsakları etkileyen bir hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalığa nerelerde rastlanılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çoğunlukla Afrika’da  Asya’da ve burada da genellikle Hindistan ve Doğu Pakistan’da.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Koleranın belirtileri nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciddî ishaller, pirinç  tanesini andıran dışkılar ve bunların peşinden gelen büyük ölçüde su kaybı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalık ne derecede ciddîdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ölüm oranı % 30 ile 60  arasındadır. Damardan verilen sıvılarla tedavi metotları hastanın iyileşme  umutlarını artırmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavide işe yarayacak antibiyotikler var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kloramfenikol, bazı sulfamitler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kolerayı en iyi önleme yolları nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Bilinilen hastaları sıkı bir karantina altına almak .&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.  &lt;/strong&gt;Kullanılan suların mikroplanmaması için bütün gerekli sıhhî tedbirlerin  tatbiki ve genel temizlik işlerine büyük önem verilmesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.  &lt;/strong&gt;Bölgesel veya salgın kolera olan kesimlerden seyahat nedeniyle geçecek  bütün kişilerin koleraya karşı aşılanması.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5741767767495627981?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5741767767495627981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5741767767495627981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5741767767495627981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5741767767495627981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/kolera-kolera-nedir-kolera.html' title='Kolera - Kolera nedir - Kolera hakkındabilgiler - Kolera nasıl oluşur'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEqphNGbI/AAAAAAAAAr8/VC1f01RlN0k/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8781774205394011123</id><published>2009-11-05T04:26:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:26:54.426-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aspirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ishal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Echo virüsü hakkında bilgi'/><title type='text'>Echo virüsü ve oluşumu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEhP_fazI/AAAAAAAAAr0/Dzq5IozI88c/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEhP_fazI/AAAAAAAAAr0/Dzq5IozI88c/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400594978678205234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ECHO virüsü hastalığı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bağırsaklar, solunum yolu  ve sinir sistemine etkisi olan bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Bazen gelişmiş  insinlarda görülmekteyse de çoğunlukla çocuklarda rastlanmaktadır. Çok kez  salgın hal almaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ECHO virüsü hastalığının belirtileri ve gelişmesi nedir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ateş, baş ağrısı, boyun ve sırtta sancı ve katılık (eğrilmezlik)  kusma, boğaz ağrıları, karın krampları ve ishal. Kendi kendiliğine gelen  hastalık kendi kendiliğinden de üç ile beş gün arasında geçmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ECHO virüsü hastalığının tedavisi için özel ilâçlar gerekli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Genellikle ağrı ve sancıların giderilmesi için aspirin,  kusma ve ishal için müsekkinler yeterli olmaktadır. Antibiyotiklerin alınması  tavsiye edilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ECHO virüsü hastalığı ciddî bir hastalık mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ancak bazen bu hastalığa yanlışlıkla çocuk felci ve menenjit teşhisi konmakta ve  aile telaşlandırılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8781774205394011123?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8781774205394011123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8781774205394011123' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8781774205394011123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8781774205394011123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/echo-virusu-ve-olusumu.html' title='Echo virüsü ve oluşumu'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEhP_fazI/AAAAAAAAAr0/Dzq5IozI88c/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1051046997352705975</id><published>2009-11-05T04:25:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:26:17.001-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antiseptik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antibiyotik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antraks hakkında bilgi'/><title type='text'>Antraks hakkında genel bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEWk0GZyI/AAAAAAAAArs/CoJthDhmbuo/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEWk0GZyI/AAAAAAAAArs/CoJthDhmbuo/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400594795289012002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antraks nedir ve nasıl gelişir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Antraks basilleri  yoluyla çok bulaşıcı bir hayvan hastalığı olup insanlara doğrudan doğruya veya  vasıtalı şekilde bulaşabilir. Genellikle keçilerde, koyunlarda, atlarda ve  domuzlarda olur. Böylece, bu gibi hayvanlarla temasları olan insanların bu  hastalığa tutulma oranları daha fazla olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antraks insanlarda nasıl gelişir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda adı geçen  hayvanlarla günlük temasları olan insanların ellerinde çizik, yara bere olursa  antraks mikrobu buralardan insanın derisine girer. Ayrıca nefes alınca solunum  yoluyla da antraks mikropları akciğere girebilir. Veya bu hasta hayvanlardan  mikroplanmış materyal yutulursa bu kez bağırsaklar etkilenmiş olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antraksın tedavisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lokal yaralara  antiseptik bandajlar ve antibiyotikler konmalıdır. Bununla birlikte büyük  dozajlarda anti-antraks serumları verilmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antraks gelişmişse iyileşme oranları nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İyi tedavi  yöntemleri tatbik edildiği takdirde beş hastadan dördü kurtarılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antraks yaygın bir hastalık mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artık değil.  Günümüzde hayvanlarla uğraşan kişiler bu enfeksiyonu yakalanma tehlikesini  bildiklerinden hayvanlarda böyle belirtiler gördükleri zaman alınması gereken  korunma tedbirlerine başvurmasını bilmektedirler. Hasta hayvanlarla temasları  olan insanlar için koruyucu bir aşı henüz geliştirilmemiştir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1051046997352705975?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1051046997352705975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1051046997352705975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1051046997352705975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1051046997352705975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/antraks-hakknda-genel-bilgiler.html' title='Antraks hakkında genel bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEWk0GZyI/AAAAAAAAArs/CoJthDhmbuo/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6367456278249003642</id><published>2009-11-05T04:24:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:25:21.287-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tetanos nasıl bulaşır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetenosdan nasıl korunulur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tetanos hakkında bilgi'/><title type='text'>Tetanos - Tetanos hakkında genel bilgiler - Tetanos belirtileri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEI_UyDDI/AAAAAAAAArk/a8kd_rBJEfQ/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEI_UyDDI/AAAAAAAAArk/a8kd_rBJEfQ/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400594561887243314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos nedir ve nasıl meydana gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kas kasılmaları ve  izpazmozlar meydana getiren akut bir enfeksiyondan ileri gelen bir/hastalıktır.  Çene kaslarının kilitlenmesinden bazen bu hastalığa çene kilitlenmesi de denir.  Hastalık aşırı soğuk ve aşırı sıcakta yıllarca süreyle yaşayabilen bir basilden  ileri gelmektedir. Bu basil hareketsiz «sporlar» meydana getirmekte ve bunlar  insan vücuduna girdikten sonra canlanmaktadırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos insana nasıl bulaşır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu mikrop dünyanın her  tarafında, özellikle hayvan veya insan dışkılarıyla karışmış topraklarda  bulunmaktadır. Yaralar, özellikle delinmiş yaralar, tetanosun gelişmesi için en  elverişli yerlerdir. Mikrop beyin ve omuriliğe tesir eden bir zehir  geliştirmektedir. Bu zehir kas ve eklem kasılmalarına, izpazmoz hallerine neden  olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanosun gelişme süresi ne kadardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beş ile on gün  arası, ama bazı hallerde iki gün ile iki ay arası da sürebilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos teşhisi nasıl konur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaralanma veya ameliyat  hali inceden inceye gözden geçirilir. Yara cerahatlidir ve cerahatin kültürü  teste tâbi tutulduğu zaman tetanos mikrobu bulunur. Belirtiler menenjit, kuduz  ve başka hastalıklarla benzerlik taşıdığından bunlardan ayırt edilmesi  gereklidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos nasıl önlenebilinir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şunların  yapılmasiyle:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Tetanos toksoid – Yaralanmaları muhtemel  olan bahçıvanlar,&lt;br /&gt;çiftçiler, askerler, makinistler, çocuklar ve atletlere  bağışıklık&lt;br /&gt;kazanmaları için yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Tetanos  antitoksini (TAT) — Pasif bağışıklık temini için. Bir yaralanma olduğu zaman bu  kısa bir süre için korunmayı temin edecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos gelişmişse durum neyi gösterecektir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedaviye  başlamanın çabukluğuna bağlıdır. Çok gençlerde ve çok yaşlılarda ölüm oranı  oldukça yüksektir. Ötekilerinde ölüm oranı yüzde 50 ile yüzde 100 arasında  değişir. Eğer hasta ilk dokuz ilâ on günü atlatırsa iyileşme şansları artmış  demektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tetanos tedavisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Büyük dozajlarda antibiyotik verilmesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Büyük  dozajlarda tetanos anti-toksini verilmesi.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6367456278249003642?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6367456278249003642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6367456278249003642' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6367456278249003642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6367456278249003642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/tetanos-tetanos-hakknda-genel-bilgiler.html' title='Tetanos - Tetanos hakkında genel bilgiler - Tetanos belirtileri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLEI_UyDDI/AAAAAAAAArk/a8kd_rBJEfQ/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5279657215642344211</id><published>2009-11-05T04:23:00.002-08:00</published><updated>2009-11-05T04:24:37.271-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuduzun belirtileri nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuduz hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir sistemi'/><title type='text'>Kuduz - Kuduz nedir Kuduz hakkında bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLD8_P6S2I/AAAAAAAAArc/x5hOuVafu_4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLD8_P6S2I/AAAAAAAAArc/x5hOuVafu_4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400594355708382050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kuduz nedir ve nasıl bulaşır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kuduz sinir sistemini  etkileyen ve çoğunlukla kedi ve köpeklerde olan akut bulaşıcı bir hastalıktır.  Virüs hasta olan hayvanın tükürüğünde bulunmaktadır ve başka bir hayvanı veya  bir insanı ısırdığı takdirde hastalık, ısırdığı hayvan veya insana  bulaşmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hastalığın oluşma süresi ne kadardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle iki  hafta kadar. Ancak bazı nadir vakalarda kuduz, bir hayvan tarafından  ısırıldıktan iki yıl kadar geç bir süre sonra meydana çıkmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kuduzun belirtileri neleridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ateş, sinirlilik,  depresyon. Sinirlilik hali kontrolsüz heyecana ve izpazmozlara dönüşür. Tükürük  akışı boldur ve boğaz eklemlerinde şiddetli sancılı spazmlar olagelmektedir.  Ölüm üç ile beş gün arasında gelir. Boğaz eklemlerindeki spazmlardan su ve  yutkunma korkusu gelmektedir. «Hidrofobi = Sudan korku» adı buradan  gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir insanı ısıran köpeğe veya başka bir hayvana ne yapılmalıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İki hafta kadar bir süre müşahede altında tutulmalıdır. Eğer bu  süre içerisinde hayvan hastalanmaz veya ölmezse, hayvanın hasta olmadığına  kanaat getirilir ve sahibine geri verilir. Eğer hayvan hastalanırsa  öldürülmemeli fakat ölmesi beklenmelidir. Bu şekilde teşhis daha kolay elde  edilmektedir. Hayvana otopsi yapılıp beyni muayene edilince bu hayvanda kuduz  olup olmadığı kesin şekilde tespit edilmiş olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kuduz önlenebilir ve kontrol altına alınabilinir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Başıboş kedi ve köpekleri imha etmekle, sahibi olan kedi ve  köpeklere kuduz aşıları yaptırmakla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir kedi ve köpek ısırığı nasıl tedavi edilmelidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beş  ilâ on dakika süreyle su ve sabunla yıkamak yeterlidir. Eskiden tatbik edilen  dağlama usulü günümüzde iyi bir tedavi metodu sayılmamaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kuduza karşı tesirli bir aşı var mıdır ve ne zaman kullanılmalıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Kuduza karşı ve önleyici gayet tesirli bir aşı vardır. Ancak  bazı hallerde zehirleyici yan tesirler icra edebileceğinden çok dikkatli  kullanılması gerekmektedir. İnsanı ısıran hayvanda kuduz olduğu bilinmekteyse  veya ısıran hayvan kaçmış olup bulunma-maktaysa derhal kuduz aşısı yapılmalıdır.  Eğer insanı ısıran köpeğin sağlıklı olduğu tahmin edilmekteyse ve onu müşahede  etme imkânları varsa, o zaman bu hayvan on dört gün müşahede altında  tutulmalıdır. Eğer bu süre içerisinde hayvanda herhangi bir hastalık arazı  görülmezse ısırdığı kişiye aşı yapmak lüzumu kalmayacaktır. Köpek hastalanıp  ölürse ışınlan insanın muafiyet metoduna derhal başlanmalıdır. Veterinerler,  posta taşıyıcıları, çobanlar, arazide tatbikata çıkacak askerler ve izciler gibi  yüksek risk grubuna giren kişilerin bağışıklık kazanmaları için son aylarda  yapılan tecrübeler çok başarılı sonuçlar vermiştir. Bunlara bu bağışıklık temini  için ördek embriyonundan geliştirilmiş bir önleyici aşı yapılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Isırılmadan sonra birkaç gün açı yapılmadan beklendiği takdirde kuduz  sirayeti önlenebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Isıran hayvana ne olacağı  görülünceye kadar kuduz aşısının yapılmasını ertelemekte bir tehlike yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir insan kuduza yakalandığı takdirde sonuç ne olacaktır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kuduz yüzde yüz öldürücü bir hastalıktır ve kuduran bir insanı  kurtarmak için belli bir metot mevcut değildir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5279657215642344211?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5279657215642344211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5279657215642344211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5279657215642344211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5279657215642344211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/kuduz-kuduz-nedir-kuduz-hakknda.html' title='Kuduz - Kuduz nedir Kuduz hakkında bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLD8_P6S2I/AAAAAAAAArc/x5hOuVafu_4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8404602506884132287</id><published>2009-11-05T04:23:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:23:37.187-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Enfeksiyöz mononükleoz hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antibiyotikler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komplikasyonlar'/><title type='text'>Enfeksiyöz mononükleoz hakkında genel cerrahi bilgilendirme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDvppsduI/AAAAAAAAArU/mhuOZXsnn3M/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDvppsduI/AAAAAAAAArU/mhuOZXsnn3M/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400594126572648162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleoz nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen bir virüsten  ileri gelen bir enfeksiyon hastalığıdır. Çok kez çocuklarda, erginliğe  varanlarda, okullarda, kollejlerde ve başka topluluklarda meydana gelen hafif  epidemik bir hastalık halinde de görülebilinir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalık nasıl bulaşmaktadır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen havadan  gelen bir damlacık enfeksiyonudur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleozun gelişme süresi ne kadardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beş  günle iki hafta bir süre içerisinde gelişebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleozun belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ateş, baş  ağrısı, vücudun çeşitli kesimlerinde rahatsızlıklar ve ağrılar, boyunda, belde  ve koltuk altlarındaki lenf bezlerinin şişmeleri. Dalak büyür ve kalp  hücrelerinde bazı değişiklikler meydana gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hastalık kesin olarak nasıl teşhis edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı özel kan  tahlillerinin yapılmasıyla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalığın olağan gidişi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendini  sınırlayan bir hastalıktır ve nadiren görülen birkaç istisnalar dışında bir ile  üç hafta arasında iyileşir. Bazı vakalar aylarca da sürebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleoz hastalığının komplikasyonları nedir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplikasyonları çok sayıda olmamakla beraber, ciddî olabilir.  Bunlar arasında şunlar vardır:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Boğaz  enfeksiyonu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Ciğerin etkilenmesi, sarılık ve kara  sarılıkla.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Dalak yırtılması.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d. &lt;/strong&gt;Sinir  sisteminin etkilenmesi ve menenjit veya ansefalit (beyin iltihabı) meydana  gelmesi. Bu vakalar çok nadirdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalığı kesin olarak teşhis eden kan testi hangisidir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;«Heterophile agglutination» testi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleozun belirli bir tedavisi var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Antibiyotikler tâli bakteri enfeksiyonların önlemek için  kullanılmıştır; fakat hastalığın tedavisi için belli bir usul bilinmemektedir.  Ateş olduğu müddetçe yatakta istirahat çok önemlidir ve ateş geçtikten birkaç  gün daha hasta yataktan çıkmamalıdır. Eğer karaciğer etkilenmişse bu yatakta  kalma süresi daha da uzatılmalıdır. Bu hastalık için bilinen bir tedavi yoksa da  yaklaşık bütün vakaların kendiliklerinden iyileşmekte oldukları  hatırlanmalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Enfeksiyöz mononükleoz öpüşmeyle bir insandan başkasına bulaşır mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunun öyle olduğu ve genellikle gençlerde meydana geldiği  sanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Eğer birisinde bu hastalık varsa ve haftalarca bazen de aylarca  inatla devam etmekteyse bu hastanın yatakta tutulması ve başkalarından tecrit  edilmesi gerekir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Böyle bir kişi, ateşi düştükten sonra  okuluna veya işine dönebilir. Ancak, hastalığı başkasına bulaştırabileceği için  bu kimse başkalarıyla yakın temaslardan kaçınmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8404602506884132287?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8404602506884132287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8404602506884132287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8404602506884132287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8404602506884132287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/enfeksiyoz-mononukleoz-hakknda-genel.html' title='Enfeksiyöz mononükleoz hakkında genel cerrahi bilgilendirme'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDvppsduI/AAAAAAAAArU/mhuOZXsnn3M/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3895291988315248764</id><published>2009-11-05T04:22:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:23:01.943-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cüzzam hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cüzzamın belirtileri'/><title type='text'>Cüzzam - Cüzzam nedir Cüzzam hakkında bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDmhClb6I/AAAAAAAAArM/RMke1S_Yrnk/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDmhClb6I/AAAAAAAAArM/RMke1S_Yrnk/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593969642303394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cüzzam neden ileri gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hansen basili diye  adlandırılmış olan bir mikroptan ileri gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cüzzam çok bulaşıcı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Cüzzam çok az bulaşıcı  bir hastalıktır ve nasıl bulaştığı da kesin olarak bilinmemektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cüzzamın belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deri kalmlaşabilir ve  deride yumrulara rastlanılabilinir. Saçların dökülmesi, kemiklerde ve eklemlerde  meydana gelen şekil bozuklukları sinirlere tesirinden vücudun bazı yerlerinde  his eksikliği, cüzzamın belirtileri arasında gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cüzzamdan iyileşme imkânları var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığın  cinsine ve ilerleme oranına bağlıdır. Bazı hallerde bir kısım tahribat olduktan  sonra belirtiler kendiliklerinden kaybolur ve sonradan yeniden kendilerini  gösterirler. Bazı hallerde hastalık yirmi yıl ve bazen de daha uzun süre devam  eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cüzzamı tesirli şekilde tedavi etmek yolları var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Birçok sulfone ilâçlarıyle çok iyi sonuçlar elde edilmiştir.  Tedavi özel hastanelerde ve kesimlerde yapılmaktadır. Günümüzde çabuk teşhis ve  iyi plânlanmış tedavi yöntemleriyle cüzzamın tahribatının durdurulması ve tedavi  edilmesi şansları yüksektir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3895291988315248764?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3895291988315248764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3895291988315248764' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3895291988315248764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3895291988315248764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/cuzzam-cuzzam-nedir-cuzzam-hakknda.html' title='Cüzzam - Cüzzam nedir Cüzzam hakkında bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDmhClb6I/AAAAAAAAArM/RMke1S_Yrnk/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6105413157139655471</id><published>2009-11-05T04:21:00.002-08:00</published><updated>2009-11-05T04:22:22.631-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vebanın belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veba nasıl önlenir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veba nasıl bulaşır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veba hakkında bilgi'/><title type='text'>Veba - Veba nedir Veba virüsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDdL4dZ7I/AAAAAAAAArE/rXe81XrZPe4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDdL4dZ7I/AAAAAAAAArE/rXe81XrZPe4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593809343866802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Veba nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eski zamanlarda ve Ortaçağ’da, Avrupa’da ve  Asya’da feci salgınlar halinde gelmiş olan çok vahim bir hastalıktır. O  zamanlarda bu hastalık «Kara Ölüm» olarak tanınmaktaydı. Son büyük veba salgını  1900′de Hindistan’da olmuştu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Veba günümüzde yaygın bir hastalık mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Vebanın  ortadan kaldırılması için girişilen geniş çaptaki mücadelelerden sonra büyük  salgınlara rastlanmamıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Veba nasıl bulaşır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vebayı getiren bakteriler fareler  üzerindeki pirelerde bulunur. Bu hastalığı insanlara bu pireler  bulaştırmaktadırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Veba nasıl önlenir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fareleri ortadan kaldırmakla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Vebanın belirtileri nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nöbet, ciddî titremeler,  kusmak, büyük ölçüde susamak, sabahları gelen ishal, deride kan lekeleri ve lenf  bezlerinin büyümeleri.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hıyarcıklı vebası nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu ciğerlere tesir eden bir  veba türüdür. Bu hastalık «droplet» enfeksiyonu ile insandan insana  geçebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Veba ciddî bir hastalık mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Geçmiş yıllarda en  öldürücü hastalıklardan biriydi. Ancak günümüzde geliştirilen streptomisin ve  sulfa ilaçlarıyla eskiden % 90 oranında olan öldürücü tesiri % 20′ye  indirilmiştir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6105413157139655471?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6105413157139655471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6105413157139655471' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6105413157139655471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6105413157139655471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/veba-veba-nedir-veba-virusu.html' title='Veba - Veba nedir Veba virüsü'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDdL4dZ7I/AAAAAAAAArE/rXe81XrZPe4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6343887547659378762</id><published>2009-11-05T04:21:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:21:46.141-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mikrop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Brusellezun belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bruelloz hakkında bilgi'/><title type='text'>Bruelloz - Bruelloz virüsü ve haslığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDTIC3HWI/AAAAAAAAAq8/EOVJBFCzo9s/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDTIC3HWI/AAAAAAAAAq8/EOVJBFCzo9s/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593636515061090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bruselloz yalnız insanlarda rastlanan bir hastalık mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Hayvanları etkiler, özellikle büyükbaş hayvanları, domuzlan  ve keçileri. Brusella olarak adlandırılan bir mikropla gelir. İnsanlara bu  hastalanmış hayvanların sütüyle, bu hayvanlarla ve bunların dışkılarına temasla  gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bruselloz insandan insana bulaşır mı ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bruselloza yakalanma ihtimalleri olanlar kimlerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu  hastalığa genellikle veterinerlerde, et ambalajcılarında, kasaplarda, süt  hayvanı yetiştiricilerinde ve büyükbaş hayvan besleyenlerde rastlanmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Brusellezun belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yüksek ateş, titreme,  vücut rahatsızlıkları ve sancıları, çok fazla terleme ve kilo kaybı. Ateş  genellikle gelip gidicidir ve arada uzun süre normal ateş olmaktadır. Bu  belirtiler bir yıl veya daha uzun süreler devam edebilir. Bruselloz kronik olur  ve tedavi edilmezse bu belirtiler daha birçok yıl devam edebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalığın akut bir türü var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu tür iki  veya üç hafta süreli olur ve tifo, sıtma veya veremle karıştırılmamalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İnsanda bruselloz nasıl önlenebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sütün pastörize  edilmesiyle. Ayrıca etle uğraşmak zorunda olan kişilerin eldiven giymeleri  gereklidir. Bu gibi kişilerde bütün deri yara ve bereleri derhal tedavi  edilmelidir. Hasta olduğu teşhis edilen hayvanlar hemen ayrılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6343887547659378762?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6343887547659378762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6343887547659378762' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6343887547659378762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6343887547659378762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bruelloz-bruelloz-virusu-ve-haslg.html' title='Bruelloz - Bruelloz virüsü ve haslığı'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDTIC3HWI/AAAAAAAAAq8/EOVJBFCzo9s/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-970459731704925396</id><published>2009-11-05T04:20:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:21:09.741-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tularemi nasıl önlenir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tularemi hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tularemi tedavisi'/><title type='text'>Tularemi - Tularemi virüsü Tularemi hakkında bilgilendirme yazısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDKf6MciI/AAAAAAAAAq0/HFkiAUXSJPk/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDKf6MciI/AAAAAAAAAq0/HFkiAUXSJPk/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593488302338594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tularemî nedir ve nasıl bulaşır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir basil ile bulaşarak  gelen akut bir hastalık olup belirtileri deride yara veya ülserlerin meydana  gelmesidir. Hastalık tifo nöbetine benzerliği olan yüksek ateşle gelmektedir.  Yabanî hayvanlarda özellikle tavşanlarda görülen bir hastalıktır. Kan emen  haşereler tarafından etrafa bulaşmaktadır. Son on yıl içerisinde bu hastalığa  tetanostan fazla rastlanmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İnsanlar bu hastalığa nasıl yakalanır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalık  genellikle avcılarda, tavşan derisi veya başka hayvan derileri yüzen kasaplarda,  mikroplanmış tavşanlara elleyen ya da . besleyen çiftçi ve laboratuvar  işçilerinde rastlanmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tularemi nasıl önlenebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yabanî tavşan veya başka  kemirgen hayvanlara ellerken çok dikkatli olmakla. Bu hayvanların kürklerinden  kenelerin ayıklanmasına önem verilmeli ve keneler tarafından ısırılmamak için  gerekli giysiler kullanılmalı. Yenecek olan herhangi bir av etinin adamakıllı  kaynatılması da gereklidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tularemiye karşı tesirli bir aşı var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, ancak  tesirli olabilmesi için temastan en az üç hafta önce yapılması gerekmektedir.  Avcılar, kasaplar, çiftçiler ve laboratuvar işçileri, bu gibi hayvanlarla  temasları olanlar bu önleyici aşıyı yaptırmaları gerekmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tularemi nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Streptomisin genellikle  hastalığı süratle geçirir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-970459731704925396?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/970459731704925396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=970459731704925396' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/970459731704925396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/970459731704925396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/tularemi-tularemi-virusu-tularemi.html' title='Tularemi - Tularemi virüsü Tularemi hakkında bilgilendirme yazısı'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLDKf6MciI/AAAAAAAAAq0/HFkiAUXSJPk/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1992306462290515075</id><published>2009-11-05T04:19:00.002-08:00</published><updated>2009-11-05T04:20:21.880-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarı humma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='afrika humması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulaşıcı veya salgın sarılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dang'/><title type='text'>Sarı humma – dang – afrika humması – bulaşıcı veya salgın sarılık bilgileri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC-N-DXHI/AAAAAAAAAqs/3M0hV4Ute1E/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC-N-DXHI/AAAAAAAAAqs/3M0hV4Ute1E/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593277328252018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarı humma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sarı humma nedir ve nasıl bulaşır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu bir virüsün getirdiği hastalıktır. Bulaşması, daha önceden bu  hastalıklı olan bir kişiyi sokmuş olup mikrobu taşıyan bir sivrisineğin dişisi  (aedes aegypti) tarafından sokulmakla alınmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Günümüzde bu hastalık neden hâlâ önemli sayılmaktadır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sarı hummanın hâlâ görüldüğü yerlerden uçak yolcuları  geçmektedir. Bu enfeksiyonun bulunduğa mıntıkadan tek bir vakanın bile gelmesini  önlemek büyük önem taşımaktadır. Bu bulaşıcı hastalığın bulunduğu yerlere  gidecek veya oradan geçecek olan yolcuların bu hastalığa karşı aşı olmaları  şarttır. Bu hastalık tifo, sıtma, enflüenza, dang veya bir tür kara sarılıkla  karıştırıla-bilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;*Dang&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dang hastalığı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dang  hastalığı bir virüs ile gelişen ve sivrisinek ısırmasıyla bulaşan tropikal bir  hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dang hastalığı önlenebilinir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, hastalığı taşıyan  sivrisinekleri imha ederek veya kontrol altına alarak. Sivrisineklerin  üredikleri yerlerin üzerine DDT püskürtülmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dang hastalığını önleyecek bir aşı var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır,  ancak bu yolda bilimsel araştırmalar hayli ilerlemiş durumdadır ve yakında bir  aşı bulunacağı umulmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;*Afrika humması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Afrika humması nedir ve nasıl  bulaşır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalık kendisini; gelen ateş nöbetleriyle, tamamen  iyileşme belirtileri ve bunları takip eden yeni nöbetlerle göstermektedir. Burgu  biçiminde bir mikrop olan spiril (spirochete germ), bit veya kene ısırmalarıyla.  bulaşmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Afrika humması hangi ülkelerde görülmektedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bitle  gelen hastalık genellikle Avrupa ve Afrika kıtaları ile Hindistan’da  görülmektedir. Kene ile gelen hastalıksa ABD’de yaygındır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Afrika hummasına karşı bir aşı var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bulaşıcı veya salgın sarılık&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bulaşıcı sarılık,  bulaşıcı kara sarılık (hepatitis) hastalığı ile aynı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu hastalık bir spirokerle geçmektedir ve taşıyıcıları farelerdir. Hastalık fare  ısırmasıyla ve fare pisliği veya idrarı ile bulaşmış olan su ve yiyeceklerden de  gelebilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bulaşıcı sarılık genellikle nerelerde bulunur ve bu hastalığa  yakalanması muhtemel kişiler hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığa genellikle  liman işletmelerinde, yük iskelelerinde, lağımlar ve kanalizasyonlar ile  farelerin en çok bulunduğu yerlerde rastlanmaktadır. Liman işçileri,  kanalizasyon işçileri ve maden işçileri bu hastalığa yakalanma ihtimalleri çok  olan kişilerdir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1992306462290515075?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1992306462290515075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1992306462290515075' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1992306462290515075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1992306462290515075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/sar-humma-dang-afrika-hummas-bulasc.html' title='Sarı humma – dang – afrika humması – bulaşıcı veya salgın sarılık bilgileri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC-N-DXHI/AAAAAAAAAqs/3M0hV4Ute1E/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-636336758425710383</id><published>2009-11-05T04:19:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:19:45.895-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıtmanın teşhisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtma hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtma nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><title type='text'>Sıtma - Sıtma nedir Sıtma hakkında cerrahi bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC0wJYyzI/AAAAAAAAAqk/ODTnyr58yE0/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC0wJYyzI/AAAAAAAAAqk/ODTnyr58yE0/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400593114703907634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıtma nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dört tip parazitten biriyle gelen bulaşıcı  bir hastalıktır. Mikrobu taşıyan bir sivrisineğin ısırmasıyla veya sıtmalı  birinden kan nakli yapılmasıyla gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıtmanın teşhisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastanın kan  hücrelerinde bir sıtma parazitinin bulunmasıyla. Sıtmalı bir bölgede bulunmuş  olan kişide periyodik titremeler ve ateş yükselmesi görüldüğü zamanlar bu  hastalıktan şüphe edilmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıtmayı önleyici bir aşı var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalık nasıl önlenebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sivrisineklerin üremesi  için yararlı yerleri ortadan kaldırılması veya kontrol altına alınmasıyla.  Mikroplu sivrisineklerin bulunduğu bilinen yerlerde cibinlik, kapı ve  pencerelerde sinek teli kullanılmasıyla. Bu şekilde hastalığı getirebilecek  sivrisineğe karşı korunulmuş olunacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıtmanın etkili tedavi yolu var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Vakaların  büyük çoğunluğu atabrin veya klorokin (chloro-quine) gibi ilâçlarla tedavi  edilebilmektedir. Bunlar şimdi eskiden kullanılmakta olan kininin yerini  almışlardır. Son yıllarda bu ilâçların da tesir göstermediği bir sıtma paraziti  görülmüştür. Bu yüzden yeni tür ilâçların bulunması için bilimsel araştırmalar  aralıksız devam etmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıtma tam olarak tedavi edilmediği takdirde uzun süre tekrarlama  eğilimleri gösterebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş yıllarda, sıtmalılar yıllar  boyunca arada sırada sıtma nöbetlerine yakalanırlardı.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-636336758425710383?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/636336758425710383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=636336758425710383' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/636336758425710383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/636336758425710383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/stma-stma-nedir-stma-hakknda-cerrahi.html' title='Sıtma - Sıtma nedir Sıtma hakkında cerrahi bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLC0wJYyzI/AAAAAAAAAqk/ODTnyr58yE0/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5634141357493263154</id><published>2009-11-05T04:18:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:19:07.415-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tifo nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tifoyu önleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tifo taşıyıcısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tifo hakkında bilgi'/><title type='text'>Tifo - Tifo Nedir Tifo Hakkında Genel Bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCrBiSdDI/AAAAAAAAAqc/I-mYC8NDjeI/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCrBiSdDI/AAAAAAAAAqc/I-mYC8NDjeI/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400592947573060658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifo nedir ve bu hastalığa nasıl yakalanılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tifo, tifo  basillerinin meydana getirdiği genel bir hastalıktır. Mikroplanmış gıda  maddelerinden, süt ve sudan bulaşır (genellikle bulaşık pisliği veya suların  bulaşmasıyla). Sinekler yoluyla de yayılabilmekte olan bu hastalık, aynı zamanda  enfekte olan bir maddeyle yapılacak temasla da bulaşabilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;«Tifo taşıyıcısı (portör)» ne demektir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;«Tifo  taşıyıcısı» bu hastalığı bir kez çeken, tamamen iyileşmiş olan, fakat canlı  mikropları vücudunda taşımaya devam eden kişidir. Bu gibi bir taşıyıcı,  özellikle gıda maddeleri ile ilgili bir meslektense, hastalığın toplumda büyük  ölçüde yayılmasına neden olabilecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifonun yayılmasını önlemek için başvurulacak metotlar nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İçilecek ve kullanılacak suların temizlenmesi ve sütlerin  pastörize edilmesi gerekli tedbirlerdir. «Tifo taşıyıcıları» teşhis edildikten  sonra başkalarının yiyecekleri maddelerden uzak tutulmalıdır. Tifo vakalarının  erken teşhis edilmesi ve hastanın öteki insanlardan tecrit edilmesi gereklidir.  Tifoya yakalanan hastanın bütün giysileri, eşyaları ve dışkıları sterilize  edilmeli ve bu hastanın başkaları ile teması önlenmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifoyu önleyen aşılar tesirli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bağışıklığı  artırmak için yapılan ek aşılar eğer her üç veya dört yılda bir yapılırsa  hastalığa karşı bağışıklığı artırmaktır. Tifo aşıları aşağıda gösterilen  hallerde yapılmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Su temizliği şüpheli olan ve tifo  vakaları olduğu bilinen bir ülkeye seyahat ederken,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Tifo  salgınlarında.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Bu hastalığa yakalanmış bir kişi ile temas  edilmişse.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifo hastalığında kesin teşhis nasıl elde edilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın ikinci haftasında pozitif (müspet) belirtiler gösteren  özel bir kan muayenesi usulü vardır. Bunun adı Gruber-VVidal testidir. Ayrıca,  genellikle hastalığın ilk haftasında hastanın kan, idrar veya dışkısından  laboratuarda geliştirilen bir mikroptan hastalık teşhis edilebilinmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifoda mikropların gelişmesi devri (incubation perios) nin süresi ne  kadardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle dört ilâ altı hafta.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;«Pembe noktalar» neyi ifade eder ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar deride,  genellikle göğüste ve karında meydana gelen küçücük kırmızımtırak noktalardır.  Bunlar çoğunlukla hastalığın yedinci ve onuncu günleri arasında belirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifonun ciddî komplikasyonları olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, En  ciddî iki komplikasyon bağırsaklarda kopma ve bağırsaklarda kanama olmasıdır.  Ancak, bunlar çok kez meydana gelmez.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tifo hastası ne kadar süre sonra yataktan çıkabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ateşi normale düştükten bir hafta sonra yatakta oturur vaziyete  getirilebilinir. Bundan üç dört gün sonra da yataktan çıkabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir tifo hastasının iyileştiği nasıl anlaşılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Devamlı  olarak yapılan dışkı tahlilleri ve kültürleri tifo mikrobunu göstermeyinceye  kadar ve tam bir «menfi» (negatif) rapor alınınca. Bu tür tahliller hastanın  «tifo taşıyıcısı» olmadığını da tespit edecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Günümüzde tifo nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Yatakta istirahat.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Gereken besinin alınmasını  temin için alınacak ilâçlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Çabuk bir tedaviyi  geliştireceğini göstermiş olan yeni tür antibiyotiklerin alınması.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5634141357493263154?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5634141357493263154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5634141357493263154' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5634141357493263154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5634141357493263154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/tifo-tifo-nedir-tifo-hakknda-genel.html' title='Tifo - Tifo Nedir Tifo Hakkında Genel Bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCrBiSdDI/AAAAAAAAAqc/I-mYC8NDjeI/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-7499336069258910543</id><published>2009-11-05T04:17:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:18:21.489-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='virüs hastalıklarının nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulaşıcı hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemoterapi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='virüs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulaşıcı hastalıkların nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bakteriler'/><title type='text'>Bulaşıcı ve virüs hastalıklarının nedenleri ve nasıl oluştukları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCehNOAII/AAAAAAAAAqU/e1d0kpwUpOM/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCehNOAII/AAAAAAAAAqU/e1d0kpwUpOM/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400592732736323714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bulaşıcı hastalıkların sebepleri nedir ve bunların her birinden  örnekler ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Bakteriler (tifo, zatürree  vb.).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Protozoa (amipli dizanteri, sıtma).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.  &lt;/strong&gt;Rickettsia (tifüs, rocky mountain lekeli nöbet).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.  &lt;/strong&gt;Virüs (enflüanza, çiçek hastalığı, kızamık).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.  &lt;/strong&gt;Mantarlar (dezidroz, blastomikoz).&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteri ile virüs arasındaki fark nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bakteriler  normal bir mikroskop altında görülebilir. Virüsler ise, çok ufak olduklarından,  ancak çok kudretli olan bir elektron mikroskopu altında görülebilmektedirler.  Bakteriler çok ince delikli filtreden büyükleri nedeniyle geçemezken, virüsler  bunlardan kolaylıkla geçebillcek kadar küçüktürler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteriler ve virüsler, gelişme ve çoğalmaları için canlı hücrelere  ihtiyaç duyarlar mı ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bakterilerin buna ihtiyaçları yoktur. Onlar  canlı olmayan maddelerle büyüyüp üreyebilmektedirler. Virüsler ise ancak canlı  doku hücrelerinde gelişip üreyebilirler. Bu hücreler hayvan veya  insan&lt;br /&gt;hücreleri olabilir. Yeni doku kültür teknikleri sayesinde birçok yeni  virüs tesbit edilmiştir ve bunların bazılarının, bugün artık belli olan  hastalıkları geliştirmekte oldukları bilinmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Virüs hastalıkları nasıl yayılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Temesla, havada  virüsün damla halinde kalmasıyla ve sivrisinek, bit, tahtakurusu vb. gibi  taşıyıcıların aracılığıyla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteri ve virüsler antibiyotik ve başka kimyasal ilâçlara karşı aynı  tepkiyi gösterirler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Birçok bakteri antibiyotik ve  kemoterapik ilâçlar (penisilin, Mycin grubu, sulfa grubu vb.) ilâçlarla ölür  veya etkisiz kalırken, virüslere bu gibi ilâçlar tesir etmemektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir virüs hastalığına yakalanan kişideki virüs, o hastayı aynı  hastalığının tekerrürüne karşı korur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her zaman değil. Birçok  hallerde; çiçek hastalığı, kızamık, çocuk felci ve benzeri hastalıklara  yakalanan bir hasta ikinci kez bu hastalığa tutulmaz. Fakat, soğuk alma,  enflüenza vb. hastalıklardaki virüs koruyucu değildir ve aynı hastalık defalarca  tekerrür edebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Virüs hastalıklarına karşı bağışıklık nasıl temin edilebilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ölmüş veya zayıflamış virüslerden geliştirilen aşıların  kullanılmasıyla. Örneğin çocuk felci ve enflüenza aşıları. Kızamık aşıları (hem  canlı ve hem de zayıflatılmış virüslerden geliştirilmiş) ve kızamıkçık ve  kabakulak için geliştirilmiş aşılar günümüzde genel olarak kabul edilmiş ve  kullanılmaya başlanmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Normal soğuk algınlığına karşı tesirli bir aşı var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Henüz yoktur. Ancak bu yolda çalışmalara devam edilmektedir ve  ileride böyle bir aşının bulunacağı kuvvetle umulmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-7499336069258910543?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/7499336069258910543/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=7499336069258910543' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7499336069258910543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7499336069258910543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bulasc-ve-virus-hastalklarnn-nedenleri.html' title='Bulaşıcı ve virüs hastalıklarının nedenleri ve nasıl oluştukları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCehNOAII/AAAAAAAAAqU/e1d0kpwUpOM/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1081911996792946935</id><published>2009-11-05T04:16:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:17:26.953-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yatay ve düz tırnaklar aşırı stresin ha­bercisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tırnağın rengi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meyve ba­lık tüketimi'/><title type='text'>Sağlığın aynası tırnaklar, Tırnağın Sağlığının Önemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCMmtXVCI/AAAAAAAAAqM/XEOavhlSFgU/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCMmtXVCI/AAAAAAAAAqM/XEOavhlSFgU/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400592424975684642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tırnaktaki beyaz lekeler magnezyum eksik­liğinin, dikey tırnaklar ise  sindirim sistemin­deki sorunun işaretidir.&lt;br /&gt;Her insanda ortalama olarak 1 mm  uzayan tır­naklar, fiziksel durumun da haritası olarak kabul ediliyor.  Tırnakların şekli ve rengi, sağlık duru­mu hakkında bilgi veriyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tırnağın renginin çok önemli olduğunu söyle­yen uzmanlar, sağlıklı bir  insanda tırnak altında­ki rengin pembe olduğunu, en küçük bir deği­şikliğin  özellikle vitamin eksikliğine işaret ettiği­ni belirtiyor. Buna göre, tırnaktaki  beyaz lekeler magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer tırnak rengi pembeden  çok kırmızıya kaçıyorsa, bu kandaki kolesterol oranının artmış olduğunu  gösteriyor. Bu renk tırnaklar karaciğerde ve kalp damarlarında bir rahatsızlığın  habercisi de olabi­liyor. Kırmızı ile mor arası renkteki tırnaklar ise fazla  şeker tüketiminden ortaya çıkıyor, uzman­lar, kolay kırılan tırnakların sebze ve  meyve ba­lık tüketiminin azlığından kaynaklanan vitamin eksikliğinin karaciğere  yansıması olduğunu be­lirtiyor. Yatay ve düz tırnaklar aşırı stresin ha­bercisi  olarak değerlendirilirken, dikey tırnaklar sindirim sisteminde bir sorun  olduğunun göster­gesi sayılıyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1081911996792946935?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1081911996792946935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1081911996792946935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1081911996792946935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1081911996792946935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/saglgn-aynas-trnaklar-trnagn-saglgnn.html' title='Sağlığın aynası tırnaklar, Tırnağın Sağlığının Önemi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLCMmtXVCI/AAAAAAAAAqM/XEOavhlSFgU/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2653219361941580602</id><published>2009-11-05T04:14:00.002-08:00</published><updated>2009-11-05T04:16:25.744-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Moskova aktarmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaptığımız araştırmalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maslak Princess Otel'/><title type='text'>Ayak Sağlığı | Ayak masajıyla gelen sağlık, Ayak masajının faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLB76nX0ZI/AAAAAAAAAqE/LJlyx8UE5ZM/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLB76nX0ZI/AAAAAAAAAqE/LJlyx8UE5ZM/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400592138261483922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dünyaca bilinen ayak masajının ünlü Çinli gruplarından Lıankzı, özel bir  şirket aracığıyla artık Türkleri de ayaklarından rahatlatacak ve günün tüm  stresini alırken, bazı rahatsızlıkları söyleyecek.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çin’den Moskova aktarmalı Türkiye’ye gelen 15 kişilik uzman grup, Atatürk  Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  Grup üyeleri, ayak masajı ile insanın tüm gün içinde yaşadığı stresi, yorgunluğu  üzerinden atmasına yardımcı olurken, kaliteli bir uyku ve bazı bilmediği  hastalıkları da ortaya çıkarttığını söyledi. Çinli grubun Türkiye’ye  getirilmesini sağlayan Ayak Masaj Hizmetleri Şirketi basın danışmanı Nurten  Kılavuz ise Türkiye’de hedef kitlelerinin yoğun iş temposu ve stres altında  çalışanlar olduklarını ve Maslak Princess Otel’de hizmet vereceklerini  kaydetti.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kılavuz, “Ayak masajının Türkiye’de profesyonelce yapılmadığını ve yapılan  bazı yerlerde de yanlış uygulamalar olduğunu gördük. Yaptığımız araştırmalar  sonrasında Çin’de en iyi ve uzman kadroya sahip bir grup bulduk. Artık  Türkiye’de de isteyen, ayak masajı sayesinde bütün yorgunluğundan ve stresinden  arınacak” dedi.&lt;br /&gt;Ayak masajını Türkiye’ye tanıtmak için gelen 15 kişilik Çinli  grup, havalimanında marşlarını söyledi. Ayak masaj uzmanlarının marşları ve  felsefesi olduğunu, bunun için önemli ve titiz bir eğitim alınması gerektiğini  söyleyen masaj uzmanları, kendileri için önemli olan marşları da söylemeyi ihmal  etmedi. Bir anda havalimanında ilgi odağı olan Çinli ayak masajı uzmanları,  söyledikleri marşlarla herkesin dikkatini üzerlerine topladı. Dinleyiciler, her  marşın bitmesi sonrasında ise alkışlamayı ihmal etmedi.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2653219361941580602?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2653219361941580602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2653219361941580602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2653219361941580602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2653219361941580602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/ayak-saglg-ayak-masajyla-gelen-saglk.html' title='Ayak Sağlığı | Ayak masajıyla gelen sağlık, Ayak masajının faydaları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLB76nX0ZI/AAAAAAAAAqE/LJlyx8UE5ZM/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5645407197730285342</id><published>2009-11-05T04:14:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:14:46.723-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antibiyotik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bakteriyel artrit hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bakteri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bakteriyel artrit nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bakteriler'/><title type='text'>Bakteriyel artrit Bakteriyel artritin Zararları Hakkında Genel Bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBqTDEkVI/AAAAAAAAAp8/ZLMFbVZ3v0k/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBqTDEkVI/AAAAAAAAAp8/ZLMFbVZ3v0k/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400591835582468434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteriyel artrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Streptokok, stafilokok,  gonokok, vb. gibi bakterilerden bir eklem çevresinde ileri gelen bir  enfeksiyondur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteriyel artritin tedavi usulleri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eğer  enfeksiyon ciddî ise cerahatin alınır tası için cerrahî müdaha­le gerekli  olabilir. Bu gibi hallerde durumun kötüleşmesini önlemek için antibiyotik  ilâçların kullanılması çok yararlıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakteriyel artritten bir eklemin devamlı olarak sakat kalması müm­kün  müdür ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bazı vakalarda hastalanan eklemin etrafındaki zarlar  enfek­siyondan harap olabileceğinden eklem hareketsiz kalabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Günümüzde bakteriyel artrite fazla rastlanmakta mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Vücudun başka yerlerindeki bakterilerin zamanında  teda­visiyle genellikle bakterilerin eklemlere girmesi önlenmektedir.  Antibiyotik ilâçlar gonore, stafilokok ve streptokok enfeksiyonlarının artrit  getirmesi olayları büyük ölçüde azalmıştır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5645407197730285342?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5645407197730285342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5645407197730285342' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5645407197730285342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5645407197730285342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bakteriyel-artrit-bakteriyel-artritin.html' title='Bakteriyel artrit Bakteriyel artritin Zararları Hakkında Genel Bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBqTDEkVI/AAAAAAAAAp8/ZLMFbVZ3v0k/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-7152243804100505054</id><published>2009-11-05T04:13:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:13:55.534-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyatlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gut nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gut artriti hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hasta tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gut artriti nedir ?'/><title type='text'>Gut artriti Nedir Gut artriti Hakkında Cerrahi Bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBdbNsA0I/AAAAAAAAAp0/Jr4z1njqOEQ/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBdbNsA0I/AAAAAAAAAp0/Jr4z1njqOEQ/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400591614436180802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudun kimyasal sisteminde bir bozukluk olan  gut, büyük ölçüde fazlalık gösteren ürat üretiminin artmasına yol açar. Böylece  bu üratlardan anormal derecede fazla miktarlar kıkırdaklarda, ke­miklerde,  böbreklerde, deride, bursada ve başka dokularda topla­nır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu fazla ürat toplandıkları dokulara zararlı mı olurlar  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut bir kol veya bacağın kaybına neden olur mu  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut artriti nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ayak parmaklarında, ayaklarda, ayak  bileklerinde, ellerde ve el bileklerde şiddetli sancılarla kendisini gösteren  bir hastalıktır. Has­talığın en klasik şekli ayakların başparmağında kendini  gösterir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut artriti esaslı bir şekilde tedavi edilebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Gut nöbetlerinin çoğunluğunu önleyebilecek ilâçlar vardır.  Bunlardan en çok kullanılanı allopurinâl «Zyloprin» dir. Had nöbetlerini  hafifleten ilâçlar arasında «Celchicine», «Butazolidin» ve «Benemid» vardır. Bu  ilâçlarla hazırlanan karışımlar devamlı ola­rak alındığı zamanlar gut nöbetlerin  büyük bir çoğunluğu önlene­bilinir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut veya gut artritin zamanında tedavisiyle eklemlerin devamlı  ola­rak tahrip edilmesi ve ayrıca tekrarlayan nöbetler önlenebilinir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut bir ailevi hastalık olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Guta erkeklerde kadınlardan fazla oranda mı rastlanır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Yirmide bir oranında fazla rastlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Had bir gut nöbetini ne gibi faktörler meydana getirir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nöbetler genellikle ameliyatlardan sonra, aşırı derecede alkol  alın­mış olmasından, aşırı derecede perhizlerden, duygusal sarsıntılar­dan ve  fazla üşümekten ileri gelebilir. Bazı ilâçlar özellikle ağız­dan alınan ve  idrarı artıran tipler, kandaki ürik asidi yükselterek had gut nöbetlerine neden  olabilirler. Ancak yukarıda sayılan fak­törlerden hiçbiri olmadan da bir had gut  nöbeti gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut bir «zengin» hastalığı olduğu doğru mudur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu iddia  doğru değildir. Hastalığa her gelir sınıfında rastlanabilinir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Lokallize bir gutun fizikî görüntüleri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Acı,  kolayca incinmek ve bir eklem civarının şişmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavi görmeyen gut artriti ne gibi ilerlemeler gösterir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Had bir nöbet iki günden on dört güne kadar sürebilir. Bu gibi  nö­betler birkaç ay arası veya yılda bir ve bazen de daha uzun süre aralıklarla  gelebilir. Aradaki sürelerden hasta genellikle hiçbir hastalık belirtisi  göstermez ve herhangi bir sancıya maruz kalmaz. Hasta tedavi görmediği takdirde  bu nöbetlerin gelmesi sıklaşır, da­ha uzun sürer ve daha fazla devamlı  sakatlıklara neden olur. En sonunda eklemler, özellikle el ve ayaklardaki  eklemler çarpık bir halde kalırlar ve bunları artık tedavi etmek imkânı kalmamış  ol­duğundan önemli sakatlıklara neden olabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gut artritinin olup olmadığı nasıl anlaşılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kanda  yüksek ölçüde ürik asit bulunmasiyle anlaşılır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-7152243804100505054?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/7152243804100505054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=7152243804100505054' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7152243804100505054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7152243804100505054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/gut-artriti-nedir-gut-artriti-hakknda.html' title='Gut artriti Nedir Gut artriti Hakkında Cerrahi Bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBdbNsA0I/AAAAAAAAAp0/Jr4z1njqOEQ/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4451960570039962805</id><published>2009-11-05T04:12:00.003-08:00</published><updated>2009-11-05T04:13:17.800-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='travmatik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Travmatik artrit hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Travmatik artrit nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='travma'/><title type='text'>Travmatik artrit - Hakkında Genel Bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBUq0kriI/AAAAAAAAAps/qfVZuL94ynw/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBUq0kriI/AAAAAAAAAps/qfVZuL94ynw/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400591464006987298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Travmatik artrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir darbe veya zorlamayla zarar  gören bir eklemin aldığı yaranın iltihaplanmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu tür artritin tedavi yolu nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu eklemin  sıkı bir bandajla veya alçıya alınmak suretiy­le hareketsiz hale getirilmesi ve  iltihaplanma durumunun tama­men ortadan kalkıncaya kadar bu şekilde  tutulması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;«Dizde su toplanması» deyimi ne demektir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle bir  darbe veya zorlamayla dizkapağında baş gösteren bir yaradan ileri gelen artrite  denir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir eklemden sıvı akıtmak ne demektir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir eklem  zedelendiği vakit çok kez su toplar. Birçok vakalarda bu eklem iğne ile  delinerek içerisinde toplanan su dışarıya sızdırılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Travmatik artrit tam anlamıyla tedavi olunur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bu gibi yaraların büyük çoğunluğu birkaç hafta içerisinde iyileşir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4451960570039962805?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4451960570039962805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4451960570039962805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4451960570039962805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4451960570039962805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/travmatik-artrit-hakknda-genel-bilgiler.html' title='Travmatik artrit - Hakkında Genel Bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBUq0kriI/AAAAAAAAAps/qfVZuL94ynw/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1511111215430316619</id><published>2009-11-05T04:12:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:12:43.260-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşlanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='metabolik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='osteoartrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyatlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şişman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osteoartrit hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit nedir ?'/><title type='text'>Osteoartrit Nedir Osteoartrit Hakkında Genel bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBLa4xaWI/AAAAAAAAApk/Mwsz8Oe0jVc/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBLa4xaWI/AAAAAAAAApk/Mwsz8Oe0jVc/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400591305110808930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Özellikle orta yaşlı ve yaşlılarda  kendisini gösteren bir oynak has­talığıdır. Hastalığın genellikle yıllarca  olagelen yorulma ve yıpranmadan veya eklem dokularının hatalı veya yetersiz  derecede teda­vi edilmesinden ve yaşlanmada görülen metabolik değişmelerden  ileri geldiği sanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartrit en çok hangi eklemlerde görülür ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dizler  kalçalar ve omurga kemiği gibi ağırlık taşıyan eklemlerde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartritin genel belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Devamlı olarak  artan bir katılık ve bükülmezlik; etkilenmiş eklemde rahatsızlık veya acı.,Bu  acı…bir dinlenme devresinden sonra ve sabahları veya bir yerde bir süre  durduktan sonra duyulabilir. Böyle bir hareketsizlik veya duraklama devresinden  sonra hastanın et kilenmiş ekleminin eski hâline gelmesi için kısa bir süre  geçer. Etkilenen eklem hafif bir şişkinlik gösterebilir. Bu eklem eğildiği veya  uzatıldığı zaman; hasta avuç içi üzerine yerleştirdiği zaman bir büzülme  hissedilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu hastalığın çoğunluk vakaları sakatlığa veya şekil bozukluğuna yol açmaz,  ancak eklemde değişik oranda sertlik ve bükülmezlik görülür. Bunlar da hastanın  yavaşlaması ve daha sınırlı fizikî faa­liyette bulunmasına ihtiyaç gösterir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartritin sonuçları ne olabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığa  tutulmuş olanların sakat kalmak, yatalak olmak veya büyük ölçüde hareketlerini  kısıtlama ihtiyacı duymaktan korkma­ları için bir neden yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartrit önlenebilinir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten hayır. Fakat  düzgün duruşa önem vermek, düztaban hal­lerinin giderilmesi, fazla şişmanlığın  önlenmesi, normal yemek ve hayatî metotlara dikkat edilmesi, genel sağlık  bakımı, eklemlerin dayanıklığma büyük ölçüde yardımcı olur ve bu durumun  gelme­sini büyük ölçüde önler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Osteoartrit kısmen veya tamamen tedavi edilebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Psikoterapi, kilo kaybı, eklem iltihaplarının ilâçla  hafifletilme­si, hastalanan eklemlere yük binmemesi için doktorların tavsiyesine  uymakla hafifletilebilir. Bu artritten ileri gelen sakatlık ve şekil  bozukluklarını giderici eklem ameliyatları yoluyla kısmen iyileştirilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Parmakların en uçtaki oynak yerlerinde çok kez görülen soğancık  benzeri yumrular nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar osteoartrit belirtileridir.  Bunlar bazen acı ve sertlik emareleri gösterirlerse de parmakların ciddî şekilde  sakatlanmasına yol açmazlar.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1511111215430316619?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1511111215430316619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1511111215430316619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1511111215430316619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1511111215430316619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/osteoartrit-nedir-osteoartrit-hakknda.html' title='Osteoartrit Nedir Osteoartrit Hakkında Genel bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBLa4xaWI/AAAAAAAAApk/Mwsz8Oe0jVc/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6145043016990652681</id><published>2009-11-05T04:11:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:12:05.573-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizmal artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Motrin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimyasal maddeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aspirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizmal artrit hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizmal artrit bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizmal artrit nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit nedir ?'/><title type='text'>Romatizmal artrit Nedi kısaca bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBB9XncKI/AAAAAAAAApc/7J2loJuLlyo/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBB9XncKI/AAAAAAAAApc/7J2loJuLlyo/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400591142568292514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Romatizmal artrit gençlerde  görülen özel tip bir artrit türüdür ve kadınlarda erkeklerden bire-üç oranında  fazla rastlanmaktadır. Karakteristikleri değişik oranlarda. şişkinlikler, sancı,  iltihaplan­ma ve eklem dokularının sakatlanmalarıdır. Hastalık kronik olup  hastalık boyunca bazen sakinleşmek, bazen de şiddetlenme belirti­leri gösterir.  Hastalık ilerleyen nitelikte ise ve tedaviye başvurulamazsa ciddî sakatlıklar ve  şekil bozukluklarına neden olabilmekte­dir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artrit en çok hangi oynaklarda görülür  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Parmak eklemlerinde, bileklerde, dizlerde, ayak bileklerinde ve  omurga kemiğinde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artrit eklemlerdeki belirtilerden başka belirtiler de  gös­terir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Nöbet, zafiyet, kilo kaybı, gibi belirtiler  eklemlerdeki belirti­lerle birlikte kendilerini gösterebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artritin sebebi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Romatizmal artritin  nedeni bilinmemektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artritten rahatsızlanmış hastaların durumu ne olabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedavi olmadıkları takdirde bu gibi hastaların yaklaşık % 10-15′i  ilk nöbetten sonra kendiliklerinden iyileşirler ve kriz yenilenmez. % 35′i  iyileşme gösterirler ve kendilerinde hafif belirtiler kalır. Yaklaşık % 50’sinde  ise inatçı, ilerleyen ve sakatlık yapan eklem sakatlığı izleri kalır. % 20’si er  geç ciddî derecede sakat kalırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizmal artritin tedavisi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Genel tedavi usulleri arasında yeterli derecede dinlenme, mümkün olduğu  oranda duygusal sıkıntılardan kaçınma ve dengeli bir perhizin devamı  mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Hastalanmış .olan eklemlere banyo ve diatermi  gibi lokal psiko­terapi tedavi usullerinin tatbiki.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.  &lt;/strong&gt;Aşağıda gösterilen ilâçların  kullanılması:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1—&lt;/strong&gt;Salisilatlar (sodyum salisilat ve aspirin)  çok kez acıları dindirirse de bunların tedavi etme nitelikleri  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2—&lt;/strong&gt;Kortizon, ACTH ve bu gibi kimyasal maddeler  krizlerin yatışmasına yardımcı olabilirlerse de, bunların verilmesi ke­sildiği  zamanlar hastalık belirtileri yeniden kendilerini gös­terirler. Bütün başka  terapi usulleri yetersiz kaldığı za­manlarda çok kez kortizon tipi ilâçlar ciddî  şekilde etkilen­miş olan eklemlere enjeksiyonla  verilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3—&lt;/strong&gt;Enjeksiyon yoluyla verilen altın tuzları, bazı  romatizmal arteriti olan hastalara yardımcı olabilir. Ancak bu tür enjeksiyonlar  ciddî toksik tepkiler yapabileceklerinden bunların çök dikkatle enjekte edilmesi  gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4—&lt;/strong&gt;Yeni kullanılmaya başlanan «Phenylbutazone»  bazı romatizmal artriti olan hastalarda iyileşme belirtileri göstermek­tedir.  Ancak bu ilâç vücutta çok ciddî yan tesirler göstere­bileceğinden sürekli tıbbî  kontrol olmadan devamlı kulla­nılması doğru olmaz, .&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5—&lt;/strong&gt;Bir  kısım romatizmal artritli hastalar bazı sıtmaya karşı&lt;br /&gt;kullanılan ilâçların  verilmesiyle çok iyi sonuçlar alınmış­tır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6—&lt;/strong&gt;«İndocin» gibi  bazı sentetik ilâçlar da romatizmal artritli&lt;br /&gt;hastalarda kullanılmış ve çok  ümit verici sonuçlar elde edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d. &lt;/strong&gt;«İndocin» ve  «Motrin» gibi yeni ilâçların romatizmal artritin te­davisinde çok yararlı olduğu  görülmüştür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Romatizmal artritin tedavileri ne derece tesirlidir ?&lt;br /&gt;Romatizmal artritin  bilinen bir tedavi yolu olmadığı kabul edilme­lidir. Yukarıda gösterilen tedavi  usulleri ancak hastanın semptom­larını hafifletmekte ve hastalık sırasında ileri  safhalarda yardım­cı olabilmektedirler. Had safhada kullanılan tedavi yöntemleri  ek­lemlerdeki hasarları azaltabilirse de, tedaviden önce yerleşmiş bir  sakatlığın düzeltilmesinde yararlı olamaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Stili hastalığı nedir ?&lt;br /&gt;Çocuklarda görülen bir tür romatizmal  artrittir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;«Spondylitis» nedir ?&lt;br /&gt;Omurgalarda ve ona bağlı kemik yapılarında görülen  özel bir artrittir. Genellikle genç yaştaki erkeklerde rastlanır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6145043016990652681?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6145043016990652681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6145043016990652681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6145043016990652681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6145043016990652681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/romatizmal-artrit-nedi-ksaca-bilgiler.html' title='Romatizmal artrit Nedi kısaca bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLBB9XncKI/AAAAAAAAApc/7J2loJuLlyo/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-233508085813962229</id><published>2009-11-05T04:10:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T04:11:26.005-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mineral'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='badem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Motrin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizma nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iskelet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimyasal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aspirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='osteoartrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Indocin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit nedir ?'/><title type='text'>Artrit Hakkında Genel bilgiler Ve Öneriler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400590956783341410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir veya birden fazla eklemin  iltihaplanmasına ya da dejenere ol­masına yol açan bir hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizma nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Romatizma genellikle çok değişik ve  çeşitli, çok kez de belirsiz kas, eklem, kas kirişi, bursal ve kas-iskelet  sisteminin başka kısımlarında duyulan sancı ve acılara denmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritin en genel türleri hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Romatizmal artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Osteoartrit (Eklem  artriti).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Gut artriti.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d. &lt;/strong&gt;Travmatik  artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e. &lt;/strong&gt;Bakteriyel artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.  &lt;/strong&gt;Kimyasal veya hormonal düzen bozukluğundan ileri gelen artrit.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritin tedavisinde kortizonun rolü nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kortizon,  çok kişinin sandığı gibi her derde deva olmaktan çok uzaktır. Günümüzde artrit  hallerde kortizon kullanılması, birçok artrit hallerde görülen sancı şişkinlik  ve yetersizlik tesirlerini azaltmakta faydalı olduğundandır. Üstelik kortizon,  ancak başka daha az tehlikeli olan tedavi usullerini hastanın sancılarını  yeterli derecede hafifletemediği zamanlarda kullanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon, artritik bir durumu tedavi edebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ancak bir rahatlama sağlar; fakat hastalığın teme]ini teş­kil eden sebebin  tedavisinde bir yararı olmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon, eklem zedelenmesini önleyebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Son  yapılan bilimsel araştırmalar kortizonun bu yolda yararlı ol­madığını  göstermiştir. Ancak, bu alanda yetkili olan bazı uzmanlar bunun aksini iddia  etmektedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon kullanılması güvenilir midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, ama tam bir  tıbbî kontrol altında kullanılması şartı ile.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisinde aspirin ne rol oynar ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri  hafifletmek için kullanılacak en iyi ilâçlardan biridir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tıbbî kontrol olmadan aspirinin uzun süreler kullanılması doğru  mu­dur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Aspirin kullanılması birçok yan tesirlere yol  açabilir. Ancak tıbbî kontrol altında kullanılması gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Salisilatlar nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artrit belirtilerini hafifletmeye  yararlı ve aralarında aspirin de bu­lunan bir ilâç kategorisidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisi için yararlı başka ilâçlar hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artritten mustarip olanlara «Indocin» ve «Motrin» adındaki iki  ilâç çok iyi gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aspirin, eczanelerde satılan ve büyük reklamları yapılan patentli  ilâçlar kadar tesirli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritten rahatsız olan hasta perhizlerden yararlanabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle perhizler tesirsizdir. Bunun bir istisnası gut’ta  vardır. Düşük bir «purine» perhizi krizlerin sayısını azaltabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dişlerin çekilmesiyle artrit hafifler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle  hayır. Bazı dişlerin çekilmesi ancak artritin onlardan geldiği tespit edildiği  zamanlar doğru olabilir. Sağlam dişlerin çe­kilmesi katiyen doğru değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bademciklerin alınması artrite yardımcı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki cevap bu soru için de geçerlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İklim değiştirilmesi artrite yardımcı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı  artrit hastaları, ılık ve kuru bir iklimde daha rahat ederler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisinde kaplıcalar ne derece yardımcı olabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kaplıcaların tedavi nitelikleri yoktur. Ancak dinlenme, rahatlama,  psikoterapi ve çevre değişikliği gibi faktörlerin bir araya gelmesiy­le hastalar  kaplıcalardan nispeten yararlanabilirler. Kaplıcalardaki mineral sularda banyo  yapmanın veya bunları içmenin artrite yararlı olabileceğine dair bilimsel hiçbir  delil yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kabızlık artrite tesir eder mî ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ara sıra müshil almak artrite yardımcı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ancak geçici bir rahatlama getirebilme bakımından evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kalınbağırsağa ait «irrigation»lar artrite yararlı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrite yararlı olabilecek aşılar bulunmuş mudur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar bulunmamıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antibiyotikler artrite yardımcı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ancak  artrit belsoğukluğu veya streptokok enfeksiyonu gibi bak­teriler yüzünden ileri  gelmişse yararlı olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cerrahî yolla, artritten zarar görenler iyileştirilebilinir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Son yıllarda artritten sakatlığa uğrayanların sakatlanan  uzuvların eski haline getirilmesi ve düzeltilmesi için başarılı cerrahi müdahale  yolları geliştirilmiştir. Bu gibi müdahaleler kronik artrit sakatlıklara  uğrayanlara çok yararlı olmuştur.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-233508085813962229?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/233508085813962229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=233508085813962229' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/233508085813962229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/233508085813962229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/artrit-hakknda-genel-bilgiler-ve_05.html' title='Artrit Hakkında Genel bilgiler Ve Öneriler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8883767872973033926</id><published>2009-11-05T04:10:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:11:22.584-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mineral'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='badem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Motrin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizma nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iskelet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimyasal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aspirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='osteoartrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Indocin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artrit nedir ?'/><title type='text'>Artrit Hakkında Genel bilgiler Ve Öneriler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400590956783341410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir veya birden fazla eklemin  iltihaplanmasına ya da dejenere ol­masına yol açan bir hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Romatizma nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Romatizma genellikle çok değişik ve  çeşitli, çok kez de belirsiz kas, eklem, kas kirişi, bursal ve kas-iskelet  sisteminin başka kısımlarında duyulan sancı ve acılara denmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritin en genel türleri hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Romatizmal artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Osteoartrit (Eklem  artriti).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Gut artriti.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d. &lt;/strong&gt;Travmatik  artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e. &lt;/strong&gt;Bakteriyel artrit.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.  &lt;/strong&gt;Kimyasal veya hormonal düzen bozukluğundan ileri gelen artrit.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritin tedavisinde kortizonun rolü nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kortizon,  çok kişinin sandığı gibi her derde deva olmaktan çok uzaktır. Günümüzde artrit  hallerde kortizon kullanılması, birçok artrit hallerde görülen sancı şişkinlik  ve yetersizlik tesirlerini azaltmakta faydalı olduğundandır. Üstelik kortizon,  ancak başka daha az tehlikeli olan tedavi usullerini hastanın sancılarını  yeterli derecede hafifletemediği zamanlarda kullanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon, artritik bir durumu tedavi edebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ancak bir rahatlama sağlar; fakat hastalığın teme]ini teş­kil eden sebebin  tedavisinde bir yararı olmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon, eklem zedelenmesini önleyebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Son  yapılan bilimsel araştırmalar kortizonun bu yolda yararlı ol­madığını  göstermiştir. Ancak, bu alanda yetkili olan bazı uzmanlar bunun aksini iddia  etmektedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kortizon kullanılması güvenilir midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, ama tam bir  tıbbî kontrol altında kullanılması şartı ile.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisinde aspirin ne rol oynar ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri  hafifletmek için kullanılacak en iyi ilâçlardan biridir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tıbbî kontrol olmadan aspirinin uzun süreler kullanılması doğru  mu­dur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Aspirin kullanılması birçok yan tesirlere yol  açabilir. Ancak tıbbî kontrol altında kullanılması gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Salisilatlar nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artrit belirtilerini hafifletmeye  yararlı ve aralarında aspirin de bu­lunan bir ilâç kategorisidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisi için yararlı başka ilâçlar hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artritten mustarip olanlara «Indocin» ve «Motrin» adındaki iki  ilâç çok iyi gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aspirin, eczanelerde satılan ve büyük reklamları yapılan patentli  ilâçlar kadar tesirli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artritten rahatsız olan hasta perhizlerden yararlanabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle perhizler tesirsizdir. Bunun bir istisnası gut’ta  vardır. Düşük bir «purine» perhizi krizlerin sayısını azaltabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dişlerin çekilmesiyle artrit hafifler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle  hayır. Bazı dişlerin çekilmesi ancak artritin onlardan geldiği tespit edildiği  zamanlar doğru olabilir. Sağlam dişlerin çe­kilmesi katiyen doğru değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bademciklerin alınması artrite yardımcı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki cevap bu soru için de geçerlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İklim değiştirilmesi artrite yardımcı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı  artrit hastaları, ılık ve kuru bir iklimde daha rahat ederler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrit tedavisinde kaplıcalar ne derece yardımcı olabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kaplıcaların tedavi nitelikleri yoktur. Ancak dinlenme, rahatlama,  psikoterapi ve çevre değişikliği gibi faktörlerin bir araya gelmesiy­le hastalar  kaplıcalardan nispeten yararlanabilirler. Kaplıcalardaki mineral sularda banyo  yapmanın veya bunları içmenin artrite yararlı olabileceğine dair bilimsel hiçbir  delil yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kabızlık artrite tesir eder mî ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ara sıra müshil almak artrite yardımcı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ancak geçici bir rahatlama getirebilme bakımından evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kalınbağırsağa ait «irrigation»lar artrite yararlı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Artrite yararlı olabilecek aşılar bulunmuş mudur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar bulunmamıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antibiyotikler artrite yardımcı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ancak  artrit belsoğukluğu veya streptokok enfeksiyonu gibi bak­teriler yüzünden ileri  gelmişse yararlı olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cerrahî yolla, artritten zarar görenler iyileştirilebilinir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Son yıllarda artritten sakatlığa uğrayanların sakatlanan  uzuvların eski haline getirilmesi ve düzeltilmesi için başarılı cerrahi müdahale  yolları geliştirilmiştir. Bu gibi müdahaleler kronik artrit sakatlıklara  uğrayanlara çok yararlı olmuştur.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8883767872973033926?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8883767872973033926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8883767872973033926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8883767872973033926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8883767872973033926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/artrit-hakknda-genel-bilgiler-ve.html' title='Artrit Hakkında Genel bilgiler Ve Öneriler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLA3JRCD2I/AAAAAAAAApU/FITfIiECBls/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3245760694439449315</id><published>2009-11-05T04:08:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T04:10:18.665-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doktorunuza periyodik sıhhî muayeneler için müracaat ediniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='En ufak bir çıban ve apse'/><title type='text'>Ciddî olabilecek bir enfeksiyonu önlemek için en iyi yol nedir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLAlrwrBUI/AAAAAAAAApM/xKgdoA3Zu0E/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLAlrwrBUI/AAAAAAAAApM/xKgdoA3Zu0E/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400590656805209410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Doktorunuza periyodik sıhhî muayeneler için müracaat  ediniz. Böylece bünyenizde gizli bir hastalık olup olmadığını tesbit et­me  imkânını bulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Bütün tırmık ve kesikleri, su ve  sabunla iyice yıkadıktan sonra bunları bandajla  örtünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;En ufak bir çıban ve apseyi bile hiçbir zaman  sıkmayınız veya içindeki cerahati boşaltmaya  kalkışmayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Cildinizin hassas olabileceği maddeleri  kullanmayınız. Bazı ki­şilerin ciltleri kokuyu önleyici (deodorant) losyonlara  veya koz­metiklere karşı çok hassas olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Yayılma  eğilimi gösteren bir enfeksiyonda hasta yatağa yatırıl­malı ve antibiyotik  tedavisine hemen başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.&lt;/strong&gt;İltihaplı yere ılık  kompres yapınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;g.&lt;/strong&gt;Doktorunuzu telefonla arayıp  kendisine durumu bildiriniz. O si­ze antibiyotik gibi özel bir ilâcın  kullanılması gerekip gerek­mediğini bildirecektir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3245760694439449315?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3245760694439449315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3245760694439449315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3245760694439449315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3245760694439449315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/ciddi-olabilecek-bir-enfeksiyonu.html' title='Ciddî olabilecek bir enfeksiyonu önlemek için en iyi yol nedir?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvLAlrwrBUI/AAAAAAAAApM/xKgdoA3Zu0E/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2202006687850368578</id><published>2009-11-04T05:20:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:58:50.747-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyatlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Apandisit vücudumuzun neresindedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anestezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Apandisit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apandisit türleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Apandisit ameliyatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apandisit görevi nedir ?'/><title type='text'>Apandisit genel bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_psdGmKI/AAAAAAAAAl8/vrwf2jO3T60/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_psdGmKI/AAAAAAAAAl8/vrwf2jO3T60/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400237782478526626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit vücudumuzun neresindedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisit  körbağırsağın solucana benzeyen uzantısıdır. 7.5 cm. ile 12,5 cm. kadar  uzunlukta, kalın bağırsak başlangıcının altında, karnın sağ kısmındadır. Normal  zamanlarda bir kurşun kalem kalınlığındadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fonksiyonu nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarda hiçbir fonksiyonu yoktur ve  hayvanlardan insanlara kalmış bir organ olduğu &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2693" target="blank"&gt;tahmin&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; edilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit hastalığı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisit, apandisitin  etrafının iltihabıdır. Etrafına yayılan ilti­haplanma bütü jtı bünyeye bulaşır.  Kötü iltihaplanma hallerinde apandisit iltihapla dolabilir. İltihaplanma,  apandisit duvarının dı­şına yayıldığı zaman kangrenli olmaya yüz tutabilir ve  apandisiti patlatabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit neden ileri gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisit bakterilerden  ileri gelen iltihapları veya sertleşmiş bir cerahat parçasının apandisite kan  akımını durdurmasından ve bu­radaki kan damarlarınım tıkanmasından ileri  gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Antibiyotik  çağından önce karın bölgesindeki ameliyatların en yaygın olanlarından biri  apandisitti. Bugün apandisit halleri çok da­ha az görülmektedir. Apandisite  genellikle 20, 30 ve 40 yaşlarında­ki kişilerde rastlanılır. Çocuklarda ve  gençlerde de apandisit görüle­bilir. Üç yaşından daha ufak çocuklarda ise bu  hastalığa pek nadi­ren rastlanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit vakaları azalmakta mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Açıklaması  mümkün olmayan nedenlerden günümüzde, yir­mi otuz yıl öncesine göre apandisit  vakalarına çok daha az rastlanmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit meyve çekirdekleri veya çiklet gibi cisimlerin  yutulmasın­dan ileri gelebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit bir aile hastalığı olabilir mi veya kalıtımla geçebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi tür apandisitler vardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Had  apandisit. Bu tür apandisit genellikle karın krampları, baş dönmesi veya kusma,  karının sağ alt kısmında hissedilen bir sancı ile kendisini gösterir. Bu  belirtiler aniden ortaya çıkabilir veya birkaç saat içerisinde yavaş yavaş  oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Tekrarlanan apandisit. Bu hafif apandisit  belirtileri ile kendisi­ni gösterir, derhal ortadan kaybolur ve birkaç ay veya  birkaç yıl sonra yeniden meydana gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir insan kendisinde apandisit olabileceğini nasıl anlayabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Karındaki kramplardan, baş dönmesi ve kusma hallerinden ve kar­nın  sağ alt kısmında duyulan sancıdan bir kişi apandisitten şüphelenmelidir. Bu  belirtiler birkaç defa devam edebilir ve gittikçe şid­detlenebilir. Nabız  artışında artış ve hafif ateş de olabilir. İştahsızlık ve kabızlıkta çok kez  apandisit belirtilerindendir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karın ağrıları için müshil ne zaman verilmeli ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir  zaman. Yapılabilecek en tehlikeli şey müshil vermektir. Bu, apandisitin  patlamasına neden olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karın ağrıları başlarsa lavman yapılmalı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ancak doktor hastayı muayene ettikten sonra bunun yapıl­masının gerektiğini  bildirdiği takdirde lavman yapılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit teşhisi yapıldıktan sonra ameliyat yapılması derhal gerekli  midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, had apandisit çok az vakada kendi kendiliğinden geçer  ve çok kez iltihaplanma hali patlamaya veya «peritonit» e neden olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisiti önlemek için bir çare var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit fazla yemek yemekten ileri gelebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit teşhisi için ne gibi laboratuar testleri yapılır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kan tahlili yapılır. Had apandisit hallerinde beyaz han hücreleri  (lökositler) genellikle normalin üzerinde bulunur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit hali görüldü mü ne kadar bir süre içerisinde hasta ameliyat  edilmelidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saat içerisinde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit patladığı zaman ne meydana gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisitten  fışkıran cerahat karın boşluğuna dolar ve peritonite sebep olur. Bu çok  tehlikeli bir durumdur. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir had apandisit hali buz keseleri kullanılmasıyla tedavi edilebilir  mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Ancak bazı hafif vakalar hiçbir tedavi görmeden  iyileşebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hafif bir vaka kendi kendine iyileştiği takdirde daha sonra  &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2660" target="blank"&gt;yeni&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; bir krizin gelmesi  için, bir meyil var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Sonradan gelecek olan halin  ilkinden çok daha ciddî olması mümkündür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatsız tedavi usulüyle iyileşebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı nadir vakalarda apandisit büyük dozlarda antibiyotik  ilâçla­rın verilmesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu iyi bir tedavi usulü ola­rak  görülmeyip ameliyattan daha büyük tehlikeler taşır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisitin en iyi tedavi yolu nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisitin  ameliyat yoluyla çıkarılması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatı ne derece ciddî bir ameliyattır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erken yapılan” bir apandisit ameliyatı hiçbir ciddiyet taşımaz.  Eğer ameliyat patlayan bir apandisitten peritonit olan bir hastaya  yapıl­maktaysa o zaman bu, ciddî bir ameliyat sayılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatı ne kadar sürer ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplikasyon olmayan  bir hastaya yapılan ameliyat ancak beş-on dakika sürer. Komplikasyon göstermiş  bir vakada, ameliyat bir iki saat kadar sürebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından kurtuluş ihtimali nedir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günümüzün ileri operasyon ve antibiyotik çağında apandisit  ame­liyatından yaklaşık her ameliyat gören hastaneden sapasağlam çıkar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisitin ne gibi komplikasyonları olabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En büyük  komplikasyon peritoniti meydana getiren apandisitin patlamasıdır. Bazı tedavi  olmayan hallerde apandisitten çıkan ce­rahat karaciğere karışarak karaciğer  apseleri meydana getirebilir­se de bu gibi olaylara çok az rastlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisite yapılan ameliyatta ne gibi anesteziler kullanılır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ya omurilik anestezisi, solunum yoluyla verilen siklopropan veya  diazot monoksit gibi gazlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatında hastanede kalma süresi ne kadardır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplikasyon olmayan bir vakada yaklaşık bir hafta. Eğer  apan­disit patlamışsa hastanın hastanede birkaç hafta kalması gerekebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatında ensizyon nereden yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Karnın  sağ alt kısmından. Ensizyonlar ya eğik ya da uzunluğuna yapılır. Bunların  uzunluğu genellikle beş ile on santim arasında olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ensizyonun uzunluğu önemli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle hayır. Bazı  operatörler daha uzun ensizyonlardan çalışmayı tercih etmektedirler. Şurası  bilinmeli ki ensizyonlar yandan yana iyileştiklerinden dolayı bunlar uzun da  olsalar, kısa da, aynı zaman süresi içinde iyileşirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Operasyondan önce tedavilere ihtiyaç var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplikasyon olmayan hallerde hayır. Komplike vakalarda ise  ameliyat öncesi damardan solüsyonlar ve büyük dozlarda antibiyo­tik verilmesi  gerekebilir. Ayrıca burundan, bağırsaklara ameliya­ta engel olabilecek sıvı ve  gazları bertaraf edebilmek için bir tüp indirilmesi de gerekli olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyattan sonra özel hemşireler gerekli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genel  apandisit vakaları için hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat sonrası dönemde aşırı sancı duyulur mu  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat sonrası ne gibi tedaviler gereklidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplike  olmayan vakalarda ameliyat sonrası herhangi bir tedavi usulü gerekli değildir.  Ancak, patlamış bir apandisit ameliyatından sonra sıvıların ağızdan verilmesi  doğru olmadığından bunlar enjeksiyon vasıtası ile damar yoluyla verilmelidir.  Ayrıca, bağırsak bölgesini boş bırakmak ve yayılmaları önlemek için burun  yoluyla mideye bir lâstik boru indirilmesi gerekli olabilir. Patlama olaylarında  peritoniti önlemek için büyük dozlarda antibiyotik veril­mesi gerekebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatını müteakip hasta, ne kadar zaman sonra yatak­tan  kalkabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplike olmayan ameliyatları müteakip hasta,  ameliyattan bir gün sonra yataktan kalkabilir. Peritonit hallerinde hasta  yataktan günlerce, bazen de haftalarca kalkamaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat yarasının kapanması ne kadar sürer  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplikasyon olmayan hallerde yara birkaç gün, en geç bir haf­ta  içerisinde kapanır. Patlayan bir apandisitte dren kullanıldığı va­kalarda  apandisit ameliyatı yarasının kapanması bazen haftalarca sürebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatı yarası sık sık enfeksiyona uğrar mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uğrayabilir! Çünkü enfekte olan bir organ (apandisit) bu yaradan  çıkarılmış olduğundan karın duvarına çıkarıldığı sırada bulaşmış olabilmesi  mümkündür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından sonra yaralardan sızıntı olması tabii midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ameliyattan birkaç gün sonra pembemsi bir sıvının yarada  toplanmış olduğu çok kez görülür. Operatör bunu bir kıskaçla ber­taraf eder. Bu  tedavi fazla sancıya yol açmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından sonra özel bakıma ihtiyaç var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplike olmayan vakalarda hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından sonra sürekli yan tesirler kalır mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat yarası vücudu çirkinleştirir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komplike  olmayan vakalarda hayır. Ancak, enfeksiyonlu bir yaraya dren konduğu.takdirde  karnın sağ alt kısmında çirkin bir yara izi kalabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit çıkarıldıktan sonra bağırsak mekanizması eski  fonksiyon­larını eksiksiz yapar mı ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit çıkarıldıktan sonra bunun tekrarlanması mümkün müdür  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Apandisit çıkarıldığı takdirde hayır. Çok az vakalarda patlamış  bir apandisite veya apandisit, operatörün erişemeyeceği bir yerdeyse ve operatör  apandisiti temizlemekle yetinirse, o zaman apandisiti daha ileri bir tarihte  çıkarma, lüzumu meydana gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatında neden bazen apandisit yerinde bırakılır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bazı apandisitlerin çıkarıldığı takdirde cerahatin karın  boş­luğuna yayılma tehlikesi artmaktadır. Özellikle lokal bir apse mey­dana  gelen apandisit olaylarında, bu gibi durumlarda apandisit ap­sesi basit drenaj  usulüyle temizlenir ve hastanın iyileşmesi temin edilir. Bu gibi hallerde hasta,  sonradan kesinlikle ameliyat olmalı­dır. Çünkü apandisit içeride bırakıldığı  zaman yeni apandisit cera­hati hallerinin olması devamlı bir tehlike olarak  kalmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu gibi hallerde apandisit yerinde bırakıldığı takdirde bu  apandisitin sonradan çıkarılması gerekli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Esas krizden  hasta kendine geldikten sonra en az altı ile on hafta arası apandisin  çıkarılması için operatöre başvurması gereklidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir kadın apandisit ameliyatı olduktan sonra gebe kalmasında bir  mahzur var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından sonra özel perhizler gerekli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit ameliyatından sonra yaranın sızlaması normal midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu yarada sancının haftalarca duyulması normaldir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Komplike olmayan bir apandisit ameliyatından sonra aşağıdaki şey­ler  ne kadar süre içerisinde yapılabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Banyo&lt;/strong&gt; =&gt;  Yara kapanır kapanmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sokakta yürümek&lt;/strong&gt; =&gt; Yedi ile on gün arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Merdiven çıkıp inmek&lt;/strong&gt; =&gt; Yedi ile on gün arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ev işleri yapmak&lt;/strong&gt; =&gt; Üç ile dört hafta arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Otomobil kullanmak&lt;/strong&gt; =&gt; Üç ile dört hafta arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karı-kocalık ilişkileri&lt;/strong&gt; =&gt; Üç ile dört hafta arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göreve dönmek&lt;/strong&gt; =&gt; Üç ile dört hafta arası&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bütün normal fizikî faaliyetlere yeniden başlamak&lt;/strong&gt; =&gt; Altı  ile sekiz hafta arası&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2202006687850368578?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2202006687850368578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2202006687850368578' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2202006687850368578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2202006687850368578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/apandisit-genel-bilgiler.html' title='Apandisit genel bilgiler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_psdGmKI/AAAAAAAAAl8/vrwf2jO3T60/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2877788117924309032</id><published>2009-11-04T05:19:00.001-08:00</published><updated>2009-11-04T05:20:17.466-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='badem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apandisit hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apandisit nedir ?'/><title type='text'>Apandisit</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_fYzyd2I/AAAAAAAAAl0/t2MZoBb8tKU/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_fYzyd2I/AAAAAAAAAl0/t2MZoBb8tKU/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400237605406275426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;Yaygın bir hastalık olan “apandisit”, karnın alt kısmında bulunan ve apandis  ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm  uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta  olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt  bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku  bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Apandisit nasıl oluşur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;“Apandisit yüzde 90 oranda,  apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından  kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde sıvı  birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile  apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi  bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını  belirterek “apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç  bulunmuyor” diyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Görülme sıklığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eldeki verllere göre, apandisit her yasta  görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya  çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en  sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı  yüzde 2 dolayında kalıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik  çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25  yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki  dönemde oran tekrar eşitleniyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Belirtiler ve tanı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr.  Cavit Hamzaoğlu, apandisitin belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları  söylüyorlar. “Karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların  bir araya gelmesi tanıyı kolaylaştırır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karın ağrısı;&lt;/strong&gt; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle  göbek çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma  gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer  (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt bölgesine  yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin  değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü  ve makatta hissedilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat  önemsenmeyen bulgudur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bulantı ve kusma;&lt;/strong&gt; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde  75′inde bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa  kusmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi  şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor.  Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde normal  kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor. Hastanın, fazla hareket  etmekten kaçınması ve öksürme zıplama gibi hallerde ağrılarının artması tanı  bakımından önem taşıyor.&lt;br /&gt;Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili  önemli bir noktaya işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın  belirtilerine benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi  açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu’nun verdikleri bilgilere göre;&lt;/strong&gt;  karın içi lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları,  dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları iltihabı  ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve bağırsak damarlarının  tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı bulguları verebiliyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kesin tedavi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu  yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi  kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin  tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, “hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık  appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır” diyorlar. Prof.  Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri  veriyorlar:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların  ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta  toplanır. Üç gruptaki vakalar;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış  apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone  apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi  sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit  denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak,  antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir  ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ölüme neden olabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde apandisit ameliyatları en  basit ope*rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına  rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor.  Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol  açabiliyor.&lt;br /&gt;Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda  yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.&lt;br /&gt;Prof. Taşçı ile Opr.  Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk  oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve “Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan  teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok  fazladır.&lt;br /&gt;Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken  yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır” diyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül bir  hastalık sorunu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dikkat edilmesi gereken durumlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;· Karın ağrısı olduğu  zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici almayın, mutlaka bir doktara  başvurun.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;· Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide tedavisine  başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;· Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık 15-30  dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;· Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın yıkanır ve  karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık 2-3 gün hastanede  kalır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;· Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;· Günümüzde yüzde 100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuvar ve  görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene bulguları  ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur. Şüpheli vakalar ağrı  kesici verilmeden takip edilir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2877788117924309032?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2877788117924309032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2877788117924309032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2877788117924309032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2877788117924309032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/apandisit.html' title='Apandisit'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_fYzyd2I/AAAAAAAAAl0/t2MZoBb8tKU/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1842457976266450902</id><published>2009-11-04T05:17:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:18:50.807-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adrenalin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='badem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anestezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anestezist'/><title type='text'>Anestezi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_JkH1rXI/AAAAAAAAAls/hyTfVUlFA4g/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_JkH1rXI/AAAAAAAAAls/hyTfVUlFA4g/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400237230486039922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anestezi doktoru, operatör gibi bir uzman mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  ikisi de tıp fakültelerinden mezun olmuş ve ihtisaslarını yap­mış  kimselerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyatlarda anestezi yapanların doktor olmaları gerekli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İmkânlar oranınca evet. Anestezi uzmanı olan bir doktorun  ameliyatta anestezi yapması tercih edilir. Anestezi günümüzde çok iler­lemiş  olan bir ihtisastır ve bir anestezi uzmanının ameliyatta ha­zır bulunması  ameliyatın başarılı olması için çok önemli bir ko­runma tedbiridir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir anestezi uzmanının uzmanlık eğitimi neleri ihtiva eder  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir doktorun bir anestezi uzmanı olabilmesi için asistanlık  devre­sinden sonra resmî bir hastanede anestezi konusunda dört yıl bu branşta  çalıştıktan sonra anestezi uzmanlık imtihanına girmesi ve başarı ile geçmesi  gerekmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Doktor olmayan anestezistler hâlâ çalıştırılmakta mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bunun nedeni de hastanelerde yeterli sayıda uzman anestezist  doktorların bulunmayışıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anestezist için neden ayrıca ücret ödenmektedir:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çünkü o  da ihtisas yapmış bir doktordur. Onun ameliyattan önce yapılan konsültasyonda  ileri sürdüğü görüşler, anesteziyi kullanması ve anesteziden sonra hasta ile  ilgilenmesi, ameliyatın başa­rısında büyük rol oynar. Ameliyat sonrası hastanın  iyileşmesinde de yardımcı olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çocuk doğumunda anestezist görevlendirilmesi yararlı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Onların bu durumlarda görevlendirilmesi doğumlarda ölüm­leri  ve çocuğa ait komplikasyonları büyük ölçüde azaltabilmekte­dir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Doğum hallerinde çok acı çekilmesi gerekli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Modern anestezi metotlarıyla ancak doğum hallerinin ba­şında çekilen hafif  sancılar gereklidir. Bundan sonra gelecek san­cılar ve çocuğun doğumu anneye  hiçbir zarar getirmeden anestezi yoluyla önlenebilinir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çocuk sezaryen usulüyle dünyaya getirilecekse anestezi lüzumlu mu­dur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Sezaryen bir ameliyattır ve öteki bütün ameliyatlar gibi  anes­teziyi gerektirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat öncesi «değerlendirmeye ilâç kullanma kararı» ne demek­tir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anestezist hastanın geçmiş hayat durumunu ve ne gibi hastalıklar  geçirmiş olduğunu gözden geçirir ve ne cins anestezi kullanacağını elde ettiği  bilgilere göre kararlaştırır. Eğer anestezi uzmanı hasta­nın anesteziden ve  ameliyattan sağlam çıkamayacağı kanaatine varırsa ameliyatın tehir edilmesini  tavsiye eder. Anesteziden önce hastaya hastane odasında uyuşturucu ve  yatıştırıcı ilâçlar verilir. Bu şekilde hasta, anestezi uygulanmasına alırlık  derecesi artmış olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anestezi indüksiyonunun anlamı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar anestezinin  başlangıç usulleridir. Bugün anestezi hiç heye­cana veya korkuya kapılmadan  yapılır. Önceden hastaya verilen ilâçlar ve damara yapılan enjeksiyonlarla  hastanın uykuya dalma­sının teminiyle anestezi hiçbir acı vermeden rahatça  yapılabilme­lidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En genel tip anesteziler hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.  &lt;/strong&gt;Bugün en çok kullanılan anestezi sistemi solunum yoluyla ya­pılan  anestezidir. Bununla beraber bugünkü anestezi uzmanlarının büyük çoğunluğu  dengeli anestezi sistemi diye adlandırdık, lan bir sistemi kullanmaya  başlamışlardır. Bu sistemde hasta­nın uyutulması için birçok değişik usullere  başvurulmaktadır. Hastayı uyutmak için «penthotal» veya benzeri «İnnovar»  ilâç­lar damardan enjekte edilmektedir. Bundan sonra acıları önle­mek için  hastaya «diazot monoksit» (güldürücü gaz) ve oksi­jen verilmektedir. En sonunda,  operatör teknik işlemlerine başla­yabilmesi için adaleleri gevşetecek .ilâçları,  damar yoluyla en­jekte edilir. Ameliyat devam ederken de, gerektiği miktarda  yu­karıdaki ilâçlardan verilmesi sürdürülür. Bazı hallerde «diazot monoksit» e  eter ilâve edilir. Başka durumlarda «diazot monok­sit» yerine «Fluothane»  kullanılabilinir. Eter, günümüzde artık fazla kullanılmamakla beraber, yine de  çok kıymetli anestezik bir ilâç olarak uygulanmaktadır. Kulla­nıldığı zamanlar  kana ciğerlerin yolu ile çekilmektedir. Oradan beyine giden eter, bir şuursuzluk  hali meydana getirmektedir. Eter «açık damla» usulüyle veya özel makinelerle  kullanılabilir. Bazı vakalarda ağızdan soluk borusunun üst kısmına solunum  borusuna bir tüp yerleştirilmesi de gerekli olabilir. Bu yol anes­tezinin  kontrolünü kolaylaştırır ve anestezinin tam olması için bir^ garanti teşkil  eder. Ancak eterin patlama özelliği olduğun­dan, bu gibi patlamalara karşı  emniyet tedbirlerinin önceden alınması gereklidir. , Fluothane (halothane),  yanma ve patlama hassaları olmayan bir gazdır, son yıllarda büyük ölçüde  kullanılmaya başlanmış­tır. Solukla, içeriye çekilen anesteziler arasında en  güçlü anestezi maddesi olarak kabul edilen bu gazın en büyük mahzuru bazı  hastaların karaciğerlerine zararlı olabilmesidir. Son yıllara kadar çok az  kullanılmış olan başka bir solukla içe­riye alman anestezi gazı, «siklopropan»  dır. Bu gaz her zaman fazla miktarda oksijen ile birlikte birçok vakalarda da  daha uzun bir anestezi temini için başka ilâçlarla birlikte kullanılmakta­dır.  Bu gazın da tek mahzurlu yanı patlayıcı olmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Bele, omurilik sıvısına iğne ile yapılan anestezi. Bu tip  anestezi genellikle belden aşağısında yapılacak bir ameliyatta  kullanıl­maktadır. Omurga kemiği kanalına «Novocaine» veya buna ben­zer bir ilâç  enjekte edilerek yapılır. Bu tür anestezi yalnız ameli­yat edilecek kısmı  uyuşturur ve ameliyat olan hasta uyanık ka­lır. Günümüzde omurga kemiğine  yapılan anestezi, çoğunlukla başka damara yapılan enjeksiyonla birlikte yapılır  ve bunlar sayesinde hasta ameliyat sırasında hafif bir uykuya dalar,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Epidural ve caudal (kuyruk sokumu) anestezi. Bu tip  anestezi­ler omurilik anestezisinin benzeridirler ve vücudun muhtelif  kı­sımlarını uyuştururlar. Bu tür anestezilerin omurilik anestezi­sinden  farkları omurga kanalının içine değil de dışına yapılma­larıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;d. &lt;/strong&gt;Lokal veya bölgesel anestezi. Lokal anestezide çoğunlukla  «Novolaine» kullanılır ve bu anestezi türü vücudun muhtelif yerle­rine tesir  eden sinirlere enjeksiyon yoluyle yapılır. Bu usul anes­tezinin tesir süresi  kısa olduğundan bu karakteristiği önlemek için daha uzun bir sancı giderme  süresi verebilecek başka sis­temler geliştirilmiştir. Bunlar «Xylocaine»,  «Carbocaine» ve «Nesacaine»dir. Ancak bu ilâçlarla anestezi süresini uzatmak  mümkündür. Bunların bazılarının toksik tesirler yaptıklarından kullanmalarda çok  ihtiyatlı olunması gerekmektedir. Lokal ve­ya bölgesel anestezilerin tesir  süresini uzatabilmek için çok kez enjeksiyondan önce anestezi karışımına az bir  miktar adrenalin ilâve etme usulü kullanılmaktadır. Adrenalin kan damarlarının  büzülmesine yol açtığından kanda absorbe olan anesteziyi azalt­makla ameliyat  yapılacak yerden uzaklaşmasını önlemektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;e. &lt;/strong&gt;Damardan yapılan anestezi. Damara enjekte edilen ve  baygın­lık veren birçok ilâç mevcuttur. Bu yolda kullanılan ilâçlar ço­ğunlukla  «Penthothal»dır. Bunların fonksiyonları hastayı uyutmak (narkoz)tır.,Sancıyı  önleyecek nitelikleri olmadığı için bun­lar ameliyattaki anestezide tek başına  kullanılmazlar. Bu sebeple bunlar asıl anesteziye yardımcı olarak kullanılırlar  ve hasta uyutulduktan sonra anestezik durumun devamının temini için diazot  monoksit «Fluothane» gibi ilâçların kullanılması gerek­mektedir. Bazı vakalarda  «Siklopropan» da kullanılabilir. Bu gi­bi anestezilerde anestezist, damardan  verilen ilâçları daima azar azar vermeye dikkat eder. Çünkü bunlar nefes alma  gibi bazı hayatî fonksiyonları, zorlayarak zayıflatabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;f. &lt;/strong&gt;Mevizî anestezi. Bu tür anestezi ağız, burun, göz gibi  organlarda kullanılır. Bu anestezi bir pamuklu aplikatör veya sprey kullan­makla  yapılır. Başka kullanılan bir usul de, gereken yere göz damlalığı ile ilâcın  damlatılmasıdır. Mevzii anestezide kullanılan ilâçlar genellikle kokain ve  pontokain’dir. Bunların da devam süresi kullanılan solüsyona biraz adrenalin  katılmasıyla elde edilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anestezi verilirken hangi gazlar kullanılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Diazot  monoksit, siklopropan halothane veya etilen.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gazların rahatsız edici kokuları var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyata başlanmadan önce hasta muhakkak surette uykuya dalmış  olacak mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Anestezi tam etkisini göstermeden ameliyata  başlanılmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hastanın kendi anestezisini seçmesi doğru bir hareket midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Yapılacak ameliyata göre operatör ve anestezist hangi  anes­tezinin kullanılmasının gerekli olduğunu çok daha iyi kestirecek  durumdadırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat olmakta olan hastalar anestezinin tesiri altındayken önemli  sırları istemeseler de açıklayabilirler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu çok yaygın,  fakat tamamen asılsız bir inançtır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat tamamlanmadan anestezinin tesiri geçtiği vaki olmuşmudur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Anestezist her zaman anestezinin ilâve gerektiğini bilir ve  gerek duyunca ameliyat sırasında anesteziyi artırır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat tamamlandıktan sonra anestezi tesirinin bitmesi ne kadar  sürer ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük ölçüde verilmiş olan anestezinin miktarına ve  cinsine bağlıdır. Omuriliğe yapılan anesteziler genellikle ameliyatın  biti­minden bir ilâ üç saat arasında tesirini kaybeder. Genel anestezi ameliyat  bitiminden birkaç dakika sonra tesirini kaybedebilir; fa­kat bazı zamanlarda bu  birkaç saat da sürebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En emniyetli anestezi türü hangisidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde uzman  anestezistlerin yapacağı her tür anestezi em­niyetlidir. Anestezide kazaların  sayısı o kadar azdır ki, bugün ame­liyatlarda ancak çok küçük bir problem olarak  kabul edilmekte­dir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir tip anestezi ötekinden daha emniyetli olarak kabul edilebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunun için kesin bir şart yoktur. Kullanılacak anestezi, yapılacak  ameliyata, ameliyatı yapacak doktora Ve ameliyat olacak hastaya, vs. bağlıdır.  Hastanın ameliyatında yapılacak anesteziyi seçmesini anesteziste bırakması her  zaman tavsiye olunur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anesteziden komplikasyonlar en iyi hangi, şekilde önlenebilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bütün ameliyat boyunca hastanın gerektiği miktarda oksijen alması  teinin edilmesi ve hastanın akciğerlerine dışarıdan gereken ha­vanın girmesini  garanti etmekle. Bu ölçüler ameliyat boyunca uz­man doktor-anestezistler  tarafından kontrol edilip gerekenler ya­pılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir anestezinin uzaması ne dereceye kadar emniyetlidir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerekli miktarda hastaya oksijen verildiği müddetçe, anestezinin  bazen on veya on iki saate kadar uzamasında hiçbir tehlike yoktur. Günümüzde her  alanda yapılan yeni tür operasyonlarda hastaların saatlerce anestezi altında  kalmaları gerekmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soluk borusu içinde (endotrachea) anestezi ne demektir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu tür anestezide ağızdan veya burundan bir tüp doğrudan doğruya  soluk borusu içerisine yerleştirilmekte ve anestezi solunum yoluyla  verilmektedir. Bu, solunum anestezisinde en emniyetli sistemdir. Çünkü bu  metotla nefes alma en etkili şekilde kontrol al­tında tutulabilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Omuriliğe yapılan anestezilerden sonra genellikle baş ağrıları  meyda­na gelir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Omurilikten anestezi olan hastaların yaklaşık  yirmi kişiden birin­de anestezi sonrası baş ağrıları meydana gelmektedir.  Bunlara şim­di bazı önleyici tedbirlerle engel olunmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Omurilik anestezisinden sonra meydana gelen baş ağrılarının devam  süresi ne kadardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar ortalama iki veya üç gün sürer.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Omurilik anestezisinden sonra gelen baş ağrıları nasıl tedavi edilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a. &lt;/strong&gt;Çok miktarda su alınmalı. Günde sekiz on  bardak kadar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b. &lt;/strong&gt;Aspirin gibi ağrı kesen ilâçlar  alınmalı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c. &lt;/strong&gt;Omurga kanalında su miktarını artırmak için  gereken enjeksi­yonlar yapılmalı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Büyüklerde olduğu gibi bebeklere ve çocuklara da anestezi verilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Çocuklar ve bebeklerin anesteziye tahammülleri çok  iyidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyat esnasında hastanın genel durumundan anestezist mi  sorum­ludur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ameliyat süresince anestezist yalnız nefes  almasını değil, nabzını, kalbin çalışmasını ve tansiyonunu kontrol altında  tutar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşağıda ameliyatlar için genellikle kullanılan anestezilerin listesi  bulunmaktadır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beyin =&gt; Genel veya bazen lokal, damardan yapılan  enjeksiyonlarla. Bazı hal­lerde bunlar yapılmamaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göz&lt;/strong&gt; =&gt; Genel, mevziî veya sinirleri tıka­ma yoluyla  yapılan anestezi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kemik&lt;/strong&gt; =&gt; Genel, omurilik veya kısmen sinir­leri tıkama  yoluyla yapılan anes­tezi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ağız&lt;/strong&gt; =&gt; Lokal veya kısmen sinirleri tıka­ma yoluyla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bademcik&lt;/strong&gt; =&gt; Çocuklarda genel. Büyüklerde lo­kal veya  genel.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tiroid&lt;/strong&gt; =&gt; Genel. Çok kez solunum borusuna yerleştirilen  tüp yoluyla. Az vaka­larda kısmen veya lokal.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs&lt;/strong&gt; =&gt; Genel anestezi. Çok az vakalarda lokal anestezi  kullanılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kalp ve akciğerler&lt;/strong&gt; =&gt; Soluk borusundan yerleştirilen tüp  yoluyla genel.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karma ait organlar&lt;/strong&gt; =&gt; Hastanın rahatsızlığının özelliğine  göre genel veya omurilik anestezi­si. Omurilik anestezisine başvurul­duğu  zamanlarda genellikle hasta­nın anesteziden önce uyutulması için damardan  verilen uyutucu ilâçlar kullanılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Böbrekler, mesane ve prostat&lt;/strong&gt; =&gt; Genel veya omurilik  anestezisi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Rektum, anus (makat) ye tenasül organları&lt;/strong&gt; =&gt; Genel,  omurilik veya kuyruk kesi­minden yapılan (caudal) anestezi. Çok kez önceden  uyutmak için da­mardan enjeksiyonlar gerekli olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Üst uçlar&lt;/strong&gt; =&gt; Genel, lokal veya bölgesel sinir tıkayıcı  anesteziler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alt uçlar&lt;/strong&gt; =&gt; Genel, omurilik, lokal veya kısmî  anestezi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Anestezist operatöre çok kez gereken öğütleri verir ve anestezi al­tında olan  hastanın durumu hakkında gerekli bilgileri ulaştırır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hasta, önceki bir ameliyatta anesteziye karşı olumsuz bir tepki  gös­termişse bu her anestezide olumsuz tepki göstereceğine delâlet eder mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Son yıllarda anestezi dalında o kadar büyük ilerlemeler  kay­dedilmiştir ki bu gibi tekerrürlerin meydana gelmesine imkân yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hasta daha önceki bir anestezide olumsuz tepkiler göstermiş olduğu­nu  anestezist’e bildirmeli mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Anestezi doktoruna bundan önceki  bir ameliyatta veya anestezide göstermiş olduğu olumsuz tepkiler hakkında geniş  bilgi ver­mesi her zaman faydalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ameliyattan önce yemek yediğini hasta anesteziste bildirmeli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Hastanın anesteziye boş, midede gelmesi çok önemlidir. Eğer  hasta ameliyattan önce yemek yemişle bunu anesteziste bildirmesi şarttır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1842457976266450902?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1842457976266450902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1842457976266450902' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1842457976266450902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1842457976266450902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/anestezi.html' title='Anestezi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF_JkH1rXI/AAAAAAAAAls/hyTfVUlFA4g/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3972059799477892718</id><published>2009-11-04T05:16:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:17:37.298-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinüs enfeksiyonları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alerji hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alerjik hastalıkları nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alerji ile ilgili bilgiler'/><title type='text'>Alerji</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-1VUW_sI/AAAAAAAAAlk/kuNy5HiTtGg/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-1VUW_sI/AAAAAAAAAlk/kuNy5HiTtGg/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400236882914639554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Alerji; bir kişide, başkalarına karşı  genellikle hiçbir hassasiyete yol açmayacak bir maddenin yarattığı aşırı bir  duyarlık durumu­dur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ne gibi maddeler alerji yapabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dokunduğumuz,  yuttuğumuz, solukla içeriye çektiğimiz hemen her şey alerji yapabilir. alerjiyi  meydana getiren maddeye «alerjen» adı verilir ki, yüzlerce çeşit alerjen  vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji meydana getiren maddelerin en sık görülenleri hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ağaçlardan gelen tozlar, otlar ve yabanî otlar, gübreli toprak  spor­ları, evdeki tozlar, hayvan tüyleri, bazı yemekler, ilâçlar, boyalar,  kimyevî maddeler v.s.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir insanda alerji olduğu nasıl tespit edilebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En  genel belirtiler şiddetli hapşırmalar, burun tıkanıklığı, hırıltıy­la solumak ve  nefes tıkanıklığı, cilt kaşınması, büyük şişkinlikler ve «ürtiker»dir. Alerjiler  kendilerini ayrıca kusmak, ishal, karın krampları, baş ağrıları, vücutta lekeler  ve başka semptomlarla da gösterebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler tehlikeli olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Tedavi edilmeyen  saman nezlesi, nefes darlığı (astım) veya sinüzite dönüşebilir. Astım ise  kontrol altına alınmadığı takdirde kronik yetersizlik getirebilir ve başka ciddî  solunumla ilgili durumlara neden olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjik durumlarda erken teşhis önemli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bazı  alerjilerin erken tedavisi sayesinde astım veya sürekli akciğer bozuklukları  gibi ciddî komplikasyonları önlenebilinir. Bu özellikle çocuklarda önemlidir.  Çocuklardaki alerjiler küçük yaş­ta kontrol altına alınmadığı takdirde normal  gelişmeleri büyük öl­çüde gecikmeye uğrar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En genel alerjik hastalıklar hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Saman nezlesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Yıl  boyunca devam eden alerjik burun iltihabı veya kan da­marlarını büzücü ya da  genişletici nezle.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Bronşlarda  astım.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Egzema (atopic  dermatitis).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Ürtiker urticaria veya ödemli ürtiker  (angiodema).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.&lt;/strong&gt;Zehirli sarmaşık gibi deri iltihabı  (dermatitis).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;g.&lt;/strong&gt;Şiddetli baş ağrıları.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler tedavi edile bilinir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birçok vakada  alerjiye sebep olan şey «alerjen» bir köpek veya ke­di gibi, ortadan kaldırıldı  mı hasta tamamıyla iyileşir.. Başka vaka­larda bir seri hassasiyeti ortadan  kaldırma «hyposensitization» enjeksiyonları ile hasta sürekli olarak  iyileşebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjik hastalar devamlı olarak tedaviye tâbi tutulmalı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her zaman değil. Çok kez gereken «hyposensitization» derecesi  te­min edildikten sonra hastaya başka müdahaleye gerek kalmaz. Ancak birçok  hastada alerji yapan, madde (alerjen) alerji belir­tileri gösterdiği sürece  tedaviye devam edilmesi gereklidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler önlenebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle evet. Alerjik  oduklarını bilen kişiler kendilerine alerji yapan maddelerden ‘uzak kalmaya önem  vermelidirler. Meselâ çi­çek veya ağaç tozu olan mevsimlerde bu gibi hastalar  kırlarda do­laşmaktan sakınmalıdırlar. Evdeki tozlardan mümkün olduğu ka­dar  uzak kalmalıdırlar, boya kokularını teneffüs etmemelidirler, mümkün olduğu  derecede fazla yorgun düşmemeli ve duygusal üzüntülerden kaçınmalıdırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde ve küçük çocuklarda genel alerji sebepleri nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yedikleri yemekler ve vücutlarına sürülen maddeler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kalıtım yoluyla alerjiye fazlasıyla istidatları olan çocuklarda  alerjiler önlenebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu gibi çocuklara kaynatılmış ve  koyu süt verilmelidir. Bu gi­bi sütler çiğ sütler kadar i alerjiye neden  olmazlar. Çocuklara veri­lecek yeni gıda maddeleri bebeğe birer birer  verilmelidir. Böylece anne, hangi gıda maddesinin çocuğa alerji yapacağını  tespit et­me imkânını bulabilecektir. Yumurta ve balık gibi katı gıda mad­deleri  bebeğe daha sonraları verilmelidir. Çocuğun yatak ve oyun odası mümkün olduğu  kadar tozlardan arınmış olmalıdır. Kedi, kö­pek ve hatta doldurulmuş hayvan  oyuncakları bile çocuklardan uzak tutulmalıdır. Çocuğa bakan doktora çocuğun  ailesindeki alerji durumu bütün ayrıntılarıyla anlatılmalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler kalıtım yolu ile geçebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;alerji  uzmanlarının büyük çoğunluğu alerjinin kendisinin değil, fakat alerjiye istidada  kalıtım yoluyla geçebileceğine inanmakta­dırlar. Bu demektir ki anne veya babası  alerjik olan bir çocuğun ailelerinde alerji olmayan çocuklardan çok daha yüksek  bir oran­da alerjik olma ihtimali vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar anne ve babalarında olan alerjilerin aynılarına mı  yakalan­maya meyillidirler ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kati surette değildir. Anne ve  babalardan biri saman nezlesinden alerji gösteriyorsa çocukta astım, egzema veya  başka alerjik du­rumlara rastlanabilinir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Annesi ve babası da alerjik olan bir çocuk, anne ve babasından  yal­nız biri alerjik olan bir çocuktan daha mı fazla alerjiye kapılabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bunların alerjiye kapılmaları daha erken ve alerji türleri  da­ha ciddî olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anne ve babadan ikisi de alerjik ise bunların çocuklarının alerjik  ol­ma ihtimalleri nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunların yüzde ellisi alerjik olacaktır.  Anne ve babadan yalnız bi­ri alerjik ise çocuğun alerjik olma ihtimali yaklaşık  % 25′tir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler kendiliklerinden yatışır ve böylece tamamen geçer mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, ama bu pek az görülen bir olaydır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler tedavi edildikten veya durdurulduktan sonra tekrarlar mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazen evet. Bu daha çok görülebilir ve hasta yeni bir  hassasiyet­ten alerjik olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler öldürücü olur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Alerjiden ölenlere çok az  rastlanır. Ancak alerjiler rahatsız edici­dir ve zahmetlidir. Bazen bir ilâca  karşı alerji ölüme neden olabi­lir. Fakat bu çok az rastlanan bir olaydır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler belli mevsimlerde mi kendilerini gösterirler  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazıları öyledir, bazıları da değil. Saman nezlesi vakaları  genellik­le yabanî otlar ağustos ve eylül aylarında tozaklanmaya başladık­ları  için kendilerini gösterir. Otlara karşı alerjik olanlar ise mayıs ve haziran  aylarında alerjik olmaya başlarlar. Çünkü otlar o mev­simde daha çok  tozaklanırlar. Gıda maddelerine, ilâçlara, hayvan kıllarına veya evlerdeki  tozlara karşı allerj ilerin mevsimleri yok­tur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tozaklamalar nedir ?&lt;/strong&gt; ,&lt;br /&gt;Bunlar çiçeklerden, ağaçlardan,  otlardan ve yabanî otlardan çıkan mikroskopik boyda incecik, pudra biçiminde,  sarı renkte zerrecik­lerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiye yakalanmakta yaş grubu var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Alerji  her yaşta gelebilir. Ancak alerjinin en sık ortaya çıktığı yaş çocukluk  çağıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler nezleler gibi bazen bulaşıcı olur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır,  alerjiler insanlarda temasla bulaşmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yıllardan beri hiçbir şikâyeti olmayan bir insan nasıl oluyor da  birden bire bir alerjiye yakalanabiliyor ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı olaylarda belli  maddelerle uzun süreli temaslar sonucu bir alerjinin gelişebileceği bilinen bir  gerçektir. Ayrıca, daha önceden hiçbir alerji belirtisi göstermemiş bir kişinin  duygusal sıkıntılar­dan, aşırı yorgunluktan ve enfeksiyonlardan dolayı alerjik  belir­tiler göstermesi mümkündür. Ergenlik çağma girişte, âdetlerin  ke­silmesinde veya gebelik durumunda meydana gelebilecek değişik­likler alerjik  dengeyi bozarak, bir alerjinin ortaya çıkmasına ne­den olacak hastalık  belirtileri getirebilir.^&lt;br /&gt;Bir insanın alerjik olması için, hayatı boyunca  alerjiye meyilli oldu­ğu doğru mudur?&lt;br /&gt;Evet. Bir sıkıntı veya karışıklıktan  dolayı alerjik dengesi bozulun­ca kendisinde bir alerji gelişecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler psikosomatik midir (akıl ile beden arasındaki ilişki)  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Üzüntü, korku, kızgınlık ve şiddetli heyecan gibi duygular alerjik  bir krizi zamanından önce meydana getirebilir. Bazı alerjilerin, hasta  psikiyatrik yardım görünce ortadan kaybolduğu gerçektir. Ancak, bu alerjinin  fizik temelini sarsmaz. Çünkü alerjik meyil ruhî durum ne kadar düzelmiş olursa  olsun, yine de kaybolmamaktadır. Alerjik çocukların anne ve babaları daima  çocukların güven­lerini yenilemeli ve sükûnetlerini muhafaza etmelidirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sinirlilik alerjiye neden olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Ancak  ikisi arasında kesin bir ilişki vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji ne ölçüde yaygındır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nüfusun en az % 30′unda bir  tür alerji mevcuttur. Meselâ, Amerika’daki kronik hastalıklar arasında alerji  üçüncü sırada yer al­maktadır. Yalnız, mafsal ve kalp damarları hastalıkları  alerjinin önünde gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjik kişiler genellikle bir madde «alerjen»den fazlasına mı  alerjik olurlar ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En genel alerji nedenleri hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çiçek, ağaç ve  ot tozları, bütün tozlar, gübre sporları, keskin koku­lar, hayvan kılları,  tüyler ve çeşitli yemekler. Bunlardan başka ya­tıştırıcı ilâçlar, serumlar,  antitoksinler, boyalar, parfümler, plâs­tikler, evlerde ye endüstrilerde  kullanılan daha birçok kimyasal madde alerjiye neden olabilir. Böcek ve,  haşerelerin ısırması veya sokması da alerjik haller meydana getirebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hasta alerjik olup olmadığını nasıl anlayabilir ve kendisini  alerjik yapan maddeyi nasıl öğrenebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doktoru, hayatı hakkında  ayrıntılı bilgi alacak ve çalışma alanı ve evi çevresini kontrolden geçirecek,  yaşama âdetlerini öğrenecek, ve boş zamanlarında nasıl vakit geçirdiğini tespit  edecektir. Bütün bu faktörleri tespit ettikten sonra doktor laboratuar  testlerine başvuracaktır. Birçok genel alerji yapan maddelerden (alerjen) özler  alarak bunlarla hastada cilt testleri yapacaktır. Bu cilt testle­ri ile hastanın  aşırı hassasiyeti tespit edilecektir. Bu gerçekten bir detektiflik işidir ve çok  sabıra ihtiyaç göstermektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cilt testlerine her zaman güvenilebilinir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık  ki hayır. Bir insan kullanılan maddeye aslında alerjik de­ğilse bile olumlu  tepki gösterebilir. Veya o maddeye alerjikse bile, olumsuz reaksiyon  gösterebilir/Cilt testlerinin başarılı olabilmesi için bunları yapan doktorun  alerji alanında tam bir bilgi ve tecrü­beye sahip olması gereklidir. Solukla  içeriye çekilen ilâçlarla yapı­lan cilt testleri gıda maddeleriyle yapılanlardan  daha güvenlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cilt testleri sancı yapar mı ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İyi yapıldıkları zaman  hayır. Test yapıldığı zaman hafif bir iğne ba­tığı hissi duyulursa da bu önemli  bir sancı sayılamaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji testlerinin yapılmasının dolaylı metodu nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu  metotta alerjik hastadan alman kandan hazırlanan serum alerjik olmayan bir  kişinin vücudunun çeşitli yerlerine enjekte edi­lir. Belli bir zaman aşımından  sonra testler bu yerlerde yapılır. Bu metoda alerjik hastanın cildinin  hastalıklı olduğu ve bu gibi test­lere uygun olmadığı zamanlar  başvurulmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjik hastalar alerji ile ilgili olmayan hastalıklar için ilâç veya  en­jeksiyon alırken özel dikkat göstermeleri gerekir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  alerjik bir hastanın herhangi bir doktordan başka bir has­talık için ilâç  reçetesi almadan önce doktora alerjik durumunu bil­dirmesi gereklidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjiler nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birinci ve en önemli adim  teşhistir. Alerji uzmanı hastanın ayrın­tılı hayat hikâyesini öğrendikten sonra  alerjinin neden ileri geldi­ğini tespite çalışacaktır. Uzman doktor hastanın  devamlı olarak bir hatıra defteri tutmasını ve bunda gün içerisinde her  yaptığını ve her yediğini kaydetmesini isteyebilir. Kendisini tecrübe  perhiz­lerine tâbi tutabilir. Geniş ölçüde cilt testleri gerekli olabilir.  Alerjinin nedenleri bulunduktan sonra bunlardan birçokları meyda­na çıkmış  olabilir. Bu nedenleri önleme yolları hastaya anlatılır. Eğer alerji yapan  maddeyi önlemenin pratik bir yolu yoksa o za­man doktor alerjik halleri yok  etmek için gereken yatıştırıcı ilâçlan tavsiye eder. Uzman doktor muhtemelen  hastaya enjeksiyon yolu ile allerj enden meselâ çiçek veya ot tozu devamlı  surette arttırılan dozlar enjekte ettirecektir. Bu enjeksiyonlar sayesinde  has­tanın alerjik maddeye karşı direnci artacak ve ileride alerjik belir­tiler  eksilecek veya tamamen ortadan kalkacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Eğer alerjinin bir ev hayvanından ileri geldiği anlaşılırsa, hastanın  bu sevdiği hayvandan ayrılması şart mıdır ?&lt;/strong&gt; ,&lt;br /&gt;Evet. Bir hastanın bu  hayvana karşı hassasiyetini ortadan kaldır­mak hemen hemen imkânsızdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hastanın alerjisinin bir yemekten ileri geldiği anlaşılırsa bu  yemeği yemekten vazgeçmekle alerjisinden kurtulabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu çok  zordur. Çünkü birçok yemeklerde bulunan madde karışım­larını tesbit etmek  imkânsızdır. Fakat hasta alerjik olduğu ve ken­disi tarafından bilinen gıda  maddelerinden kaçınmasını öğrenme­lidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antihistaminik ilâçlar ne derece tesirlidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Piyasada  temin edilebilen birçok antihistaminik ilâçlar saman nez­lesi ve ürtikere karşı  çok tesirlidir ve bu alerji ileri azaltmakta yar­dımcı olurlar. Ancak astımda  pek yararlı olmamaktadırlar. Üstelik bu ilâçların astımlı hastalara verilmemesi  gerekir. Bazen küçük ço­cuklarda astım hallerinde antihistaminik ilâçlar  kullanılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerjik hallerde verilen ACTH, kortizon ve başka «steroit» hormon­lar  ne derece yararlıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi ilâçlar, astım dahil, bütün alerjik  durumlarda belirtileri azaltmakta faydalı olmaktadırlar. Ancak, alerjik neden  başka yol­la kaldırılmadığı takdirde, ilâçların verilmesi durdurulduğu zaman  alerjik belirtiler yeniden kendilerini göstermeye başlarlar. Bu gi­bi ilâçlar  çok kuvvetli olduklarından ve zararlı birçok yan tesirler meydana  getirebileceklerinden doktorlar bunları, ancak acil vaka­larda ve en inatçı  alerjik hallerde kullanmayı uygun bulmakta­dırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hastanın alerjik bir hastalıkta herhangi bir doktora mı veya bir  alerji uzmanına mı başvurması yararlıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mümkün olduğu kadar bir  alerjik hastanın bu alanda ihtisası olan bir doktora başvurması lâzımdır. alerji  o derece kompleks bir ihtisas haline gelmiştir ki, ancak yıllarca bu yolda  araştırmalar yapmış ve tecrübeden geçmiş uzmanlar başarılı olarak alerjileri  teda­vi edebilmektedirler. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Vitaminler bir alerjiyi ortadan kaldırabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sinüs enfeksiyonları bir alerjiden mi ileri gelir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır, Sinüs enfeksiyonları alerjiden ileri gelmezse de, alerjik  hastalar böyle enfeksiyonlara çok meyillidirler. Tam tersine sinüs enfeksiyonu  olarak nitelendirilen birçok durum burun ailevilerin­den başka bir şey  değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akne veya sedef hastalığı «psoriasis» bir alerjiden mi ileri gelir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mantar nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mantar bitkisel maddelerde yetişir. Ev  kadınları bu bitkinin ekme­ği bozduğunu ve elbiseleri küflendirdiğini bilirler.  Yılın sıcak ay­larında kuvvet bulan bu mantarlar buğday, mısır, yulaf, ot,  yap­rak ve toprakta gelişir. Bu mantarların tozları çiçek tozlarından daha  mikroskobik küçüklüktedir ve havada çok sayıda bulunur­lar. Çiçek tozlarından  sonra bu mantar tozlar çeşitli mevsimlerde kendisini gösteren solunum  organlarındaki alerjilerin en büyük nedeni olurlar. Mantar alerjisinin süresi  çok uzundur. Çünkü bu tozlar topraklar karla örtülü oldukları zamanlar dışında  devamlı havada bulunabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ev tozu nereden gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ev tozu kaynakları yün halılar ve  kilimler, kuş tüyü yastıklar, pa­muk dolu şilteler, yorgan ve battaniyeler,  kalın perdeler ve döşe­me eşyadan ileri gelebilir. Ne kadar temizlik yapılırsa  yapılsın ev tozu daima bu gibi eşyaların bulunduğu odalarda vardır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3972059799477892718?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3972059799477892718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3972059799477892718' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3972059799477892718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3972059799477892718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/alerji.html' title='Alerji'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-1VUW_sI/AAAAAAAAAlk/kuNy5HiTtGg/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6950626164188878858</id><published>2009-11-04T05:15:00.001-08:00</published><updated>2009-11-04T05:16:16.937-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ambrosia otu'/><title type='text'>Saman nezlesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-dVgKF4I/AAAAAAAAAlc/DIJFCrr0K7w/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-dVgKF4I/AAAAAAAAAlc/DIJFCrr0K7w/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400236470647265154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Saman nezlesi özellikle ağaçlardan  ve otlardan gelen tozlardan, mantar tozlarından ve bazen de bunların  birleşimlerinden meyda­na gelen bir solunum alerjisidir. İlkbahar ve yaz  aylarındaki sa­man nezleleri, özellikle yukarıda belirtilmiş tozlardan ileri  gelmek­tedir. Ağustos ayı ortasında başlayan ve eylül sonuna veya erken don  mevsimine kadar süregelen sonbahar türü ise, özellikle yabanî ot ve mantar  tozlarından ileri gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinin belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şişkin, kaşıntılı  ve damlayan gözler, kapalı, tıkanık veya devamlı akan bir burun, gözlerde,’  damakta ve boğazda bazı belirtilerdir. Bu alerjinin getirdiği şiddetli hapşırma  halleri birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Sinüs enfeksiyonları  genellikle saman nezlesiyle ilgili görülür. Bazı hallerde saman nezlesi  mevsiminde astım da gelişebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi insan vücuduna nasıl girer ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tozlar solunum  yolu ile vücuda girer. Bazı kişilerde solunum yolu ile alman polen tozlar veya  mantar tozları (alerjenler )&gt; birçok gi­rişten sonra, vücut içinde «antikor»  lar meydana getirebilir. Bu an­tikorların vücut içinde gelişmesi bazen aylar  bazen de yıllar ister. O zamana kadar hiçbir şekilde kendisini göstermez. Ancak,  bu has­sas antikorlardan yeterli sayıda yetişenleri olunca (polen), toz ve  mantarların dokularla temasa geçmesiyle saman nezlesi gelişmiş olacak ve meydana  çıkacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gül nezlesi saman nezlesi ile aynı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gül nezlesi  bir tür saman nezlesidir. Fakat bu ad artık çok az kul­lanılmaktadır. Aslında bu  nezle güllerden değil, otlardan çıkan polenlerden gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji «compositae» familyasından uzun saplı sarı bir çiçekten de  ge­lebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Alerji genellikle amhrosia otunun  polenlerinden ileri gel­mektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi bulaşıcı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi irsiyet ile geçer mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastalık temayülü  irsi yollar ile geçebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yıl boyunca süregelen saman nezlesi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu duruma  aynı zamanda burun iltihabı «rhinitis» denir ve çok kez sinüslerin  iltihaplanmasıyla karıştırılır. Yıl boyu süregelen sa­man nezlesinde akan ve  kaşıntı yapan gözler, hapşıran ve akan bu­run yıl boyunca bu illetlerden  kurtulamazlar. Ancak bu tür allerji mevsimlik allerj enlerden değil, mevsim dışı  alerjenlerden meyda­na gelmektedir. Meselâ ev tozlarından, tüylerden, hayvan  kıllarından hatta yemeklerden, bazı zamanlarda da bakterilerden doğan  enfeksiyonlardan da ileri gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hava şartlarının saman nezlesine tesiri nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Saman  nezlesinin şiddeti havada polenin miktarı ve hastanın has­sasiyetine bağlıdır.  Serin, bulutlu, rüzgârsız ve yağmurlu bir hava­da hastada çok kez hiçbir belirti  görülmez. Hava sıcak, kuru, gü­neşli veya rüzgârlı olduğu zamanlar belirtilerde  artış görülür. Has­talar ıslaklığa veya rutubete karşı alerjik iseler  rahatsızlıklarında serin, veya yağmurlu günlerde artış olur. Polenlerin büyük  çoğun­luğu bitkilerden saat 6 ile 13 arasında çıkar. Bunun için bu saatler  hastalar için en kritik saatlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinin yaygınlığı ne ölçüdedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle  nüfusun yaklaşık olarak % 2’si ile 3′ü olduğu tahmin edilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi nasıl teşhis edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastanın geçmişi etüt  edilerek, polen ve mantar ile yapılan cilt üzerindeki testlerden.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Polenden başka maddeler de saman nezlesini şiddetlendirebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Pollen mevsiminde tütün dumanı, taze boyalar, kuvvetli  par­fümler, haşarat ilâçları ve ev tozları saman nezlelerini  şiddetlendirebilirler. Ayrıca çikolata, mısır, kavun ve karpuz, ve bal gibi  tatlı sıvılar, kiraz, şeftali gibi mevsim meyvelerin yenmesi, alerji  belirtilerinin artmasına neden olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi tedavisiz iyileşebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, ama buna  pek nadir olarak rastlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi tedavi edilmediği takdirde ne gibi komplikasyonlar  meydana gelebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedavi olmayan saman nezlesi hastalarının  yaklaşık % 30-60′mda bu hastalık astıma yol açar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinin tedavisi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Üç metot  vardır:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Mevsim arası metodu. Bu metotta hastalar, bitkiler  bitki tozla­rını saçarken tedaviye tâbi tutulurlar. Alerjinin kontrol altında  tutulabilmesi için gerekli tedavinin her gün veya iki günde bir yapılması  gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Mevsim öncesi metodu. Bu metotta pollinating  mevsiminden yaklaşık üç ay önce tedaviye başlanır ve enjeksiyonlar beş ile yedi  gün arası yapılır. Böylece mevsim başladığı zaman hasta­nın hastalığa karşı  direnci yüksek bir dereceye çıkarılmış olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Yıl boyu  metodu. Bu metotta enjeksiyonlar haftada bir yapılarak azami dayanıklılık temin  edildikten sonra bu enjeksiyonlara dört hafta daha devam edilmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinin enjeksiyon yoluyla tedavi usulünün komplikasyonları  olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazen kol şişebilir veya hastada hastalığın genel  belirtileri görü­lür. Bazen de alerjik kriz normalden daha şiddetli olur veya  şid­detli kaşıntı halinde kendisini gösterebilir. Bu gibi belirtiler enjek­siyon  yapıldıktan birkaç saniyeden yarım saat sonraya kadar mey­dana gelebilir. Bunun  için hastanın bir enjeksiyondan sonra bir süre alerji uzmanının  muayenehanesinden ayrılmaması iyi olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi enjeksiyonlarının tepkilerini hafifletmek için ne  yapı­labilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Alerji uzmanında bu gibi tepkileri zararsız hale  getirebilecek ilâç­lar daima mevcuttur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Antihistamik ilaçlar saman nezlesinin tedavisinde faydalı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar saman nezlesinin belirtilerini hafifletmek için çok  faydalı­dırlar. Ancak bu tip ilâçların büyük çoğunluğu uyuşukluk ve baş  dönmeleri gibi tehlikeli yan tesirlere sebep olurlar. Bunların enjek­siyon  yerine kullanılmaları doğru değildir. Üstelik bunlar saman nezlesinin bir  komplikasyonü olarak astımın gelmesini de önleye­mez.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi kortizon gibi «steroit» ilâçlarla etkili bir şekilde  tedavi edilebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allerjiyi hafifletmekte bunlar yararlı  olabilir. Ancak bunlar Stan­dard tedavi usulleri olarak kullanılmamalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Klima cihazları ve oda filtreleri saman nezlesinin tedavisinde  yararlı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Yararlık oranları ise hastanın bu gibi  odalarda ne kadar va­kit geçirebileceğine bağlıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Klima cihazları bazen saman nezlesinden alerjisi olanlara zararlı  ola­bilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı hastaların durumu klima cihazları kullanıldığı  yerlerde daha da kötüleşir. Onun için, böyle bir cihaz alınmadan hasta bunların,  kendisine yararlı olup olmayacağını, tecrübe yoluyla tespit etme­lidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi geçtikten veya tedavi olduktan sonra yeniden  tekrar­lanır mı ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bir hastada yıllar boyu hiçbir belirti  görülmedikten sonra bi­le hastalık şiddetli bir şekilde tekrarlanabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi olan bir hasta için hayatı boyunca tedavi gerekebilir  mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her zaman değil. Bir hastanın ne süre enjeksiyona ihtiyacı  olaca­ğı öngörülemez. Fakat birçok vakada tedavi üç ile beş sene arasın­da sona  erebüir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir alerji uzmanı alerjik hastasının tedavisine ne gibi şartlarda son  verir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hasta peşi peşine iki yıl hiçbir rahatsızlık göstermediği  zaman.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Duygusal hallerin saman nezlesine etkileri var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Herhangi duygusal bir kriz hastalığın hızını  şiddetlendirebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinden rahatsız olan hastaların fizikî faaliyetlerini  kıs­maları gerekli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Fazla fizikî yorgunluğun saman  nezlesini şiddetlendirdiği gö­rülmüştür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi mevsiminde cerrahı müdahale yapılmalı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Saman nezlesinden şikâyetçi hastalara ancak acil vakalarda  ame­liyat yapılmalıdır. Şiddetli hapşıran bir hastaya muhakkak suret­te  gerekmediği takdirde ameliyat yapılması doğru olmaz. Anestezi saman nezlesi  hastasının burnuna tahriş edici tesir yapabilir. Mevsim içerisinde ameliyat  gören bir hastada astım hastalığının da meydana gelmesi mümkündür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesinden mustarip çocukların bademcikleri ne zaman  alın­malıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Saman nezlesi mevsimi geçtikten sonra sonbahar  sonunda veya kı­şın ilk aylarında ya da mevsimi başlar başlamaz  yapılmamalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gebe olan saman nezlesi hastası tedavi görmeli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Saman nezlesi hastalığı olanların durumu gebelik haline  şid­detlenir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yiyeceklerin saman nezlesi ile ilgileri var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bazı yiyecekler hastalığın durumunu kötüleştirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesine alkollü içkiler nasıl tesir eder  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastalık mevsiminde hastalığın hızını şiddetlendirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi erkeklerde mi, yoksa kadınlarda mı daha fazla görü­lür  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığa erkek ve kadınlarda aynı oranda rastlanmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesi olan bir hastanın oturduğu yerden başka yere taşın­ması  doğru olur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerin bazı yerlerinde pollene çok az rastlanır.  Hastalık mevsi­minin en süratli zamanında hastaların böyle yerlere gitmeleri  icap eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Alerji hastası evinde sevdiği ev hayvanı bulundurmalı mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Böyle hayvanların bulundurulmaması tercih edilir. Hastalar ev  hayvanlarının kıllarına karşı allerji gösterebilirler; üstelik bu hay­vanlar  dışarıdan eve pollen nakledebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ambrosia otundan niçin korunulamıyor ve bu otlar ortadan  kaldırı­lamıyor ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çünkü böyle bir yok etme plânının ülke çapında ele  alınması ge­reklidir. Bir kentteki ve çevresindeki polenleri yok etmek yetersiz  olur. Polenler havadan çok uzun mesafe katledebilmektedirler.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6950626164188878858?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6950626164188878858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6950626164188878858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6950626164188878858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6950626164188878858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/saman-nezlesi.html' title='Saman nezlesi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-dVgKF4I/AAAAAAAAAlc/DIJFCrr0K7w/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3582671401593137768</id><published>2009-11-04T05:12:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:15:03.556-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Steroid'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bronşiyal astım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bronşiyal'/><title type='text'>Astım bronşiyal</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-PXLytKI/AAAAAAAAAlU/BPEc5LRhqZU/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-PXLytKI/AAAAAAAAAlU/BPEc5LRhqZU/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400236230580548770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bronşiyal astım nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bronşlarda bir tıkanmayla  birlikte görülen bu durum kuru bir ök­sürük ve zor nefes almakla kendisini belli  eder. Çoğunlukla çocuk­lukta veya genç çağlarda meydana gelen kronik bir  hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım bronşiyali neler meydana getirir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her genel  alerjik madde. Polen, mantar tozları, ev tozları, yemek­ler ve ilâçlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımatik krizler genellikle hangi saatlerde meydana gelir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sabahın erken saatlerinde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımın belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hırıltıyla solumak,  boğulma &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2693" target="blank"&gt;hissi&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;, kuru bir öksürük  nefes vermek­te güçlük.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım belirtilerini ne gibi şeyler hızlandırır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Had  solunum yolları enfeksiyonu veya alerjik maddelere karşı fazlasıyla açık  kalmak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımatik krizler anî gelir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımatik krizde vücutta ne gibi şeyler meydana gelir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bronş zarlarında ve ciğerlerin içerisindeki solunum borucuklarımda  şişkinlik olur. Bu hava yolunu daraltmaya yol açar. Bronşlardaki tükürük bezleri  normalden fazla tükürük çıkartmakla nefes darlığının artmasına neden  olurlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaş ilerledikçe astım geçer mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Çocukların yaşı  ilerledikçe astımın geçeceğine dair çok ge­nel, fakat tamamiyle yanlış bir  inanış vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım tedavisiz geçer mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Aksine, iyi ve gerekli  tedaviyi görmediği takdirde kötüleş­meye yüz tutar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Astıma  neden olan alerjiyi &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2649" target="blank"&gt;bulmak&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; ve bundan sonra  (hyposensitation) enjeksiyonları yaptırmak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Steroid  (kortizon) ilâçlarının verilmesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Akut nöbetleri  hafifletmek için adrenalin veya (ephmephrine) enjeksiyonları  yaptırmak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Bronş spazmlarını hafifletmek için solunum yolu  ile verilen ilâçlar çok kez akut nöbetleri rahatlatmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım vakalarında hastayı hastaneye yatırmak gerekli olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Büyük bir astımatik krizde hastanın boğulmamasını temin  etmek için hastaneye yatırılması gerekli olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım vereme veya akciğerlerde kansere neden olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Büyük bir astımatik kriz bile geçici olarak &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2660" target="blank"&gt;kontrol&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; altına  alınabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Büyük bir krizi esaslı bir şekilde  hafifletebilecek ilâçlar var­dır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım kalp hastalıklarına yol açabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı kronik  astım vakalarında sürekli krizler kalp hastalıklarına yol açabilir. Ancak bu  durumun gelmesi çok uzun sürer ve az rast­lanan vakalardandır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım ne gibi göğüs hastalıklarına neden olabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Amfizem, bronşiektazi ve başka akciğer hastalıkları astımdan  do­layı ileri gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İklim değişikliği astıma yararlı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2680" target="blank"&gt;Yeni&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; taşınılacak bir  yerde astım alerjisi nedenleri bulunmazsa bu değişiklik yararlı olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3582671401593137768?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3582671401593137768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3582671401593137768' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3582671401593137768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3582671401593137768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/astm-bronsiyal.html' title='Astım bronşiyal'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/SvF-PXLytKI/AAAAAAAAAlU/BPEc5LRhqZU/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2995429249166611328</id><published>2009-11-03T01:47:00.003-08:00</published><updated>2009-11-03T01:48:15.212-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Besin alerjileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='besin alerjisi hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gastrointestinal alerjiler'/><title type='text'>Besin alerjisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8T9I6qGI/AAAAAAAAAjQ/n_vbRH3K-wk/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8T9I6qGI/AAAAAAAAAjQ/n_vbRH3K-wk/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399811898000189538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gastrointestinal alerjiler hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastanın hassas  olduğu yemeklerden ileri gelen mide ve bağırsak bozuklukları.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gastrointestinal alerjilerin belirtileri nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Geğirmek, baş dönmesi, kusmak, karın ağrıları, kabızlık, ishal ve  hatta ağızda meydana gelen yaralar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi besin maddesinin alerjiye neden olduğu nasıl tespit edilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir iki gün hiçbir besin maddesi almayarak ve bundan sonra ele  alınacak bir perhiz sisteminde gıda maddelerini teker teker ilâve ederek.  Dokunan besin maddesi tespit edildikten sonra hasta bu maddeyi, artık  yemeklerinden eksik eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Besin alerjilerin tedavisi nasıl yapılır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Kendisine dokunan maddeyi bir daha  yememekle,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Bir krizde, krizi hafifletmek için  antihistaminik tedavi usulü ve­ya başka gerekli ilâçları kullanarak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir besin maddesi alındıktan ne kadar zaman sonra alerjik tepki  ken­disini gösterebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Alerjik belirtiler kendisini hemen veya  birkaç dakika içerisinde gösterebilir. Bazen de birkaç saat sonra meydana  çıkabilir. Bu ge­cikme süresi bazı hallerde yaklaşık otuz altı saate kadar  uzayabi­lir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir besin maddesi alerjik tepki göstermişse, bu maddenin her zaman  alerji yapacağı anlamına gelir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu şart değildir. Bir hasta bu  maddeye karşı dayanıklılık meyda­na getirebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hasta hassas olduğu bir besin maddesini bilerek hassasiyetini  ölç­mek için yemeli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bundan önce bu besin maddesi alındığı  zaman tepki şiddetli olmuş­sa bu akıllıca bir hareket olmaz. Ancak hasta bu  yolda bir deney yapacaksa bu besin maddesinden çok az bir miktar almalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Besin maddesi alerjisi ne derece yaygındır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birçok kişi  bazı besin maddelerine karşı alerji vardır. Fakat bun­ların çoğu bundan habersiz  bulunmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Besin alerjileri ölüme neden olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Besin alerjileri karında cerrahî müdahale gerektirecek belirtilere  se­bep olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Çok kez bir hasta gerçekten besin  alerjisinden rahatsız ol­duğu zamanlar, görünen belirtiler apandisit veya safra  kesesi has­talığı teşhisleri konmasına sebep olur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2995429249166611328?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2995429249166611328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2995429249166611328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2995429249166611328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2995429249166611328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/besin-alerjisi.html' title='Besin alerjisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8T9I6qGI/AAAAAAAAAjQ/n_vbRH3K-wk/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2447040783749073298</id><published>2009-11-03T01:47:00.001-08:00</published><updated>2009-11-03T01:47:39.262-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ürtiker'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deri alerjileri hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atopik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deri alerjileri hangileridir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dermatitis'/><title type='text'>Deri alerjileri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8JuJoqlI/AAAAAAAAAjI/6B0SUARtSCk/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8JuJoqlI/AAAAAAAAAjI/6B0SUARtSCk/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399811722177981010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bazı genel deri alerjileri hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Birisinin hassas olduğu maddelerle teması ile  ileri gelen deri il­tihabı (dermatitis).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Zehirli sarmaşık.  (Bu bir nevi dermatisis hastalığıdır).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Atopik deri  iltihabı (dermatitis) veya egzama.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Ürtiker.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Temasla gelen deri iltihabı (dermatitis) nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu  alerjik hastalıkların en yaygınlarından biridir. Hastanın, fazlasıyla hassas  olduğu bir maddenin derisi ile teması sonucu mey­dana gelir. Bunlardan birisi  zehirli sarmaşıktır. Deri iltihabı (dermatitis) belirtileri derinin kızarması ve  kaşınmasıyla başlar; son­radan şişkinlikler, çatlaklar, dışa sızıntılar, kabuk  bağlamalar ve dökülmeler meydana gelir. Bu belirtiler kendilerini bir yerde  gös­terebildiği gibi bütün vücudu da kaplayabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Temasla ileri gelen deri iltihabını genellikle hangi maddeler meydana  getirir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kimyevî maddeler, bitki yağları, kozmetikler, vücut  kokusunu önleyici losyonlar, ağız temizleyici ilâçlar, ilâçlar, giyecekler,  plâstikler, boyalar vs. Bunlara olan hassasiyet geniş ölçüde değişiktir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Temasla ileri gelen deri iltihabının tedavi usulleri nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kriz hallerinde antihistamin ilâçların verilmesi ve deri  tahrişleri­nin giderilmesi için gereken ilâçlara başvurulmasıyla. Ayrıca  alerjiyi meydana getiren maddenin tespiti ve bundan sonra bu mad­deyle temastan  kaçınmakla. Çok kez kortizon gibi bir steroit’e baş­vurmak gerekli olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Atopik deri iltihabı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu, özellikle bebeklerde  rastlanan bir deri egzamasıdır ve genellik­le bir besin maddesine duyulan  hassasiyetten ileri gelmektedir. Bu gibi hastalıklar genellikle irsidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtiker nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalık, deride çeşitli adetlerde ve  muhtelif büyüklükte görü­nen kabarcık veya sivilcelerden meydana gelen bir  alerjidir. Bu kabarcıklar ve sivilceler bazen çok büyük olur ve çok kaşıntıya  yol açarlar. Bunlar dudaklarda, yüzde, dilde, boğazda, kulaklarda, ve­ya vücudun  başka yerlerinde meydana gelebilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtiker veya kurdeşenin sebepleri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar  genellikle bir gıda maddesi veya bir ilâca karşı duyulan al-lerj iden ileri  gelmektedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtikerin belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En rahatsız edici  belirti aşırı kaşıntıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtikeri meydana getiren maddeler genellikle hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Balık, deniz mahsulleri, fazla baharatlı yemekler ve aspirin, en  çok ürtiker yapan şeyler1 arasında gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtikerin tedavisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dokunan madde veya  yiyecekten alınmamasıyla ve gereken anti-alerjik ilâçları kullanmakla. Önemli  zamanlarda adrenalin veya benzeri ilâçlar alınmakla krizli durum  hafifletilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ürtiker bir kez tedavi edildikten sonra yeniden tekrarlar mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ürtikere yol açan gıda maddesi yeniden yenildiği  takdirde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar büyüyünce deri alerjileri geçebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Deri alerjileri olan çocukların büyüyünce başka alerjilere de  meyil­leri olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Çünkü deri alerjisi vücutta alerjik  meyillerdin ancak bir ta­nesidir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2447040783749073298?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2447040783749073298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2447040783749073298' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2447040783749073298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2447040783749073298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/deri-alerjileri.html' title='Deri alerjileri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_8JuJoqlI/AAAAAAAAAjI/6B0SUARtSCk/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1451965093293554242</id><published>2009-11-03T01:46:00.001-08:00</published><updated>2009-11-03T01:46:57.435-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç alerjisi hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç alerjisi tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç alerjisi'/><title type='text'>İlaç alerjisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7-xlB4nI/AAAAAAAAAjA/zaWWbMyroWI/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7-xlB4nI/AAAAAAAAAjA/zaWWbMyroWI/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399811534119625330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi ilaçlar alerjik tepki gösterebilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hasta bunlara  hassas ise pratik bakımdan her ilâç.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir insanın, bir ilâca alerjisi olup olmadığı önceden tespit  edilebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir ilâca karşı alerji teşhisi nasıl konabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastanın  özgeçmişini uzun uzadıya kontrolden geçirmekle.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlâçtan ileri gelen alerjilerin belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu  alerji, burun zarı iltihabı, ürtiker, astım krizleri veya deride yaralarla  kendisini gösterebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlâçtan gelen alerjiler tehlikeli olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Aspirin gibi bir ilâca alerjik olan bir hasta tek bir aspirin tableti almak  sonucu ölebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlâç alerjisi irsiyede bağlı mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu tip alerji  bir hassasiyetten ileri gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlâç alerjileri deride yapılan testlerle tespit edilebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlâç alerjileri nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İlâç alerjilerinin  tedavisinde en başarılı olan steroid ve antihistaminik ilâçlarıdır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1451965093293554242?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1451965093293554242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1451965093293554242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1451965093293554242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1451965093293554242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/ilac-alerjisi.html' title='İlaç alerjisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7-xlB4nI/AAAAAAAAAjA/zaWWbMyroWI/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8146121637806996957</id><published>2009-11-03T01:45:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T01:46:23.413-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böcek alerjisi hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böcek sokmalarına tedbirler nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arı sokması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arı sokmasına karşı önlem'/><title type='text'>Böcek alerjisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_72cRUDNI/AAAAAAAAAi4/JpWwerCMmCM/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_72cRUDNI/AAAAAAAAAi4/JpWwerCMmCM/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399811390960831698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bal arısı, yabanî arı ve eşekarısı sokmalarına karşı alerjik olan  kişiler sokulmamak için tedbir alabilirler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Önceden  alınacak bazı tedbirlerle böyle sokma imkânları kısmen  önlenebilir:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Her nevi yiyecek maddesi bu böcekleri  cezbedebilir. Dışarıda yemek pişirmek veya yemek, ev hayvanlarına dışarıda  yiyecek vermek, açık bırakılan çöp tenekeleri, bir çocuğun yemekte olduğu  tatlılardan döküntüler bu gibi böcekleri cezbedebilir. Yemekler yeninceye kadar  örtülü tutulmasıyla, çöplüklerin son derece te­miz tutulmasıyla, çöp  tenekelerinin ve ev dışındaki dinlenme yer­lerinin devamlı püskürtme ilâçlarla  ilaçlamak bu gibi böcekle­ri uzaklaştırır&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Bahçelerde  elektrikli bahçe kırpma makasları, traktörler, mo­torlu biçme makineleri  kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Parfümler, saç spreyleri, saç  losyonları, güneş losyonları ve baş­ka birçok kozmetik böcekleri cezp  ettiklerinden bunların kulla­nılmasından kaçınılmalıdır. Böceklerin  kapılabileceği bol giysi­ler, parlak renkler, çiçekli kumaşlar ve &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2680" target="blank"&gt;siyah&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; renkli  elbiselerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve hâki renkleri ne arı türlerini  cezbeder ne de sinirlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Sert toprak veya kumluk  yerler dışında daima ayakkabı kul­lanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Sağduyu  sahibi olunduğu zamanlar bazı sokmalar önlenebilinir. Kolların sallanması  arıları kaçırmayacağından bu hareket­ten kaçınılması ve arıları çekebilecek  başka hareketler de ya­pılmaması gereklidir. Bütün anî hareketler arıların  saldırısını artırabilir. Her zaman etrafa bakınmak ve dikkatli olmak da bir­çok  sokulma vakasını önleyebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Böcek sokmalarına karşı hassas olan kimseler başka ne gibi tedbir­ler  alabilirler ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu gibiler dışarıda bulundukları.zamanlar yanlarında  daima içe­risinde enjeksiyon için epinephrine, antihistemin tabletleri ve kan  akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı bir sargı bulunan bir  ilâç takım çantası bulundurmaları gereklidir. Bir sokma olayı meydana geldiği  zaman bu ilâçlardan gerekenler der­hal kullanılmalı ve bir doktora  başvurulmalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Böcek sokmalarına alerjik olanlar profilaktik yoldan tedaviye tâbi  tutulabilirler mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu gibiler böceklerin özleriyle teste tâbi  tutulabilirler ve alı­nan sonuca göre gerekli özle hazırlanacak ilâçla  (hyposensitize) tedavi edileceklerdir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8146121637806996957?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8146121637806996957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8146121637806996957' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8146121637806996957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8146121637806996957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bocek-alerjisi.html' title='Böcek alerjisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_72cRUDNI/AAAAAAAAAi4/JpWwerCMmCM/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2482808747147643182</id><published>2009-11-03T01:43:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T01:45:38.885-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fiziki alerji belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fiziki alerji hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fiziki alerji nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fiziki alerji tedavi'/><title type='text'>Fiziki alerji</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7qbrD1YI/AAAAAAAAAiw/Eqm4CFT9bc4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7qbrD1YI/AAAAAAAAAiw/Eqm4CFT9bc4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399811184641955202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fizikî alerji nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sıcak, soğuk, ışın veya mekanik  iritasyonla meydana gelen anor­mal bir haldir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fizikî alerjinin belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fizikî alerjinin  iki tür tepkisi vardır: Temas tepkileri ve refleks tep. kileri. Temas tepkisi  fizikî etken ile temasta ve yerde ileri gelir. Meselâ soğukla temas eden vücut  kısımlarında meydana gelen kur­deşenler. Refleks tipi tepkiler vücudun temasla  uzak kalan doku­larında gelişebilir: Meselâ sıcak veya soğuktan ileri  gelebilecek astımatik bir kriz veya ürtiker. Tahriş edici bir maddeden dolayı  ile­ri gelebilecek refleks tipi bir fizikî alerji o kadar şiddetli olabilir ki  bu bayılma veya şuur kaybetme halleri meydana getirebilmek­te ve bazı hallerde  denizde boğulmalara neden olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fizikî allerj ilerin tedavileri hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedavi, bu  tip alerjisi olan bir hastayı kısa sürelerle fakat uzun bir zaman için sıcağa,  soğuğa veya başka tahriş edici bir hale maruz bırakmaktır. Hasta bu yolda  tedaviyle hassas olduğu fizikî hale karşı bir derece tolerans göstermeye  başlayabilir. Meselâ, hasta­nın durumuna göre yavaş yavaş soğutulan veya  ısıtılan günlük banyolar hastanın soğuğa veya sıcağa karşı hassasiyetini ortadan  kaldırabilir. Bazen de antihistaminik ilâçları hassasiyetin kaybol­ması için  yararlı olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2482808747147643182?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2482808747147643182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2482808747147643182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2482808747147643182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2482808747147643182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/fiziki-alerji.html' title='Fiziki alerji'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su_7qbrD1YI/AAAAAAAAAiw/Eqm4CFT9bc4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8341980323614564260</id><published>2009-11-02T02:37:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T02:38:47.462-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur uygulama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur kim buldu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur nasıl yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur nasıl uygulanır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur Felsefesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur Tarihçesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akapunktur ne işe yarar'/><title type='text'>Akapunktur nedir ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su62mSDg7mI/AAAAAAAAAgQ/W1zP6ra4f8A/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su62mSDg7mI/AAAAAAAAAgQ/W1zP6ra4f8A/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399453772061666914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve  herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır.  “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda  dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım  engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek  amaçlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir.&lt;/strong&gt;  Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara  “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji  dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece  organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan  kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi  metodudur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hipokrat&lt;/strong&gt; canlıların kendi kendilerine iyi olma  kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış  hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akupunktur&lt;/strong&gt; organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir  metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç  ana başlık altında toplayabiliriz:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çeşitli hastalıkların  tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Analjezi-anestezi&lt;br /&gt;Alışkanlık tedavisi&lt;br /&gt;Özellikle  Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de  hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur,  alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle  akupunktur tıbbın kendisidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akapunktur Felsefesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç  ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir  bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Düşünce temelindeki bu farklılıklar,&lt;/strong&gt; tıbbi uygulamada da  kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer,  ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep  birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin  tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir  olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel  Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular  birlikte ele alınır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt,&lt;/strong&gt; ancak uyum  içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah  Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin  vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe  yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini  değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur  noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akapunktur Tarihçesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen  “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura  (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM),&lt;/strong&gt; yaklaşık 3000 yıllık bir süre  içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda  tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur.  Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında  çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması  1600’lü yıllara rastlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;1972’de ABD Başkanı Richard Nixon&lt;/strong&gt; beraberindeki büyük bir  heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli  doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir  operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi  artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Uyarı noktaları Ve Uyguluma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyarı  noktaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve  bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar  uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık  için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir  teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi  iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve  vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı  noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan  uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir.  Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel  uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu  uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji  dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Lazerle akupunktur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz,  kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı  hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne  yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle  uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı  lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların  tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Nasıl iğne ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eskiden Çinliler sivri taş parçaları  kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor.  Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik  potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi  uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu  olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması  dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara  batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne  haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi  vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz  negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya  da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir  çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya  başlanmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akapunkturda Kulağın Önemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kulakta bedenin hemen hemen  her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır. Örneğin, insanın  bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında mevcuttur. Bu yüzden  akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar  kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine,  deteksiyona yardımcı olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akapunktur ve zayıflama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şişmanlık&lt;br /&gt;Şişmanlık nedir  ?&lt;br /&gt;Dünyada şişmanlık&lt;br /&gt;Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız  ?&lt;br /&gt;Vücut-Kitle indeksi nedir ?&lt;br /&gt;Akupunktur ve zayıflama&lt;br /&gt;Akupunkturla  neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır ?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şişmanlık (Obezite)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun  normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde,&lt;/strong&gt; bazen  hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti  yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların %  60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik  hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması  arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz?&lt;/strong&gt;  Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları  araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları,  damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin  günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlenmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık&lt;/strong&gt;  sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme alışkanlıkları,  yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında  etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Obezite bir hastalık olduğu için, bir diyet uygulayıverip&lt;/strong&gt;  bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam  şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi,  yaşam boyu takip edilmesi gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır.&lt;/strong&gt; Ortalama  sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun  üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Obezite sıklığının artmasının nedenleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Sosyo-kültürel  faktörler,&lt;br /&gt;- Biyolojik faktörler,&lt;br /&gt;- Davranışsal faktörler,&lt;br /&gt;- Gıda çeşit  ve alımının artması ve kolaylaşması,&lt;br /&gt;- Alkol tüketiminin artması,&lt;br /&gt;-  Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,&lt;br /&gt;- Özellikle  çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması  ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yenilen besinler,&lt;/strong&gt; vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda  yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların  işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut  az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji  miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu  nedenle kilo vermek amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve  bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık  olduğu kilosunu koruma çabasındadır.&lt;br /&gt;Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri  halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek  diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen  kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo  artışı durur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür;&lt;/strong&gt;  günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo  alabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık  geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan  ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken  bölgeler vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kilo vermek için çok  aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece  sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe  yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden  olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler  güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek  isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem  vardır:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut  ağırlığı (kg.) / boy² (m²)&lt;br /&gt;&lt;19&lt;br /&gt;zayıf&lt;/p&gt; &lt;p&gt;19-25&lt;br /&gt;normal&lt;/p&gt; &lt;p&gt;25-30&lt;br /&gt;fazla kilolu&lt;/p&gt; &lt;p&gt;30-40&lt;br /&gt;şişman (obez)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&gt;40&lt;br /&gt;çok şişman (morbid obez)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;2. Bel çevresi ölçümü:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88  cm. üzeri riskli görülmektedir.&lt;br /&gt;Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü  arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:&lt;br /&gt;-  Kalp-damar hastalıkları&lt;br /&gt;- Tip II şeker hastalığı&lt;br /&gt;- Hipertansiyon&lt;br /&gt;-  Safra taşları oluşumu&lt;br /&gt;- Karaciğer yağlanması&lt;br /&gt;- Uyku ve solunum  problemleri&lt;br /&gt;- Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça  gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akupunktur ve zayıflama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi akupunktur  alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve  yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların  edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan  kaldırır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması,  yanması gibi sorunlar engellenir.&lt;br /&gt;Düşük kalorili beslenmeden dolayı  yaşanabilecek halsizlik önlenir.&lt;br /&gt;Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla  tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi  başarır.&lt;br /&gt;Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin  seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon  sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından  dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.&lt;br /&gt;30-40 kg. fazlası olan hastaların  tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir  sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer.  Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da  zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve  hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın  uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve  trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha  çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akapunktur Ve Sigara Bırakma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akupunkturla Sigara Bırakma  Tedavisi&lt;br /&gt;Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?&lt;br /&gt;Akupunktur ile kaç  seansta sigara bırakılabilir ?&lt;br /&gt;Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı  nedir ?&lt;br /&gt;Sigarayı Neden Bırakalım ?&lt;br /&gt;Sigara neden zararlı ?&lt;br /&gt;Sigarayı  bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?&lt;br /&gt;Sigara içen  bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?&lt;br /&gt;Sigarayı bırakma yolları  nelerdir ?&lt;br /&gt;Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar  nelerdir ?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yapmanız  gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında  alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra,  akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde  vardır.&lt;/strong&gt; Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi  duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber  alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca  serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin –  endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir.  Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması  budur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini  gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar.&lt;/strong&gt; Beyin ancak 72  saat sonra eski görevini yapmaya başlar.&lt;br /&gt;Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın  yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur  ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan  kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan  başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan  serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski  otonomisini kazanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Üç gün  üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir.  Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra  hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama  genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve  nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya  geri döneriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı  nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigara neden zararlı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl  öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği  düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu.  Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına  gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından  zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek  gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin,  kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür,  radon, polenyum, deterjanlar…&lt;br /&gt;Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün  ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran  da yine konserojen maddeler arasındadır.&lt;br /&gt;Kalıp – Damar sağlığı açısından  özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp  artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani  kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa  çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek  kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene  gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha  zorlaşır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış  hastalıkları şöyle sıralıyalım:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ağız kanserleri, sindirim sistemi  kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar  hastalıkları, ülser, mesane kanseri.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara  içiyor.&lt;/strong&gt; Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca,  son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış  olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt  olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya  bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.&lt;br /&gt;Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir  konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak  meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden  ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz  fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4  türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara  kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser  türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser  türüdür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin  %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu  oran %15’dir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara  içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki  sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha  tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen  kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi  de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük  çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık  yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk  grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.&lt;br /&gt;Özellikle  gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda  sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu  konuda başarılı ülkeler arasındadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan  ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.&lt;br /&gt;8 saat sonra vücut  kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.&lt;br /&gt;24 saat sonra  kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.&lt;br /&gt;48 saat sonra  duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini  yeniler.&lt;br /&gt;72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.&lt;br /&gt;2 hafta  sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).&lt;br /&gt;1-9 ay içinde akciğer  hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük,  nefes darlığı düzelir.&lt;br /&gt;5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski  %50 azalır.&lt;br /&gt;Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.&lt;br /&gt;Sindirim sistemi  ülseri riski azalır.&lt;br /&gt;Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında  bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski,  içmeyenlerdeki düzeye iner.&lt;br /&gt;Koroner kalp hastalığı riski sigaranın  bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.&lt;br /&gt;Aynı evde  yaşayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma  riski azalır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.&lt;br /&gt;Fiyatın pahalı  gelmesi.&lt;br /&gt;Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.&lt;br /&gt;Çevresi tarafından  bırakmaya yönelik teşvik, kınama.&lt;br /&gt;Kapalı yerlerde sigara içiminin  yasaklanması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar,&lt;/strong&gt;  sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim  insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp  krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları  yüksektir ve başarılıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur,&lt;br /&gt;Grup  Terapisi,&lt;br /&gt;Hipnoz,&lt;br /&gt;Kişisel çaba ile bırakma,&lt;br /&gt;Farmokolojik tedavi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar  nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk  belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla  sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ara ara sigara içmek:&lt;/strong&gt; Vücuda tekrar nikotin etkisini  hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine  alışmak daha kolaydır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çevre baskısı:&lt;/strong&gt; Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından  adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha  kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir  zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat  bırakacaklardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek:&lt;/strong&gt; Bu  durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi  tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sorumluluğu başkasına yıkmak:&lt;/strong&gt; Çoğu kişi sevdiği birisi onu  desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa  başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka  kendinize güvenmeyi başarmalısınız.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şişmanlama korkusu:&lt;/strong&gt; Gerçekte sigarayı bırakanların sadece  1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan  kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak  alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte  sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra  normale döner.&lt;br /&gt;Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik,  kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve  benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini  onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki  titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye  başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde  görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak  ortadan kalkar.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8341980323614564260?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8341980323614564260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8341980323614564260' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8341980323614564260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8341980323614564260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akapunktur-nedir.html' title='Akapunktur nedir ?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su62mSDg7mI/AAAAAAAAAgQ/W1zP6ra4f8A/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8271189869088346243</id><published>2009-11-02T02:30:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T02:37:44.135-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akupunktur noktaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyum'/><title type='text'>Akupunkturun felsefesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60vWn9b9I/AAAAAAAAAgI/N3g-CCsYkrc/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60vWn9b9I/AAAAAAAAAgI/N3g-CCsYkrc/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399451728883838930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8271189869088346243?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8271189869088346243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8271189869088346243' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8271189869088346243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8271189869088346243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunkturun-felsefesi.html' title='Akupunkturun felsefesi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60vWn9b9I/AAAAAAAAAgI/N3g-CCsYkrc/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4076613751154006198</id><published>2009-11-02T02:27:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T02:29:30.332-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD Başkanı Richard Nixon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tradisyonel Çin Tıbbı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çin’de iğne ve ısı anlamı'/><title type='text'>Akupunkturun tarihçesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60A8setLI/AAAAAAAAAgA/Z5YeCKfjvDo/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60A8setLI/AAAAAAAAAgA/Z5YeCKfjvDo/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399450931649492146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4076613751154006198?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4076613751154006198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4076613751154006198' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4076613751154006198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4076613751154006198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunkturun-tarihcesi.html' title='Akupunkturun tarihçesi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su60A8setLI/AAAAAAAAAgA/Z5YeCKfjvDo/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5513903508455292533</id><published>2009-11-02T02:26:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T02:26:55.759-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası var'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Önemli olan doğru bir teşhis'/><title type='text'>Akupunkturun uyarı noktaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6zzRD1EDI/AAAAAAAAAf4/lZDkb9qcprA/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6zzRD1EDI/AAAAAAAAAf4/lZDkb9qcprA/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399450696597966898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.&lt;br /&gt;İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5513903508455292533?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5513903508455292533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5513903508455292533' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5513903508455292533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5513903508455292533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunkturun-uyar-noktalar.html' title='Akupunkturun uyarı noktaları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6zzRD1EDI/AAAAAAAAAf4/lZDkb9qcprA/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1040804147077910378</id><published>2009-11-02T02:11:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T02:25:59.769-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur nasıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur iğne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bangkok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur nedir'/><title type='text'>Akupunkturun nasıl iğne ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6ziydZKtI/AAAAAAAAAfw/0vcsQVagQ0o/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6ziydZKtI/AAAAAAAAAfw/0vcsQVagQ0o/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399450413505784530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1040804147077910378?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1040804147077910378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1040804147077910378' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1040804147077910378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1040804147077910378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunkturun-nasl-igne.html' title='Akupunkturun nasıl iğne ?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6ziydZKtI/AAAAAAAAAfw/0vcsQVagQ0o/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2455561311923778674</id><published>2009-11-02T02:10:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T02:11:27.259-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='UYKU PROBLEMLERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kireçlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solunum problem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hipertansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalça'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='safra taşları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karaciğer yağlanması'/><title type='text'>Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6wHAddI1I/AAAAAAAAAfo/JhqUFKgiDYE/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6wHAddI1I/AAAAAAAAAfo/JhqUFKgiDYE/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399446637692920658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)&lt;br /&gt;&lt;19&lt;br /&gt;zayıf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19-25&lt;br /&gt;normal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25-30&lt;br /&gt;fazla kilolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-40&lt;br /&gt;şişman (obez)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;40&lt;br /&gt;çok şişman (morbid obez)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.&lt;br /&gt;Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:&lt;br /&gt;- Kalp-damar hastalıkları&lt;br /&gt;- Tip II şeker hastalığı&lt;br /&gt;- Hipertansiyon&lt;br /&gt;- Safra taşları oluşumu&lt;br /&gt;- Karaciğer yağlanması&lt;br /&gt;- Uyku ve solunum problemleri&lt;br /&gt;- Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2455561311923778674?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2455561311923778674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2455561311923778674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2455561311923778674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2455561311923778674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/pratikte-sismanlgn-olcumu-icin.html' title='Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6wHAddI1I/AAAAAAAAAfo/JhqUFKgiDYE/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5466765343650311107</id><published>2009-11-02T02:09:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T02:10:12.947-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigara neden zararlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigarayı bırakma yolları nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigarayı bırakma'/><title type='text'>Akupunktur ve zayıflama</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6v7HBIV0I/AAAAAAAAAfg/ugEi1bQTBMA/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6v7HBIV0I/AAAAAAAAAfg/ugEi1bQTBMA/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399446433294735170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.&lt;br /&gt;Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5466765343650311107?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5466765343650311107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5466765343650311107' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5466765343650311107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5466765343650311107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunktur-ve-zayflama.html' title='Akupunktur ve zayıflama'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6v7HBIV0I/AAAAAAAAAfg/ugEi1bQTBMA/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5229680347493641893</id><published>2009-11-02T02:03:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T02:09:19.944-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur sigara bırakma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı ned'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6vqcz2KqI/AAAAAAAAAfY/Q6JXUodCpYI/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6vqcz2KqI/AAAAAAAAAfY/Q6JXUodCpYI/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399446147086822050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi&lt;br /&gt;Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?&lt;br /&gt;Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?&lt;br /&gt;Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?&lt;br /&gt;Sigarayı Neden Bırakalım ?&lt;br /&gt;Sigara neden zararlı ?&lt;br /&gt;Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?&lt;br /&gt;Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?&lt;br /&gt;Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?&lt;br /&gt;Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?&lt;br /&gt;Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.&lt;br /&gt;Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?&lt;br /&gt;Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?&lt;br /&gt;%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5229680347493641893?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5229680347493641893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5229680347493641893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5229680347493641893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5229680347493641893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akupunkturla-sigara-brakma-tedavisi.html' title=''/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6vqcz2KqI/AAAAAAAAAfY/Q6JXUodCpYI/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6193749889422159103</id><published>2009-11-02T02:01:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T02:03:04.759-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balgam nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürükte kan çıkması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ameliyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anatomi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ciğer hastalıkları ırsi olabilir mi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balgam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balgam yutulmalı mı ? yutulmamalı mı ?'/><title type='text'>Akciğerlerin anatomi ve fonksiyonları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6uGXbzAXI/AAAAAAAAAfQ/l9WbHwZ4ubs/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6uGXbzAXI/AAAAAAAAAfQ/l9WbHwZ4ubs/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399444427656855922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akciğerler göğüs  boşluğunda bulunan nefes alma organlarıdır. Sağ ciğer lop diye adlandırılan üç  kısımdan oluşur. Sol ciğerin ise iki lop’u vardır. Ciğerler ağaçları andırır.  Bronş tüplerini çevreleyen sünger benzeri dokulardan oluşmuştur. Ciğer dokusu,  etrafı küçü­cük kan hücreleri ile ağ gibi çevrili yaklaşık 300 milyon hava  torbacıklarından oluşmuştur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ciğerlerin fonksiyonu nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciğerler vücuda nefesle  giren havadan oksijen çıkarırlar ve kan dolaşımı ile ciğerlere giren  karbondioksiti serbest bırakırlar. İnsan nefesi dışarı verirken karbon dioksit  ve bir miktar su, buhar ha­linde vücuttan çıkar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir kişinin «zayıf ciğerleri var» deyimi doğru mudur  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu sözle, genellikle bir insanda verem veya bronşit gibi  ciğerlerinde bir hastalık olduğu belirtilmek istenmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ciğer hastalıkları ırsî olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Ciğer  hastalıkları (genellikle verem) ailelerde bir kişiden fazlasında rastlanırsa da  bu durum irsiyetten değil bulaşmadan ile­ri gelmiştir. Bir anne baba veya  büyükbaba ya da büyükanne ken­disinin veremli olduğunu bilmezse bu hastalığı  çocuğuna veya to­rununa bulaştırabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Havanın temiz olmadığı kentlerde yaşamaktansa havanın temiz ol­duğu  kır alanlarında yaşamak daha sıhhî midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle evet. Burunda,  boğazda ve bronş borularında nefes zor­lanmasına yol açan tahriş edici tozlar ve  pis kokulu dumanlara kentlerde çok daha fazla rastlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Temiz olmayan havayı teneffüs etmekle ne gibi durumlar meydana  gelebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Havadaki duman, buhar, dumanlı sisler vb. zar  astarlarını tahriş ederek bu dokuların, enfeksiyona (iltihaplanmaya) ve muhtemel  tümör oluşumuna karşı korunma dirençlerini azaltırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İnsanlar ciğerlerini ne kadar ara ile muayene ettirmelidirler  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık yılda bir kere. Sıhhatli insanlar, eğer daha sık olmaları  gereği görülmemişse, her yıl veya iki yılda bir, bir göğüs röntgeni  aldırmalıdırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Röntgen yoluyla ciğer hastalıkları her zaman teşhis edilebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle evet. Bazen kesin bir teşhis yapılabilmesi için,  çeşitli zaviyelerden röntgen filmleri alınması gerekebilir. Ancak bunların  tetkikinden sonra doktor kesin teşhisi koyabilecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tütün kullanmak ne gibi zararlar meydana getirebilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Burun, hançere, bronş boruları ve ciğer dokularında yer yer  tah­riş edici etkiler meydana getirebilir. Şüphesiz fazla tütün kullan­mak  kronik bronşit (bronşiektazi), amfizem ve akciğer kanserinin gelişmesi için  zemin hazırlayıcı nitelikler oluşturabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Balgam çıkaran kronik öksürme neyi ifade eder ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hançere,  soluk borusu veya bronş tüplerinde tahriş veya enfeksiyon belirtilerini ifade  edebilir. Ayrıca doktora başvurmayı gerektirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ağızda toplanan balgam çıkarılmalı veya yutulman mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yutulmaması gereklidir; çünkü hazım sistemini bozabilir. Ayrıca  böyle bir balgamda verem mikropları bulunduğu takdirde bağır­saklarda  enfeksiyona yol açabilir. Balgamlar bez veya kâğıt men­dillere ya da taslara  çıkarılmalı, böylece mikropların yayılma im­kânları önlenmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Öksürükle kan çıkmasının en önemli anlamı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir  hasta kan tükürdüğü zaman onda verem veya ciğerinde tümör olup olmadığını tesbit  etmek çok önemlidir. Bunlar kan tükürme­sini getiren eh önemli durumlardır.  Ancak boğazda, gırtlakta veya bronş tüplerindeki bir kan damarında meydana gelen  küçücük bir çatlama da, kan tükürülmesine neden olabilir. Bunun için böyle bir  durum, muhakkak surette verem veya kanser olduğunun be­lirtisi değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fazlasıyla sıcak havanın solunum yoluyla ciğerlere girmesi, ciğerler  için zararlı olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fazlasıyla sıcak buharın teneffüs  edilmesiyle broş boruları ve ci­ğerlerin astarları, ciddî şekilde yanabilir. Bu  özellikle endüstri yer­lerindeki kazalarda meydana gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çok soğuk havanın teneffüsü ciğerler için zararlı olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kutup bölgeleri veya çok yüksek irtifalarda fazlasıyla soğuk  hava­nın derin nefes alınmasıyla vücuda girmesi nefes borusu ve bronş boruları  astarlarında soğuk çatlakları meydana getirebilir ve bu durum zatürreeye  sebebiyet verebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Görevini yapamayan bir ciğerin ameliyatla çıkarılmasından sonra insan  normal yaşantısını sürdürebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kalan ciğer normal görevlerini  yapmaktaysa evet. Hareket kısıt­lanmaları, kalan ciğerin zedelenme derecesine  bağlıdır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6193749889422159103?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6193749889422159103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6193749889422159103' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6193749889422159103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6193749889422159103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akcigerlerin-anatomi-ve-fonksiyonlar.html' title='Akciğerlerin anatomi ve fonksiyonları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6uGXbzAXI/AAAAAAAAAfQ/l9WbHwZ4ubs/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-7382239673825833623</id><published>2009-11-02T01:58:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:58:39.822-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinüs enfeksiyonları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oksijen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bronşiektaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bronşit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elastikiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cyanosis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bronş boruları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amfizem'/><title type='text'>Amfizem nedir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6tQaihqBI/AAAAAAAAAfI/MZraVt4siVU/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6tQaihqBI/AAAAAAAAAfI/MZraVt4siVU/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399443500777449490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Amfizem nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciğer dokularının elastikiyetlerini  kaybederek fazla gerilmelerin­den ileri gelen bir durumdur. Genellikle bronş  borularında meyda­na gelen bir tıkanıklık yüzünden havanın ciğerde sıkışıp  kalma­sından ileri gelmektedir. Bu yüzden hava, ciğerlere kolaylıkla  girebilmekteyse de aynı kolaylıkla çıkamamaktadır. Bu durum de­vam ettiği  takdirde uzayan doku fazla gerilmiş bir balon haline gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Amfizem en çok hangi durumlarda görülür ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kronik  bronşitte veya uzun süreden beri devam etmekte olan bir astımda.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kronik amfizemin belirtileri nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Nefes tıkanıklığının artış  göstermesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Öksürme.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Nefes nefese  kalmak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Cyanosis (Oksijen eksikliğinden ciltte,  dudaklarda, ve tırnaklar­da meydana gelen bir  mavilik).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Vücudun en önemli organlarına giren oksijenin  azalması.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.&lt;/strong&gt;Er veya geç gelebilecek bir kalp sektesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Amfizem, kalp sektesi ve ölüme sebebiyet verecek derecede vahim  olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciddî vakalarda olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Amfizemi önlemek için yeterli metotlar var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bronşit, astım, sinüs enfeksiyonları, (bronşiektazi) gibi hastalıkların  tedavisine hemen başlamakla. Ayrıca, hastayı tütün du­manı, kimyasal dumanlar ve  endüstri yerlerindeki tozlardan uzak tutmakla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Amfizemde rastlanan fazla gergin ciğer hava keseciği çatlayabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Amfizemli olduğundan şişmiş, kistleşmiş bir ciğer hava  ke­seciği çok kez çatlayabilir ve bu hal derhal ciğerin çöküntüsüne yol  açar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ciğerin anî çökmesi başka hangi adla tanımlanır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Spontan  pnömotoraks diye de tanımlanır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-7382239673825833623?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/7382239673825833623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=7382239673825833623' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7382239673825833623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7382239673825833623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/amfizem-nedir.html' title='Amfizem nedir'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6tQaihqBI/AAAAAAAAAfI/MZraVt4siVU/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6992766937128689927</id><published>2009-11-02T01:57:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:57:33.943-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spontan pnömotoraksın sebepleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ciğer çöküntüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pnömotoraks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spontan pnömotoraksın tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes tıkanıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göğüste sancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spontan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göğüs'/><title type='text'>Spontan pnömotoraks</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6s_8orIeI/AAAAAAAAAfA/P79VwzZbFEs/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6s_8orIeI/AAAAAAAAAfA/P79VwzZbFEs/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399443217872265698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Spontan pnömotoraksm veya ciğer sönmesinin belirtileri nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anî ve çarpıcı olarak gelen göğüste sancı, nefes tıkanıklığı,  bazen ciddî şok ve bayılma.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Doktor spontan pnömotoraks teşhisini nasıl yapar  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Hastalığın başlangıçtaki belirtilerini göz  önünde bulundurarak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Göğsü dinleyerek, bir tarafta soluk  alışının eksik olduğunu tesbit ederek.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Göğüse parmağıyla  hafifçe vurarak, «perküsyon» ses yankısının önemli şekilde artış gösterdiğini  tesbit ederek.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Röntgen filmi çektirilip, ciğerin söndüğü  sonucuna vararak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Spontan pnömotoraksm tedavi usulü nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Büyük şok ve  belirtilerin çok ciddî olması halinde, hastanın derhal hastaneye kaldırılması  gereklidir. Eğer ciğerdeki çöküntü oranı % 25-30′dan fazlaysa veya göğüs  boşluğuna hava akımı yapan ci­ğerdeki delik kapatılamazsa ve bu, bir «basınçlı  pnömotoraks» a se­bebiyet verebilecekse o zaman göğüs boşluğundan bir tüp  sokul­ması gerekecektir. Bu tüp yoluyla hava alınacak ve ciğerin yeni­den  genişlemesi temin edilecektir. Bazı hallerde göğüs boşluğunun açılması ve  ciğerin hasar görmüş kısmının alınması gerekecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Spontan pnömotoraks başka hangi sebeplerden ileri gelebilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir bıçak yarası, kurşun veya patlama sonucu vücuda giren bir  ci­simle göğüs duvarında bir delinme olmuşsa. Ayrıca kırılan bir kaburga kemiği  de ciğeri delebilir ve ciğerden, ciğeri çevreleyen gö­ğüs boşluğuna hava  çıkmasına yol açabilir. Bu halde ciğer yine çö­küntü gösterecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ciğer çöküntüsü (sönmesi) öldürücü nitelikte olabilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bir tarafta olursa hayır. Ancak bazı patlamalarda veya  kur­şunla yaralanmalarda iki ciğerin de sönmesi meydana gelebilir ve böyle bir  durum ölüme neden olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6992766937128689927?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6992766937128689927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6992766937128689927' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6992766937128689927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6992766937128689927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/spontan-pnomotoraks.html' title='Spontan pnömotoraks'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6s_8orIeI/AAAAAAAAAfA/P79VwzZbFEs/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4319602381024674063</id><published>2009-11-02T01:56:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:57:08.904-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antibiyotik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gripin'/><title type='text'>Zatürree nedir Zatürree nin tedavisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sz-MEEyI/AAAAAAAAAe4/6k8GUGWCqac/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sz-MEEyI/AAAAAAAAAe4/6k8GUGWCqac/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399443012130706210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zatürree nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciğerin hava torbalarında ve hava  borucuklarında meydana gelen, çok kez akut olan bir enfeksiyondur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi türlerde zatürree vardır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar genellikle  nedenleri yönünden sınıflandırılmaktadır. Yâni bakteriden mi, virüslerden mi,  mantarlardan mı veya başka mik­roplardan mı ileri geldiği göz önünde tutularak  sınıflandırılmakta­dır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer lopu zatürreesi nedir ve bronş zatürreesinden nasıl  ayırdedilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akciğer lopu zatürreesi bir lopun veya birden fazla  lopun tamamen iltihaplanmasından ileri gelmektedir. Anîden gelen belirli bir  has­talık olup başlangıçtaki ilk belirtileri üşümek ve nöbettir. Bronş  zatürreesi ise küçük bronş borularının etrafını saran ciğer dokula­rın bazı  küçük kısımlarının iltihaplanmasıdır. Bu tür zatürree lop tipinden daha yavaş  olarak gelişir ve genellikle bronşitin, gripin ve eflüanza’nın bir komplikasyonu  olarak tezahür eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Günümüzde en çok rastlanan zatürree tipi hangisidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir  virüsten ileri gelen zatürree (virüs pnömonisi), antibiyotik ilâçlar  kullanılmaya başlandıktan sonra lop tipi zatürree vak’aları çok azalmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer lopu zatürreesi vakaları antibiyotiklerle nasıl  azaltılmakta­dır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Üst solunum alanında olagelebilecek  enfeksiyonlara karşı antibiyotiklerin çok tesirli olmasından dolayı bu ilâçlar  bakterilerin ci­ğerlerde bir köprübaşı kurmalarını önleyebilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zatürreeyi hazırlayıcı sebepler hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yetersiz  gıda alınması, yorgunluk, üst solunum alanında meyda­na gelmiş olan bir  enfeksiyonun tedavi edilmemesi ve bronş boru­larına yabancı maddelerin solunum  yolu ilş girmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zatürreeden iyileşme olanakları nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel. Bundan  yıllarca önce ciddî bir zatürreeye yakalanan­ların yaklaşık dört kişiden biri bu  hastalıktan kurtulamayarak öl­mekteydi. Bugün zatürreeden dolayı ölüm vakalarına  pek nadiren rastlanmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zatürree ne kadar sürer ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İyi bir tedaviyle zatürree beş  ilâ on dört gün içerisinde tedavi edile­bilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zatürreeden iyileştikten sonra ne kadar süre yatakta veya evde  kalınamalıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ateş normale döndükten ve antibiyotik ilâçların  verilmesi durdu­rulduktan sonra en az iki veya üç gün.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedaviye kolaylıkla cevap vermeyen olağandışı zatürree tipleri var  mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, tülaremik zatürree. Bu hastalık insanlara tavşanlardan  geç­mektedir. Psitakoz denilen papağan zatürreesidir. Bu hastalık in­sanlara  kuşlardan bulaşmaktadır. Ayrıca bazı stafilokok türü za­türreeler de tedaviye  karşı direniş göstermektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Solunum yoluyla alman zatürree nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bronş boruları  yoluyla ciğerlere girmiş olan gıda parçaları, kusun­tu, zehirler, yağlı burun  damlaları vb. bu hastalığı meydana geti­rebilir. Bu gibi maddeler bakteri ve  virüslerin gelişmesiyle ikinci derecede enfekte olurlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hypostatic zatürree nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu tip zatürree bazı kronik  hastalıkların seyri sırasında meydana gelebilir. Özellikle yaşlılarda,  hastalıktan bitkin düşenlerde veya yatalak olan hastalarda görülür. Hastalık  ciğerlerde dolaşımın tembel olmasından virüs ve bakterilerin ciğerlerde  köprübaşları kurma imkânları bulmasından ileri gelmekte olduğu iddia  edilmek­tedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hypostatic zatürree önlenebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Asıl neden hastalığı  kontrol altına almakla ve hastanın yataktaki yerini devamlı şekilde  değiştirmekle birçok vakalarda hastalık ön­lenebilir. Bu gibi hastaların mümkün  olduğu kadar çabuk yatak­tan çıkarılmaları gerekmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4319602381024674063?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4319602381024674063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4319602381024674063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4319602381024674063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4319602381024674063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/zaturree-nedir-zaturree-nin-tedavisi.html' title='Zatürree nedir Zatürree nin tedavisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sz-MEEyI/AAAAAAAAAe4/6k8GUGWCqac/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4029752578631671234</id><published>2009-11-02T01:55:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:56:03.666-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apse'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer apsesi ameliyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer apsesi hakkında bilgi'/><title type='text'>Akciğer apseleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6soyG2U5I/AAAAAAAAAew/nVUfu4DQgb4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6soyG2U5I/AAAAAAAAAew/nVUfu4DQgb4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399442819909047186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer apsesi nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir akciğer içerisinde bir kısmın  cerahatlanmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer apseleri neden olur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu apseler genellikle bir  bronş borusunun tıkanmasından ileri ge­lir. Bu, tıkanma durumunu da aşan bir  enfeksiyonun gelişmesine yol açar. Böyle bir apsenin olagelmesi genellikle  burunda, boğaz­da veya ağızda yapılmakta olan bir ameliyat sırasında solunum  yoluyla iltihaplanmış olan tükürük veya cerahatin nefes yoluyla ciğere  girmesinden ileri gelmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir ameliyat olmadığı hallerde de akciğer apseleri meydana gelebilir  mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, bir akciğer iltihaplandığı takdirde veya bir tümör  dokusun­dan etkilenmiş olan alanın, dokunun lokalize şekilde ölmesiyle ile­ri  gelebilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer apsesi nasıl teşhis edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;a.Hastanın öksürme  yoluyla çıkardığı cerahat çok kötü kokar.&lt;br /&gt;b.Hastalığın &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2688" target="blank"&gt;ilk&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; günlerinde yüksek  ateş, titreme, baş dönmesi mey­dana gelir.&lt;br /&gt;c.Röntgen filmi çekildiği zaman,  filmde hastalığın özellikleri ve apse boşluğu da belirli bir şekilde  görülür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer apsesi her zaman ameliyat gerektirir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bunların birçoğu, özellikle bundan önce meydana gelmiş olan bronş tıkanıklıkları  ortadan kaldırıldığı taktirde, antibiyo­tiklerle tamamen tedavi edilebilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4029752578631671234?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4029752578631671234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4029752578631671234' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4029752578631671234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4029752578631671234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-apseleri.html' title='Akciğer apseleri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6soyG2U5I/AAAAAAAAAew/nVUfu4DQgb4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1397570429235899066</id><published>2009-11-02T01:54:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:55:28.586-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pülmoner'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='embolizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pelvis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enfarktüs'/><title type='text'>Pülmoner embolizm ve enfarktüs</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sftrxj2I/AAAAAAAAAeo/_3WZYRPHsHk/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sftrxj2I/AAAAAAAAAeo/_3WZYRPHsHk/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399442664102924130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner enfarktüs nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akciğerin bir bölümüne gelen  kan akımının tıkanması sonucu ak­ciğer dokularının bir kısmının harap  olmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner enfarktüs neden ileri gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genellikle bunun  sebebi akciğerdeki bir kan damarına vücudun başka bir kısmından bir kan  pıhtısının gelmiş olmasıdır. Kan da­marı bu pıhtı ile tıkanır ve bu tıkanıklığın  ötesindeki doku hayati­yetini kaybeder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu embolizmier veya kan pıhtıları genellikle neden ileri gelir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarda veya «pelvis» deki derin damarlarda pıhtılaşmış olan  kandan ileri gelir. Bu pıhtılar birçok hastalıkların seyri sırasında veya bir  ameliyattan sonra meydana gelmiş olan bir komplikas-yondan meydana  gelebilmektedir. Pıhtıdan kopan ve kan akımına karışan parçalar, embolizm olarak  adlandırılır. Pülmoner emboliz-me neden olan pıhtı parçalarının yaklaşık % 50’si  kalbin sağ tara­fındaki pıhtılardan meydana gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ayaklarda veya pelvis organlarındaki damarlarda meydana gelen pıhtı  toplanması vakaları her zaman pülmoner enfarktüse sebep olur mu  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Genellikle ayaklarda veya pelvislerde meydana gelen  pıh­tılar oldukları yerlerde kalırlar. Çok az vakalarda bunlar buradan koparak  embolizmlere sebebiyet verirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner enfarktüsün belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar  pıhtının büyüklüğü, tıkanan damarın büyüklüğü ve krizin başlangıcının ne kadar  ânî olduğuna göre değişiklik gösterir. De­ğişik ölçüde göğüste sancı, nefes  tıkanıklığı, öksürük, kanlı tükü­rük ve balgam çıkarılması ile ateş vuku bulur.  Bazı vakalar ciddî bir şokla veya ölümle sonuçlanabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner enfarktüs röntgen filminde görülebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Vakaların büyük bir çoğunluğunda «heparin» veya buna benzer  pıhtı çözen ilâçların kullanılması tavsiye edilir. Bu gibi ilâçlar damardaki  pıhtıları mümkün olduğu derecede ufak boylar­da kalmasını temin eder ve ayrıca  bunların yayılmasını ve uzama­larını önler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner embolizmden iyileşme şansı oranları nedir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vakaların büyük çoğunluğunda iyileşme şansı oranları yüksektir.  Bundan önceki yıllarda bu hastalığa yakalananların % 85′i öldü­rücü olmayan  embolizme yakalanırken, vakaların % 15′i ölümle sonuçlanmaktaydı. Kan  pıhtılarını dağıtan ilâçların kullanılması­na başlandıktan sonra bu hastalıktan  ölüm oranı % l’e düşmüş­tür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pülmoner enfarktüste yatakta istirahat etmek önemli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok önemlidir. Bir pıhtı bir kez meydana geldi mi, yeni pıhtıların  meydana gelmesini önlemek için hasta tam bir istirahata tâbi tu­tulmalıdır.  Böylece pıhtıdan parçalar kopma imkânları asgariye indirilmiş olur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1397570429235899066?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1397570429235899066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1397570429235899066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1397570429235899066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1397570429235899066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/pulmoner-embolizm-ve-enfarktus.html' title='Pülmoner embolizm ve enfarktüs'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sftrxj2I/AAAAAAAAAeo/_3WZYRPHsHk/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1944047449550709302</id><published>2009-11-02T01:53:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:54:18.438-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='silo işçisi hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes tıkanıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alerjik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pnömokoniozlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='asbestos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Byssinosis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bagassosis'/><title type='text'>Toz hastalıkları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sJS_od6I/AAAAAAAAAeg/oAdW78cGcas/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sJS_od6I/AAAAAAAAAeg/oAdW78cGcas/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399442278981334946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Toza maruz kalmak daima akciğer rahatsızlıklarına yol açar mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Uzun zamanlar birçok çeşit toz ve buharlar teneffüs edilse  de bunların muhakkak surette bir akciğer hastalığına sebep ola­cağı  söylenemez.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En az zararlı tozlar hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Demir kaynağı  yapılırken çıkan tozlar, adî topraktan kalkan toz­lar ve kömür madeni  işletmeciliğinde meydana gelen kömür tozla­rı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kömür tozu akciğerlere nasıl tesir eder ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kömür  madenlerinde çalışanların, hattâ büyük kentlerde yaşayan­ların bile, akciğerleri  kömür tozu tortularından siyahlaşmaya me­yil gösterse de, bu durum herhangi bir  belirtiye neden olmamakta­dır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En zararlı olan tozlar hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Silis (kuvars),  asbestos, talk, şeker kamışı, pamuk fili ve berilyum (fluoresan lâmbalardan  gelen tozlar) en zararlı olan tozlardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tozdan ileri gelen en ağır hastalık hangisidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Silikoz.  Bu hastalık taşkömürü işletmelerinde, altın ve kurşun ma­denlerinde  çalışanlarda, taş kesiminde ve toprak patlamalarında ve bazı yıprandırıcı madde  yapımında çalışanlarda çoğunlukla rastlanır.&lt;br /&gt;Bu tahriş edici maddelerle ne  kadar süre temastan sonra silikoz ken­disini göstermeye başlar?&lt;br /&gt;En az iki  yıl.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Silikoz’un belirtileri nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akciğer dokularında  devamlı yayılma gösteren bir hasar yapar. Bu, zamanla akciğerlerin  iltihaplanmasına yol açar. Çok kez bu hastalığın oluşturduğu zemine verem  mikrobu da eklenebilir. Ha­fiften nefes tıkanıklığı, kronik öksürük ve akciğerin  iyi işlememe­si bu hastalığın başlıca belirtileri arasındadır. Ciddî vakalarda  işçi uzun zaman işinden uzaklaşmak zorunluğunda kalabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Silikoz teşhisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu hastanın  geçmiş hal durumu incelenir, çalıştığı yerde­ki toz numuneleri gözden geçirilir  ve röntgen filmlerinde ciğerde görünen karaktetistik görüntüler dikkate  alınır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Silikoz önlenebilinir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, sıhhî çalışma yeri  şartları temin etmekle maske ve vakum püskürtücüleri gibi korunma cihazları  kullanılmasıyla önlenebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Silikozun tedavisi var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Hastalık bir kez  geldi mi ve akciğer sakatlandı mı meydana gelen durum artık geriye çevrilemez.  Bu hastalığa yakalanmış olan­ların yeniden zarar veren tozla temasları  önlenmeli, aksi takdirde hastanın daha ciddî şekilde akciğerinin harap olması  kaçınılmaz ha­le gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Asbestos liflerinin solunum yoluyle vücuda girmesi ne gibi zararlar  meydana getirebilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birka,ç yıl süreyle, büyük çapta asbestos  liflerinin nefes alma yo­luyle vücuda girmesinin akciğer kanserine yol açtığı  tesbit edilmiş­tir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;«Byssinosis» nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yilmi yıl ve daha uzun süreler  solunum yoluyla pamuk tozunun vü­cuda getirmesiyle meydana gelen bir  hastalıktır. Alerjik bir du­rum olduğu zannedilmektedir ve belirtileri,  bronşitte de olduğu gi­bi öksürme ve balgam çıkarmadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;«Bagassosis» nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreden beri balyalanmış ve  depo edilmiş olan şeker kamı­şından çıkan tozlardan ileri geçen bir akciğer  hastalığıdır. Küflü tozlardan gelen alerjik bir hastalık da olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çiftçi ciğeri ne demektir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Küflenmiş saman veya kuru ot  tozlarının, çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen  akut bir akciğer hastalığıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Silo işçisi hastalığı nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Silolarda niyojenli (azot)  gazların bazı çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana  gelen bir hastalıktır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1944047449550709302?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1944047449550709302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1944047449550709302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1944047449550709302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1944047449550709302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/toz-hastalklar.html' title='Toz hastalıkları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6sJS_od6I/AAAAAAAAAeg/oAdW78cGcas/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1610389243459876885</id><published>2009-11-02T01:51:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T01:53:00.485-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer sarkoidoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarkoidoz hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarkoidoz bilgileri'/><title type='text'>Sarkoidoz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6r0St2UxI/AAAAAAAAAeY/hNcVTTyc1Js/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6r0St2UxI/AAAAAAAAAeY/hNcVTTyc1Js/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399441918129492754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidoz nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birçok organlarda, ama özellikle  akciğerlerde, dokularda kaba ve . iltihaplı yumruların kendilerini göstermesiyle  meydana gelen bir hastalıktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidoz başka hastalıklarla karıştırılabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Röntgen filmlerinde bu hastalığın belirtileri vereminkilere çok benzediğinden,  bu hastalıkla karıştırıldığı görülmüştür. .Ancak bu hastalığın ilerleyiş  safhasındaki belirtileri, vereminkinden bambaşka olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidoz ile verem arasındaki en önemli farklar nelerdir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Tükürükte verem mikrobu  bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Verem &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2688" target="blank"&gt;cilt&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; testi negatif sonuç  verir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidoz çok kez sakatlıklara sebep olabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok  kez değil. Bu hastalığa tutulmuş, hattâ had safhada olanların bile büyük  çoğunluğu günlük çalışma ve yaşantılarına devam edebilirler. Ancak hastalık  büyük ölçüde yara izleri bırakabileceğinden had safhada olanlarda akciğer  yetersizliği veya kalp sektesine rastlanabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidozun teşhis edilmesi için en iyi yol hangisidir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ulaşılabilinen bir lenf düğümünün biopsisiyle bunun mikroskopta  tanınmasıyla tespit olunur. «Kreim» testi olarak adlandırılan bir de cilt testi  mevcutsa da bunun için gereken materyal kolay temin edi­lemediği için bu yola  şimdilik pek az başvurulmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sarkoidozun önlenmesi ve tedavi metotları var mıdır  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır, üstelik hastalığın nedeni de bilinmemektedir. Birtakım  kor­tizon benzeri ilâçlar bazı hastalarda iyi sonuçlar vermekteyse de, uykuda  olan bir veremin canlanmasını önlemek için bunların ga­yet dikkatle hastalara  verilmesi gerekmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1610389243459876885?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1610389243459876885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1610389243459876885' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1610389243459876885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1610389243459876885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/sarkoidoz.html' title='Sarkoidoz'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6r0St2UxI/AAAAAAAAAeY/hNcVTTyc1Js/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8734767429300804014</id><published>2009-11-02T01:50:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T01:51:55.157-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mükoviskoidoz hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mükoviskoidoz bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mükoviskoidoz ile ilgili bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer Mükoviskoidoz'/><title type='text'>Mükoviskoidoz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rqHU_HjI/AAAAAAAAAeQ/fBNb4enPxy4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rqHU_HjI/AAAAAAAAAeQ/fBNb4enPxy4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399441743273729586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğerler konusu ele alınırken bu hastalık neden önemli  sayılmak­tadır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hastalık başka organlarla ilgili olmasına  rağmen, çocukluk döneminde had ve bazen de öldürücü bronş hastalıklarına neden  olabilir. Hastalık özellikle solunum yolunun tükürük guddelerine tesir eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mükoviskoidoz neden ileri gelir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşı, ter, cerahat,  tükürük ve başka hazma ait salgıları meydana getiren guddelerin tevarüs edilmiş  bir anormalitesidir. Bu sal­gılar normalden çok daha kalın, az akışan ve  yapışkan oldukların­dan gudde kanallarının ve küçük bronş borularının  tıkanmasına yol açmaktadır. Tıkanmış solunum borucukları ise enfeksiyona çok  meyilli olurlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mükoviskoidoz’un komplikasyonları ve sonuçları ne olabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok küçük bebeklerin yaklaşık % 10′u bağırsaklarının tıkanmasından  ölür. Yaşamaya devam ederi bu hastalıklardan mustarip bebekler, yetersiz  beslenmeden rahatsızlık çekerler ve her biri çok ileri safhada solunum yolu  enfeksiyonlarına kapılabilirler. Bu ço­cuklardan olgun yaşa gelebilenler çok kez  kronik brohşiektazi ve amfizemden mustarip olabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu hastalık nasıl teşhis edilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Ciltten ter alınır ve teste tâbi tutulur.  Hastalık mevcutsa bu ter­deki tuz oranı normalden iki ilâ dört misli fazla  olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Röntgen filmleri, bronşlarda normalin çok  üstünde ise belirtileri ve bazen de zatürree lekeleri  gösterir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Dışkılarda büyük ölçüde hazmedilmemiş yağlar  görülür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mükoviskoidoz’un akciğerlerde ve bronşlarda tahribat yapması nasıl  önlenebilinir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Enfluenza, boğmaca öksürüğü ve kızamığa karşı  aşıların zamanın­da yapılması ve solunum enfeksiyonlarına karşı gerekli  antibiyo­tiklerin verilmesiyle önlenebilir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8734767429300804014?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8734767429300804014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8734767429300804014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8734767429300804014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8734767429300804014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/mukoviskoidoz.html' title='Mükoviskoidoz'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rqHU_HjI/AAAAAAAAAeQ/fBNb4enPxy4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6348533195583576371</id><published>2009-11-02T01:49:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:50:16.813-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer cerrahisi hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anestezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer cerrahisi hangi durumlarda oluyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer cerrahisi nasıl oluyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer cerrahisi ile ilgili yazı'/><title type='text'>Akciğer cerrahisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rRgQkZKI/AAAAAAAAAeI/osR-Zji0ZqE/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rRgQkZKI/AAAAAAAAAeI/osR-Zji0ZqE/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399441320469357730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer cerrahisini gerektirecek, çeşitli durumlar hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Enfeksiyonlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Göğüs  boşluğunda veya akciğerlerde) ileri gelmiş olabilen  yara­lar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Akciğerlerde meydana gelmiş olan  kistler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Selim veya habis ciğer tümörleri.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğerlerde veya göğüs boşluğunda yapılacak ameliyatlar emniyet­li  midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat tekniklerinde ve anestezi usullerinde son yıllarda  elde edilen gelişmelerle bugün akciğerlerde ve göğüs boşluğunda yapıl­makta olan  ameliyatlar yaklaşık karın nahiyesinde yapılan ameli­yatlar kadar emniyetli  olmaktadır;.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs boşluğu bir ameliyat esnasında açıldığı zaman ameliyat olmak­ta  olan hasta nasıl nefes alır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Endotracheal anestezi yöntemi  kullanılmaktadır. Bu yolda hastanın normal yoldan, nefes almadan akciğerlerine  gereken oksijen iletilmektedir. Endotracheal tüp solunum, anestezist tarafından  yerleştirildikten sonra, anestezist kauçuk solunum torbasına ver­diği baskıyla  ciğerlere gitmesi gereken oksijen miktarını kontrol etmektedir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6348533195583576371?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6348533195583576371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6348533195583576371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6348533195583576371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6348533195583576371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-cerrahisi.html' title='Akciğer cerrahisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6rRgQkZKI/AAAAAAAAAeI/osR-Zji0ZqE/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5248810882747664344</id><published>2009-11-02T01:45:00.002-08:00</published><updated>2009-11-02T01:49:04.555-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer verem enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer enfeksiyonları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer bronşiektazi enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer empiyema enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer apseleri'/><title type='text'>Akciğer enfeksiyonları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qXyhKDXI/AAAAAAAAAeA/5FXiYOLLO7U/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qXyhKDXI/AAAAAAAAAeA/5FXiYOLLO7U/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399440328938360178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi tip akciğer enfeksiyonları ameliyatı gerektirebilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer apseleri&lt;/strong&gt;, Günümüzde ciğerde kendilerini göstermiş  olan apselerin büyük çoğunluğu antibiyotiklerle kontrol altına alınabilmekteyse  de yine de bazı hallerde ameliyat yoluyla drenaj yapılması gerekli  olabilecektir. Önceki yıllarda akciğer ap­selerinde ölüm oranlan çok yüksek  olmaktaydı. Ancak, günü­müzde modern ameliyat metotları ve antibiyotik ilâçların  kullanılmasıyla, vakaların büyük çoğunluğu başarı ile tedavi  edilebilinmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bronşiektazi&lt;/strong&gt;, Bu durumda küçük bronş tüpleri genişlemekte ve  kısmen harap olmaktadır. Bu durum ise onların enfeksiyona çok meyilli olmasına  yol açar. Bronşiektazi nedeniyle kronik enfeksiyon meydana geldiği zaman çok  vakalarda ameliyat yolu ile akciğerin enfekte olan kısmının alınması  gerekmektedir. Lobektomi olarak adlandırılan bu ameliyat, emniyetli bir şekilde  yapılabilmekte ve hastanın iyileşme umutları çok yüksek orandadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Empiyema&lt;/strong&gt;, Bu durum akciğer ve göğüs duvarı (plevra boşluğu)  arasındaki kesimde cerahat toplanmasından ileri gelir. Geçmiş günlerde çok kez  zatürree komplikasyonu olarak görülürdü. Günümüzde ise zatürree antibiyotikleri  ile çok çabuk kontrol altı­na alınabildiğinden bu hastalığa nadiren  rastlanmaktadır. An­cak, zatürree ihmal edilmiş veya tedavisi yetersiz şekilde  yapıl­mışsa, bu durumun meydana gelmesi mümkündür. En iyi tedavi usulü göğüs  boşluğuna bir ensizyon açılması ve toplanan cera­hatin drenaj usulüyle dışarıya  çıkarılmasıdır. Bu gibi vakaların büyük çoğunluğu derhal iyileşmeye başlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Verem&lt;/strong&gt; Akciğer veremi (tüberkülozu) nin tedavisi yolunda  birçok cerrahî müdahale metotları günümüzde kullanılmaktadır. Bunlar bütün bir  akciğerin veya yalnızca bir lop’un ameliyatla alınması olabilir. Bu usule yalnız  öteki akciğerin vereme tutulmamış olduğu takdirde başvurulur. Bazen bu gibi  vakalarda thorakoplasti’ye başvurulması da tav­siye edilmektedir. Bu tedavi  usulünde bir verem (tüberküloz) lopunun etrafındaki kaburga kemikleri alınır ve  böylece göğüs kafesi çökünce altta kalan akciğer dinlenmek imkânını bulur. Bazı  hallerde başka başvurulabilecek bir sistem frenik (diyafra¬ma ait) sinirin  sıkılmasıdır. Bu sistemde boynun dibinde bir ensizyon açılarak bu sinir bir  kıskaç takılmasıyla tecrit edilmekte¬dir. Frenik sinir diyaframa hizmet eder ve  hareketsiz kalınca, göğüs boşluğunun hacmi ufalarak ciğerin kısmen çökmesini ve  böylece dinlenmesini temin eder. İsoniazid, para aminosalicylic acid ve  streptomisin, rifampisin gibi vereme karşı kullanılan ilâçların gelişmesiyle,  verem hallerinde ameliyat gerektirecek vakaları büyük ölçüde  azaltmıştır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5248810882747664344?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5248810882747664344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5248810882747664344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5248810882747664344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5248810882747664344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-enfeksiyonlar.html' title='Akciğer enfeksiyonları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qXyhKDXI/AAAAAAAAAeA/5FXiYOLLO7U/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-33928899725321473</id><published>2009-11-02T01:45:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:45:47.004-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göğüs travma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer travma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='travma'/><title type='text'>Akciğer ve göğüs boşluğu travmaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qOkqIMnI/AAAAAAAAAd4/kTsYCeCEFi0/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qOkqIMnI/AAAAAAAAAd4/kTsYCeCEFi0/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399440170599068274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer ve göğüs boşluğu travmalarına çok rastlanır mı  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet, özellikle endüstrinin geliştiği çağımızda meydana gelen  ka­zalarda akciğerlerde ve göğüs boşluğu travmalarında korku uyan­dırabilecek  oranda artışlar görülmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs boşluğunda ve akciğerlerde en çok görülen travma türleri  han­gileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Göğüs boşluğunun ciddî surette  ezilmesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Çatlayan kaburgalar veya çatlayan göğüs kemiği  (sternum).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Kınlan bir kaburganın akciğere girmesiyle bir  ciğerin yaralan­ması.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Akciğer etrafındaki plevral boşluğu  hava, kan veya ikisinin de birden girmesiyle. Bu durum bir ciğer zedelenmesinden  veya ya­bancı bir cismin göğüs boşluğuna girmesiyle meydana  gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Kendi kendine olma bir kopmadan veya kanamadan  sonra bir ciğerin çöküntü göstermesi (sönmesi).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;f.&lt;/strong&gt;Göğüse  isabet eden bıçak veya kurşun yaraları.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ciddî göğüs veya akciğer travmaları alan kişilerin kurtarılması  mümkün müdür ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Aksi iddia edilmesine rağmen, bu gibi yara  alanların büyük çoğunluğu gerekli cerrahî müdahale yapıldığı takdirde  kurtarılabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs boşluğu ve akciğer travmalarında başvurulan tedavi usulleri  hangileridir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2688" target="blank"&gt;İlk&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; olarak bu gibi  yaralanmalarda rastlanan şok durumunun te­davisi gerekmektedir. Diğer ilk yardım  usulleri kan nakilleri, ok­sijen teneffüs ettirilmesi ve gereken uyuşturucu  ilâçların veril­mesidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Eğer göğüste büyük bir delik veya  emici bir yara görülmektey­se, dışarıdan göğüs boşluğuna hava girmesini önlemek  için bu­nun derhal örtülmesi gereklidir. Emici bir göğüs yarasına rast­landığı  zaman ilk yardım tedbiri olarak bunun gazlı bezle, yok­sa gömlekten koparılacak  bir bez parçasıyla örtülmesi gerek­mektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Eğer kanama  sırasında göğüs boşluğuna gelmekte olan kana­ma, ciddî ise göğsün bir enjeksiyon  ile delinmesi ve kanın dışa­rıya çekilmesi gerekir. Eğer bu usuller yetersiz^  kalırsa ve kana­ma devam ederse, cerrahî müdahale gerekir ve bu müdahaleyle  kanayan damarların bağlanması veya akciğerin yırtılan kısmı­nın dikilmesi, bu da  yeterli olmazsa ciğerin yaralı kısmının ame­liyatla” alınması  icabeder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Akciğerin etrafında hava toplanmış olabilir  (pneumathora). Göğüs boşluğuna bir kauçuk tüp veya enjektör takılıp renaj  yoluyla bu hava dışarıya alınır. Böylece akciğer yeniden genişler ve nefes  almaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;e.&lt;/strong&gt;Çok ciddî veya geniş yara almış olan bir  akciğerin ameliyat yoluyla alınması gerekebilir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-33928899725321473?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/33928899725321473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=33928899725321473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/33928899725321473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/33928899725321473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-ve-gogus-boslugu-travmalar.html' title='Akciğer ve göğüs boşluğu travmaları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qOkqIMnI/AAAAAAAAAd4/kTsYCeCEFi0/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-9027683837040306264</id><published>2009-11-02T01:44:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:45:09.260-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Segmental reseksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer kistleri hakkında bilgi'/><title type='text'>Akciğer kistleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qEybhuCI/AAAAAAAAAdw/ki8u-Dt2FUs/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qEybhuCI/AAAAAAAAAdw/ki8u-Dt2FUs/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399440002497230882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kistlerine nerede rastlanır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bunlar genellikle  doğuştan beri var olan bozukluklardır ve hava veya sıvı ile dolu olan zarları  zayıf torbacıklardan meydana gelmektedir. Bazı akciğer kistleri herhangi bir  belirti göstermez­ken başkaları, ciğerin etrafındaki dokularda baskı yaparak bu  do­kuların harap olmasına yol açabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kistleri enfekte olup apseler meydana gelebilir mi  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bazıları da patlayarak göğüs boşluğuna hava kaçırmasına yol  açabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kistleri nasıl tedavi edilir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belirti gösteren  kistler cerrahî müdahale ile çıkarılmalıdır. Böyle bir ameliyatla kist ve  etrafındaki ciğer dokuları alınacaktır. (Segmental reseksiyon)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kistlerinin alınması için yapılan ameliyatlar genellikle  başa­rılı olur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu gibi ameliyatları olan hastaların büyük  çoğunluğu kısa bir süre içerisinde tamamen iyileşirler.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-9027683837040306264?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/9027683837040306264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=9027683837040306264' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/9027683837040306264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/9027683837040306264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-kistleri.html' title='Akciğer kistleri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6qEybhuCI/AAAAAAAAAdw/ki8u-Dt2FUs/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6040167832124784250</id><published>2009-11-02T01:42:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T01:43:59.274-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer tümörleri nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anestezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer tümörleri hakkında bilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akciğer kanseri'/><title type='text'>Akciğer tümörleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6pxUOrCiI/AAAAAAAAAdo/_XisFi5hcHI/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6pxUOrCiI/AAAAAAAAAdo/_XisFi5hcHI/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399439667972737570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bütün akciğer tümörleri kanserli midir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bazen  selim tümörlere akciğer adenomlarına rastlansa da habis türleri çok daha fazla  görülmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Selim akciğer tümörlerinin tedavi yöntemleri nedir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat öncesi selim ve habis tümörler arasında bir ayrım  yapıl­masına imkân olmadığından selim ve habis tümörlere aynı ameli­yat usulleri  tatbik edilmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kanseri fazla rastlanan bir durum mudur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet,  özellikle erkeklerde en çok görülen kanser türüdür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sigara kullananların kullanmayanlardan fazla akciğer kanseri olma  ihtimali var mıdır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz evet. Fazla sigara kullananların,  kullanmayanlara oranla akciğer kanseri olma ihtimalleri on misli fazla olarak  kabul edil­mektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kanserinin erken görülen belirtileri hangileridir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;İnatçı öksürük.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Göğüste  sancı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Kan tükürülmesi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;d.&lt;/strong&gt;Röntgen  filmi çekilince akciğerde bir gölgenin belirmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir kişide akciğer kanserinin gelişmekte olduğu nasıl anlaşılabilir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En iyi usul yılda bir kez göğüs röntgeninin alınmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kanserinin tedavisi nasıl yapılır ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ciğerin  hastalanmış kısmının ameliyat usulüyle alınması (lobektomi) veya ciğerin  bütünüyle alınması (pnömoektomi)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Akciğerden bir lop ameliyat yoluyla alınmışsa hasta normal şekilde  nefes alabilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ancak yorucu fizikî hareket yapma  imkânları azalır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir hasta bütün bir akciğerinin alınmasından (pnömonektomi) son­ra  rahat nefes alıp normal bir hayat sürdürebilir mi ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi hastalar  fazla fizikî hareketler yapmaktan kaçınmalıdırlar. Ancak bunun ötesinde normal  bir hayatları olabilir. Kendilerini fazla yormadıkları takdirde nefes alma  imkânları normal olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir akciğerin bir kısmı veya bütün bir akciğer ameliyatla alındığı  takdirde göğüs boşluğunun boşalan kısmı nasıl dolar ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Göğüs duvarı  çökmeye yüz tutunca diyafram göğüs içerisinde yük­selir ve boş kalan kısım bağ  dokusu ile dolar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs boşluğuna veya akciğerlere yapılan ameliyatlarda yara izleri  çok çirkinleştirici mi olur ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Göğüsün arkasından önüne uzanan 30 ilâ  35 santim uzunluğunda bir .yara izi kalır. Ancak bu iz genellikle iyileşir ve  görünürde yal­nız incecik bir çizgi belirtisi kalır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir akciğerden bir lop veya bütün bir akciğer alındığı zaman göğüs  boşluğunun şekli bozulur mu ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Böyle bir hasta giyinik olduğu  vakit böyle bir ameliyat ge­çirmiş olduğu katiyen belli olmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Torakoplasti (birçok kaburga kemiklerinin ameliyat yoluyla alınma­sı)  ameliyatından sonra göğüs boşluğunda şekil bozukluğu olur mu  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Böyle bir şekil bozukluğu ancak hasta soyunuk olduğu za­man  göze çarpar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göğüs ameliyatlarında anestezinin rolü önemli midir  ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Usta bir anestezistin bu gibi ameliyatlarda  görevlendirilme­si şarttır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir akciğerin veya bir akciğerin bir kısmının ameliyatla alınması  için ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki  hafta.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Böyle büyük bir ameliyattan sonra hastalar yataktan kaç gün sonra  kalkabilirler ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İki veya üç gün içerisinde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşağıda gösterilen hastalıklarda ameliyattan sonra tamamen iyileş­me  şansları nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Verem: Mükemmel. Ameliyat  olanların büyük çoğunluğu iyileş­mektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Akciğer  kistleri: Mükemmel. Yaklaşık bütün vakalar tam ola­rak tedavi  edilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Akciğer tümörleri: Selim tümörlerde tamamen  iyileşmek imkân­ları mükemmel olarak kabul edilmektedir. Erken teşhis ve  geli­şen ameliyat teknikleri sayesinde akciğer kanseri ameliyatların­da da  iyileşen hastaların, oranı çok artmıştır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6040167832124784250?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6040167832124784250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6040167832124784250' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6040167832124784250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6040167832124784250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akciger-tumorleri.html' title='Akciğer tümörleri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6pxUOrCiI/AAAAAAAAAdo/_XisFi5hcHI/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-963308012141030287</id><published>2009-11-02T01:35:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T01:36:57.346-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile planlaması nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile planlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile planlaması neden yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aile planlamasının amacı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile planlamasının yararı'/><title type='text'>Aile planlaması</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6n2WA6M4I/AAAAAAAAAdg/GFyKjppzw8U/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6n2WA6M4I/AAAAAAAAAdg/GFyKjppzw8U/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399437555327972226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve  sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile  planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması  çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını  sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gebe kalmak ve doğum  yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında  belli bir süre bırakılarak anne ve çocuk sağlığının korumaktır. Bu hizmet,  ailedeki kişi sayısını sınırlandırma anlamı taşımaz!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çocuk yapmada aileler, tamamen serbest olup, kendi iradeleri ile istedikleri,  bakabilecekleri, yetiştirebilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilirler. Önemli  olan ailelerin bilinçli olarak, sorumluluk taşıyarak karar vermeleridir.  İstediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere yardım edilir,yol  gösterilir. Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya  istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi  belirlemelerinde yardımcı olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Başka bir deyişle Aile Planlaması evli çiftlerin ekonomik olanaklarına ve  kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmelerini ve doğumların ana-çocuk  sağlığına uygun aralıklarla olmasını sağlayan koruyucu bir hizmettir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol  gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde  yardımcı olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bununla birlikte iki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar ile annenin çok  genç ya da yaşlı olması anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl  dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden  ölmekle geride bir milyondan fazla anasız çocuk bırakmaktadır. Aile Planlaması  ile bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Yine istenmeyen gebelikler de ana ölümüne  neden olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yine bu nedenle her yıl ülkemizde 500 binden fazla kadın kürtaj olmakta, daha  da tehlikelisi kürtajla ilgili 50 binden fazla kadın yaşamını yitirmektedir.  Etkin Aile Planlaması yöntemlerinin kullanılması ile ülkemizde yılda l500  annenin ve 60 bin bebeğin ölümü engellenebilir. Yine çok ve sık doğuma bağlı  kadın hastalıkları, kansızlık; zor doğum ve bunlara bağlı olarak ana ölümleri  artmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çocuk sağlığı da çok ve sık doğumdan etkilenmektedir. Şöyleki; Doğumlar  arasında geçen süre 2 yıldan azsa, bir önceki çocuğun ölüm tehlikesi yaklaşık  %50 oranında artmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;En az iki yıl ara ile doğan çocuklar daha sık aralıklarla doğan çocuklara  göre fiziksel ve zihinsel açıdan daha iyi gelişmektedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;iki yaşın altındaki bir çocuğun sağlığını ve gelişimini tehdit eden en büyük  tehlike, ailede yeni bir bebeğin dünyaya gelmesidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir anne bedeninin gebelik ve doğum etkilerinden tam olarak kurtulabilmesi  için iki yıllık bir sürenin geçmesi gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Eğer bir anne doğumdan sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, yeni  bebeğin zamanından önce doğması ve anne karnında iyi beslenemediği için düşük  kilolu doğma ihtimali artar. Çok ve sık doğum sonucu çocuklar sık hastalanmakta,  kansızlık artmakta, sonuçta fiziksel ve zihinsel açıdan iyi  gelişememektedirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Anne ise çok ve sık doğum sonucu yıpranmakta ve çocuklarına karşı ilgisi  azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklar da eklenince çocuğun yaşamına  verilen değer azalmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aile planlamasının amacı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok ve sık gebelikleri  önlemek,&lt;br /&gt;Çok ve sık doğumların anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz  etkilerini gidermek,&lt;br /&gt;İstenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan  düşükleri önlemek,&lt;br /&gt;Çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmaları için yol  göstermek,&lt;br /&gt;Ailelere gebelikten korunmanın modern ve tibbi yollarını öğreterek  ana sağlığı ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anne sağlığına  faydaları &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok ve sık doğuma bağlı gebelikleri önler,&lt;br /&gt;Çok ve sık  doğuma bağlı kadın hastalıklarını önler,&lt;br /&gt;Kansızlık ve kansızlığın neden  olduğu hastalıkları önler,&lt;br /&gt;Zor doğuma bağlı tehlikeleri önler,&lt;br /&gt;Erken ve  geç yaşta olan doğumları önler,&lt;br /&gt;İstenmeyen gebelik ve düşükleri  önler,&lt;br /&gt;Anne sağlığı için zararlı, iki yıldan kısa aralıklarla olan doğumları  önler,&lt;br /&gt;Annenin ruh sağlığını korur,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuçta; ANNE ÖLÜMLERİNİ  AZALTIR, TOPLUMDA SAĞLIKLI VE MUTLU ANNE SAYISI ARTAR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-963308012141030287?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/963308012141030287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=963308012141030287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/963308012141030287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/963308012141030287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/aile-planlamas.html' title='Aile planlaması'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6n2WA6M4I/AAAAAAAAAdg/GFyKjppzw8U/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2454676438629885098</id><published>2009-11-02T01:32:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T01:34:55.194-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='önemli engelleyici'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsiyet tayini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Etik Yönü'/><title type='text'>Bebek cinsiyet tayini</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6nlAmRLKI/AAAAAAAAAdY/D4t7pcwQTvI/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6nlAmRLKI/AAAAAAAAAdY/D4t7pcwQTvI/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399437257521310882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;Antik Çin, Mısır ve Yunan uygarlıklarından beri insanoğlu doğacak bebeğinin  cinsiyetini doğmadan önce saptayacak ve istediği cinsiyette bebek sahibi  olmasını sağlayacak fomüllerin peşinde koşmuştur. Bu konuda sayısız hurafe, halk  öyküsü ve sihirli öneriler ortaya atılmıştır. Günümüzde bile bazı “otoriteler!”  ve “konunun uzmanları!” çiftlere istedikleri cinsiyette çocuk sahibi  olabilmeleri için yüzdeyüz garantili! öğütler vermeye devam etmektedirler.  Maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür  hokkabazlar rağbet görmektedir. Erkek bebek için Y kromozomu taşıyan, kız bebek  için ise X kromozomuna sahip spermin yumurtayı döllemesinin gerektiği bir  asırdan beri bilinmesine rağmen1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin  X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile isteyene istediği çocuğu vermenin bilimsel  ve gerçekçi yolu açılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Zaman içerisinde yüksek teknolojiler geliştikçe X ve Y spermlerinin  özellikleri daha iyi anlaşılmış ve bunları ayırmak için değişik teknikler  gelişmiştir. 1998 yılında Virginia’a da yapılan bir çalışmanın sonuçları  spermlerin ayrılmasında &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); line-height: 1.7;" id="linkzHighlighted_2680" target="blank"&gt;yeni&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; bir tekniği dünyaya  duyurmuştur. Bu teknik X ve Y spermlerin içerdikleri DNA oranlarına göre Y  spermlerinin daha küçük ve hafif olmasına ve hareket hızlarına dayanmaktadır.  Erkeğin ejekulatı (menisi) filtre edilmekte ve daha sonra basınç altında çok  ince ve çokuzun bir tüpe verilmektedir.Bu spermlerin neredeyse tek tek boruda  ilerlemelerini sağlamaktadır. Tüpün diğer ucu ikiye ayrılmakta ve birtkım  teknikler ile X ve Y içeren spermler ayrılmaktadır. Bu sistemin başarı oranı X  yani kız için %85 iken erkek yani Y içinse %65 olarak bulunmuştur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Teknoloji gerektirmeyen ve kişilerin kendilerinin uygulayabileceği bir yöntem  de 1989 yılında tanımlanmıştır. Bu sistemde de Y spermlerinin daha küçük ve  hızlı olduğu varsayımından yola çıkılmakta ve ilişki zamanlaması ile istenilen  cinsiyette bebek sahibi olmak için öneriler verilmektedir. Buna göre erkek bebek  isteyen çiftler öncelikle yumurtlama anını saptamak için piyasada satılan  kitleri günde 2 defa kullanmalı, testteki renk değişimine göre ovülasyonun 24  saat içinde olacağı saptandıktan sonra tek bir sefer ilişkde bulunmalı, bu  ilişki renk değişiminden sonraki 24 saat içinde olmalı, ve derin penetrasyonu  sağlayacak pozisyonlar tercih edilmelidir. Bu sayede hızlı yüzen Y spermleri  daha çabuk tüplere varabilecektir. Kadının erkeğin boşalmasından önce orgazm  olması da şansı arttıracaktır.Kadının orgazmı vajendeki pH dengesini alkali  yönde değiştirerek sperm ile serviks salgılarının temasını güçlendirecektir. Ek  olarak ilişkiden 1 saat önce kafein içeren içeceklerin alınması spermlerin  hızını arttıracaktır. İlişkiden önce 3-4 gün süre ile erkeğin boşalmaması  şarttır. Bu sayede erkeğin sperm sayısı yükselecektir. Kız isteyenler için de  bunun tam tersini yapmak gerekmektedir. Ovülasyonkitine gerek yoktur ve adet  kanaması sona erdikten sonra sık cinsel ilişkide bulunmak yeterlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar bu yöntemin Tabiat Ana’nın verdiği  olaslıklardan daha yüksek başarılar vermediğini ortaya koymuştur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu embryo seçimidir. Tüp  bebek uygulamalarında embryo birkaç hücreli hale geldiğinde hücrelerden biri  alınarak Y kormozomu baklır ve eğer istenilen cinsiyette ise rahimne  yerleştirilir. Bu yöntemin başarı şansı %100 dür.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Etik Yönü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Cinsiyet tayininin en önemli engelleyicisi işin  etik yönüdür. Herhangi bir sebep olmadan çiftlere istedikleri cinsiyette bebek  sahbi olmaları konusunda yardımcı olmak doğanın hassas dengelerini  bozacaktır.Değişik toplumlarda farklı istekler olmasına rağmen özellikle  ülkemizde erkek çocuğa olan merak geri dönüşü mümkün olmayan zararlar  doğurabilir. Bu yöntemler sadece belirli hastalıkların varlığında  kullanılmalıdır. Örneğin X-e bağlı geçiş gösteren kromozom bozukluğu olan  çiftlerden doğacak kız bebekler %100 hasta olacağından bu tür çiftlerde yoğun  çocuk isteği var ise değişik yöntemler ile kız bebek sahibi olmaları  engellenebilir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2454676438629885098?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2454676438629885098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2454676438629885098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2454676438629885098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2454676438629885098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bebek-cinsiyet-tayini.html' title='Bebek cinsiyet tayini'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su6nlAmRLKI/AAAAAAAAAdY/D4t7pcwQTvI/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8836611499126104091</id><published>2009-11-01T09:58:00.001-08:00</published><updated>2009-11-01T09:59:48.578-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><title type='text'>Menopoz ve kırışıklıklar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MVtwY-WI/AAAAAAAAAaM/lU5isOTP3cM/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MVtwY-WI/AAAAAAAAAaM/lU5isOTP3cM/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399196201718970722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;Hiç dert etmeyin; çekici görünmek için ille de kusursuz bir yüzünüzün olması  şart değildir. Menopozdaki kadınlar sürekli aynaya bakıp yüzlerinde oluşan  çizgileri inceleme eğilimindedirler. Menopozla yolun sonuna gelmiş değilsiniz ve  cilt sorunlarını önlemek için yapabileceğiniz bir şey yok. Ostrojen azahnca  vücudumuzda ve cildimizde değişiklikler olur. Yüzünüzde daha fazla çizgi  olabilir, daha bir kırmızılık belirebilir ve cilt eskiden olduğu kadar çabuk  kendini yenilemez. Ama yaşınızı gösteriyorsanız, ne olmuş, yani? Çoğu kadın için  yaşlanmak büyük sorun değildir, ama bazıları bu süreci geciktirmek için her  türlü çareyi aramak isterler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Retin-A, dermabrasyon (cildi zımparalama), ciidi kimyevi maddelerle soyma,  kolojen iğneleri ve estetik ameliyatlar cildin yaşlanmasına karşı çeşitli  çarelerdir. İstenmeyen kırışıklıklar gerdirilir, depolanmış yağlar aldırılır,  sarkan deri toplatılır, gün geçtikçe ilerleyen teknolojiyle aklınıza gelen her  türlü cerrahi müdahale yapılabilir. Bu tür ameliyatlar günümüzde eskiye oranla  çok daha güvenlidir. Ne var ki, her türlü ameliyatın risk taşıdığını  unutmayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Menopozdan önce ve menopozda cildimizde kırışıklık oluşmasını nasıl  önleyebiliriz? Yapacağınız ilk şey güneşten kaçınmaktır. Güneş cildimizdeki  elastini alır. Sürekli açık havada kalıyorsanız, koruyucu krem kullanın, vizörlü  şapka ve gözlük takın. Saat onla on dört arası doğrudan güneş ışığına maruz  kalmayın. Güneş altındayken kaçınmanız gereken bazı şeyler var: Alkol  kullanmayın. Parfüm sürmeyin. Antibiyotik, hormon ilaçları veya, idrar söktürücü  ilaçlar kullanmayın. Çoğu ilacın hammeddesi güneşe karşı duyarlıdır. Ciltte  alerjiler yapabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Menopozda yapabileceğiniz en iyi şeylerden birisi de sigarayı bırakmak  olacaktır. Sigara sizi hızla yaşlandırır. Cildinizin oksijen almasını önleyip  dolaşımı bozar ve cildi kurutur. Bunu hiç düşünmediğinize eminim. Ayrıca sigara  içenler yüzlerinde sürekli aynı kasları çalıştırırlar. Sürekli aynı mimikleri  yaptığınızda yüzünüzdeki çizgiler derinleşir. Devamlı dumanı içine çekme  hareketi yüzünden içenlerin dudak kenarlarında çizgiler oluşur. Ayrıca  osteoporoz, kalp damar hastalıkları ve kanser gibi birçok nedenden delayı  sigarayı bırakmalısınız. Sigara içiyorsanız menopozda kalp krizi geçirme  riskiniz dört kat artıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çok fazla alkol tüketimi de, diğer nedenlerden biridir. Alkol sadece  karaciğeri bozmakla kalmaz, diğer organlarımızı da etkiler. Yüzümüzde kılcal  damarların oluşumuna yol açar. Çok fazla içtiğiniz zaman yanaklarınız ve  burnunuz kızarır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ayrıca, yüzme havuzlarında bulunan klor, rüzgar, hava kirliliği,  ısıtma/havalandırma, stres, uykusuzluk, fazla çalışma, kötü beslenme gibi  etkenler de ciltteki renk değişmesine katkıda bulunur. Gereken özeni gösterin.  Cildiniz sağlığınızın aynasıdır.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8836611499126104091?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8836611499126104091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8836611499126104091' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8836611499126104091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8836611499126104091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/menopoz-ve-krsklklar.html' title='Menopoz ve kırışıklıklar'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MVtwY-WI/AAAAAAAAAaM/lU5isOTP3cM/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8399261598787704096</id><published>2009-11-01T09:57:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:58:24.895-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='protein'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kemik'/><title type='text'>Menopozda beslenme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MNmSX8qI/AAAAAAAAAaE/UWjEGaonBSs/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MNmSX8qI/AAAAAAAAAaE/UWjEGaonBSs/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399196062275072674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Menopoz kadınlardaki östrojen hormonu salgılanmasının sona ermesi ile  birlikte meydana gelen fizyolojik ve psikolojik rahatsız­lıkları içeren bir  dönemdir. Menopozda vücuttan kalsiyum atımı hız­landığı için kemik kütlesi kaybı  başlar. Bunun sonucunda da kemik­lerde güç azalması ve kırılmalara duyarlılık  meydana gelir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Osteoporozun oluşumundaki diğer faktörler; kalıtım, etnik fark­lılıklar,  cinsiyet, yaş, antiasit, kortizon gibi ilaçlar, D vitamini yetersizliği, aşırı  protein ve fos­for alımı, hareketsizlik, sigara, alkol, alüminyum, kadmiyum gibi  metallerin alımı, aşırı tuzlu yeme alışkanlığı ve aşırı zayıflık­tır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Menopoz döneminde gere­ğinden çok kalsiyum almanın önleyici bir rolü yoktur.  Bunun daha önceki dönemlerde alına­rak kemik kütlesinin en yüksek düzeye  çıkarılması gerekir. An­cak, yine de, bu dönemde süt ve mamullerine ağırlık  vermek faydalıdır. Fakat bunların az yağlı olmalarına dikkat etmek gerekir.  Pekmez, kurutulmuş meyve gibi doğal tatlılar, yeşil yapraklı sebze­ler ve kuru  baklagiller bu dönemde yenebilecek en faydalı gıdalardandır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Eğer kadınlar, çocukluk ve yetişkin­lik dönemlerinde yeterli kalsiyum  al­mazsa menapoz döneminde kemik erimesi riski daha da artar. Bu duru­ma  “osteoporoz” denir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Menopozun başlangıç yaşında kalıtıma ve kadınların bireysel özelliklerine  bağlı farklılıklar ol­makla beraber, genellikle 45-50 yaş arasında meydana  gelir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8399261598787704096?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8399261598787704096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8399261598787704096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8399261598787704096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8399261598787704096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/menopozda-beslenme.html' title='Menopozda beslenme'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3MNmSX8qI/AAAAAAAAAaE/UWjEGaonBSs/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1659255394205559283</id><published>2009-11-01T09:56:00.001-08:00</published><updated>2009-11-01T09:57:23.757-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkekler kendi menopoz dönemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sabırlı olmaya çalışın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogum'/><title type='text'>Menopozda erkeklerin davranışları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3L7ni1x1I/AAAAAAAAAZ8/JEO5o9UqWGA/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3L7ni1x1I/AAAAAAAAAZ8/JEO5o9UqWGA/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399195753374926674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Erkekler beni arayıp da eşlerinin, ya da, sevdiklerinin yaşadığı bu stresli  dönemde onlara nasıl yardımcı olacaklarını sordukları zaman ne kadar mutlu  olduğumu anlatamam. Bu dönem herkes için streslidir! Sakın unutmayın, bu  erkeğinizin de ilk menopoz deneyimi olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinize de verebileceğim en iyi tavsiye, birlikte menopozla ilgili mümkün  olduğunca çok şey öğrenmeniz olacaktır. Menopoz söz konusu olunca, tam olarak  onları neyin beklediğini bilmediklerinden ve eşleri, ya da, sevdikleri duygu  dalgalanmaları yaşadıkları, sinirli ve yorgun oldukları için, erkekler bu  dönemde elleri kolları bağlıymış hissine kapıldıklarını söylüyorlar. Aslında  erkekler anlayış göstermek, yardımcı olmak istiyorlar. Ancak bu “değişimle”  ilgili bilgi edinme olanağı bulamadıkları sürece bu çok zor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Örneğin, “Isı Savaşlarına” hiç hazırlıklı değiller. Erkek ne zaman sıcaktan  bunalsa kadın üşüyor, ya da, kadın sıcaktan bunalırken, erkek donuyor. “Yorgan  savaşları” da onlara bezdirici geliyor. Örttükleri yorgan bir an üstlerindeyken,  birden açıkta kalıveriyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bıkkın bir eş, “Evlendiğim o tatlı kadına ne oldu?” diye yakınıyor.  “Bugünlerde sürekli, aksi, huysuz, bir anı diğerini tutmuyor. Ne yapsam  yaranamıyorum.” Eşi hormon dengesizliğinden veya, ter basmasından gece uykusunu  alamıyorsa, adam ne dese haklıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kabul edelim ki, günler boyu geceleri doğru dürüst uyuyamayan herkes aksi  olur. Burada anahtar kelime “sabır.” Babalar, lütfen çocuklarınızın doğumuyla  başlayan uykusuz geceleri anımsayın. Aynı sabrı şimdi de göstermeniz gerekiyor.  Üzülmeyin, bu durum sonsuza kadar sürecek değil.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Diğer konu da, sizin “Erkek Menopozu” durumlarınız. Şa­şırmayın; bu doğru.  Her ne kadar bazı erkekler görmezden gelmeye çalışsa veya, inkar etse de, sizin  de bedeniniz değişime uğruyor. İşte, bu inkar döneminde erkekler yitirdikleri  gençliklerini genç kadınların peşinde koşarak yakalamaya çalışırlar. Geçtiğimiz  günlerde genç bir kadın bana içini döktü. “Kızım üniversiteye başladığında  eşimin yetmişlerinde olacağını hiç düşünmemiştim. Demek ki, kızimın okul  masraflarını karşılamak için ömür boyu çalışmak zorundayım. İlk eşiyle paylaşmak  zorunda olduğu için kocamın emekli maaşı yetmiyor.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkekler kendi menopoz dönemlerinde (ve uzun bir evlilikten sonra) sertleşme  sağlamakta ve sertliği korumakta zorlandıkları için bazıları daha genç  kadınlarla ilişki arayabiliyorlar. Asıl aradıkları şey, yeni ve genç bir eşin  yaşatacağı cinsel heyecandır. Ne yazık ki, bu çok uzun sürmez. Siz kendinizle  barışık olmaya çalışın; birlikte olduğunuz kadınla mutlu olamıyorsanız, kimseyle  mutlu olamazsınız. Ancak güçlü ve kendinden emin bir tutum sergilerseniz  kendinden veya, sizden pek de emin olmayan eşinize/sevgilinize yardımcı  olabilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sabırlı olmaya çalışın. Ona destek olabilmek için menopozla ilgili  olabildiğince çok şey öğrenmeye çalışın. Erkekler menopoza ve eşlerinin  şikayetlerine karşı duyarsız oldukları sürece ilişkilerine zarar verirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kendinizi bir de eşinizin yerine koyun. Siz güç günler yaşarken o bunu  görmezden gelse veya, inkar etse siz kendinizi nasıl hissederdiniz? İlişkiler  sevgi, dayanışma ve anlayış üzerine kuruludur. Birlikte daha çok mutlu  günleriniz olacak. Birbirinizin dertlerini paylaşıp, birbirinizi anlamaya  çalışın. Her kadın menopozu farklı yaşar. Bunun kuralı yoktur. Menopoz ille de  korkunç geçecek değildir. Deneyimlerime göre, menopoz sonrasında yaşamım hiç  düşünmediğim kadar doyurucu ve harika oldu. Önünüzde yaşamınızın en güzel  günleri var. Artık şöyle bir gerinin ve geleceğin tadını çıkarın.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1659255394205559283?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1659255394205559283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1659255394205559283' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1659255394205559283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1659255394205559283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/menopozda-erkeklerin-davranslar.html' title='Menopozda erkeklerin davranışları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3L7ni1x1I/AAAAAAAAAZ8/JEO5o9UqWGA/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2784956384012011407</id><published>2009-11-01T09:50:00.002-08:00</published><updated>2009-11-01T09:51:20.286-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='badem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızılyaprak) faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızılyaprak) özellikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıtıkotu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dağ çayı (kasıkotu'/><title type='text'>Dağ çayı nedir (kasıkotu, fıtıkotu, kızılyaprak)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3Ki0Ta3QI/AAAAAAAAAZ0/p66YfhJuads/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3Ki0Ta3QI/AAAAAAAAAZ0/p66YfhJuads/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399194227791551746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dağ çayı (kasıkotu, fıtıkotu, kızılyaprak) özellikleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;*  Avrupa ve asya’da çok rastlanan bu bitkinin toprağın üstünde kalan kısmı  kullanılır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dağ çayı (kasıkotu, fıtıkotu, kızılyaprak) faydaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;*  Fıtık hastalığını giderici özelliği vardır.vücudu rahatla tır. Kasık  şişkinliklerini giderir.&lt;br /&gt;* Bademcik iltihabını kurutur. İdrarı söktürür.&lt;br /&gt;*  Böbrek ve mesane hastalıklarına iyi gelir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2784956384012011407?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2784956384012011407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2784956384012011407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2784956384012011407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2784956384012011407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/dag-cay-nedir-kaskotu-ftkotu-kzlyaprak.html' title='Dağ çayı nedir (kasıkotu, fıtıkotu, kızılyaprak)'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3Ki0Ta3QI/AAAAAAAAAZ0/p66YfhJuads/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3559697019511011446</id><published>2009-11-01T09:50:00.001-08:00</published><updated>2009-11-01T09:50:45.707-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='peynir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogum'/><title type='text'>Lohusalık Problemleri Kötü Kokulu Ve Veya Miktarca Fazla Akıntı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KZKWJ4xI/AAAAAAAAAZs/yWi_PLctbEg/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KZKWJ4xI/AAAAAAAAAZs/yWi_PLctbEg/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399194061909910290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;Lohusalık döneminde akıntı normal kabul edilir ve akıntının nitelikleri  lohusalığın dönemine göre değişkenlik gösterir. Lohusalık akıntısı ya da “loşi”  adı verilen bu akıntı doğumdan sonraki 4-6 hafta boyunca devam eden özel bir  akıntı türüdür. Amacı uterusun içindeki “gebeliğe bağlı kalıntıların”  atılmasıdır. İlk günlerde kanama şeklinde olan bu akıntı kısa zamanda  pembeleşir, daha sonra rengi sararır ve nihayet beyazlaşarak lohusalık  bittiğinde tümüyle biter. Gebelik öncesi dönemde fizyolojik (herhangi bir soruna  bağlanmayan) akıntısı olan kadınlarda lohusalık bittiğinde bu fizyolojik akıntı  genellikle geri döner.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Lohusalık akıntısı özellikle sabah kalktığınızda daha fazla olabilir. Bunun  nedeni gece boyunca yatmaya bağlı olarak vajinada biriken akıntının ilk ayağa  kalktığınızda nispeten daha hızlı boşalmasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yukarıdakilerden farklı özellikler taşıyan her akıntı doktor tarafından  değerlendirilmelidir. Kötü kokulu bir akıntı enfeksiyon belirtisidir. Özellikle  beraberinde karın ağrısı ve ateş gibi belirtiler de söz konusu olduğunda  sıklıkla endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) söz konusudur.  Tek başına kötü kokulu akıntı basit bir bakteriyel vajinit belirtisi olabileceği  gibi epizyotomiyle normal doğum yapmış olan annelerde epizyotomi tamir edilirken  kanamanın görüş sahasını kapatmasını engellemek amacıyla vajinaya yerleştirilmiş  ve tamir sonrası çıkarılması unutulmuş bir tampon da söz konusu olabilir.  Köpüklü bir akıntı trikomonas enfeksiyonuna işaret ederken, peynir kesiği gibi  bir akıntı ve beraberinde vajina ve/veya vulvada kaşıntı sıklıkla bir mantar  enfeksiyonuna işaret eder.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3559697019511011446?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3559697019511011446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3559697019511011446' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3559697019511011446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3559697019511011446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/lohusalk-problemleri-kotu-kokulu-ve.html' title='Lohusalık Problemleri Kötü Kokulu Ve Veya Miktarca Fazla Akıntı'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KZKWJ4xI/AAAAAAAAAZs/yWi_PLctbEg/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4883780671046880601</id><published>2009-11-01T09:48:00.003-08:00</published><updated>2009-11-01T09:49:19.173-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanı muyane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gonore tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gardneralla vajinalis enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanı'/><title type='text'>Bakteriyel vajinit nedir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KB82kNtI/AAAAAAAAAZk/bw0NcxlcLLQ/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KB82kNtI/AAAAAAAAAZk/bw0NcxlcLLQ/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399193663150765778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;İlk defa 1955 yılında tanımlanan ve Haemophilus vaginalis adı verilen bir  bakterinin yol açtığı vajinal enfeksiyondur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Etkene Gardnerella vajinalis adı da verilir. Cinsel ilişki ile bulaşabilir  ancak bu konuda bilimsel bir görüş birliği yoktur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Halk arasında en çok görülen vajinal enfeksiyonun mantar enfeksiyonu olduğu  sanılmasına rağmen gerçekte en sık bakteriyel vajinozis yani Gardnarella  enfeksiyonu görülür. Kadınların %10-68′inde gardnarelle vajiniti görülür.Genelde  üreme çağındaki kadınlarda rastlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gardnarella vajinlis  etkeni&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirtileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vajina, ürethra (mesane ile  idrar çıkış noktası arasındaki boru), mesane ve genital bölgedeki deriyi  tutar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Normalde kadın vajinasında belirli miktarda gardnarella vajinalis  mikroorganizması bulunur. Vajina içerisinde pekçok mikroorganizma barınır ancak  bunlar belirli bir denge içinde bulunduğundan enfeksiyona neden olmazlar. Bu  dengeyi sağlayan en önemli unsurlardan birisi laktobasil adı verilen  mikroorganizmalardır. Laktobasiller vajianın asit baz dengesini sağlayarak diğer  organizmaların enfeksiyon yapacak kadar çoğalmalarını engellerler. Bu denege  bozulduğunda enfeksiyon ortaya çıkar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gardneralla vajinalis enfeksiyonu çoğu zaman herhangi bir belirti vermez. En  sık karşılaşılan yakınma kötü kokulu bir akıntıdır. Tipik olarak gri renkli ve  kötü kokulu akıntı mevcuttur. Vajinanın pH’ı bazik yöne kayınca ortaya bazı  aminler çıkmakta ve enfeksiyonda tipik olan balık kokusu duyulmaktadır. Bu balık  kokusu bakteriyel vajinit için tipiktir. En sık adet kanaması sonrası ya da  cinsel ilişkiyi takiben duyulur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tanı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tanı muyanede akıntının görülmesi ile ya da alınan  akıntı örneğinin mikroskop altında incelenmesi ile konur. Bazen herhangi bir  bulgu olmayan olgularda vajinal kültr ya da smear testi sonucu fark edilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedavi edilmediği taktirde pelvik enfeksiyonlara  neden olabilir. Tedavide lokal ve sistemik antibiyotikler kullanılır. Olguların  %79′unda erkek ürethrasında da bu mikroorganizmaya rastanır. Bu nedenle inatçı  olgularda eş tedavisi de önerilmektedir&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4883780671046880601?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4883780671046880601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4883780671046880601' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4883780671046880601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4883780671046880601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/bakteriyel-vajinit-nedir.html' title='Bakteriyel vajinit nedir'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3KB82kNtI/AAAAAAAAAZk/bw0NcxlcLLQ/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2370108540901716747</id><published>2009-11-01T09:48:00.001-08:00</published><updated>2009-11-01T09:48:34.075-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><title type='text'>Vajinit nasıl tedavi edilir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3J5MhsZEI/AAAAAAAAAZc/gyO92a-k23U/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3J5MhsZEI/AAAAAAAAAZc/gyO92a-k23U/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399193512739365954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="entry"&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Günümüzde mantardan gelen enfeksiyonlar ağızdan alman ve  dölyolu kanalına lokal uygulamayla yapılan anti-fungus ilâçla-rıyle başarılı bir  şekilde tedavi edilmektedir. Ağızdan alman ilâçlar arasında en çok kullanılmakta  olan «Metranidazol»dur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Bakteriden ileri gelen vajinit, antibiyotiklerden bir  tanesiyle hem ağızdan verilerek ve hem de lokal olarak kullanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;c.&lt;/strong&gt;Yaşlılardaki vajinit lokal, ağızdan veya enjeksiyon  yoluyle çe­şitli kadın hormonlarının verilmesiyle tedavi edilmektedir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2370108540901716747?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2370108540901716747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2370108540901716747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2370108540901716747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2370108540901716747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/vajinit-nasl-tedavi-edilir.html' title='Vajinit nasıl tedavi edilir'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3J5MhsZEI/AAAAAAAAAZc/gyO92a-k23U/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-3032967943765398021</id><published>2009-11-01T09:45:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:46:18.405-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gonore tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yepyeni bir çığır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sülfamidler ve antibiyotikler'/><title type='text'>Kadınlarda gonore nasıl tedavi edilir ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3JTWA0G3I/AAAAAAAAAZU/KVwikwruOaQ/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3JTWA0G3I/AAAAAAAAAZU/KVwikwruOaQ/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399192862450785138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sülfamidler ve antibiyotikler, gonore tedavisinde yepyeni bir çığır açmıştır.  Hastalık derhal tedavi edildiği taktirde gonorenin bütün kötü sonuç ve tesirleri  önlenmiş olunabilinir. Ne yazık ki çok kere genç bir kadın utangaçlığından ve  sıkılganlığından bu sosyal hastalığa yakalandığını gizlemeye kalkışır. Bu  ihmalin sonucu da aktif tedaviye girişilmeden önce mikrobun tesirinin fazlasiyle  artmış ve yerleşmiş bulunmasıdır. Bu gibi hallerde sülfamid ve antibiyotiklerin  kullanılmasiyle bile tüplerde, yumurtalıklarda ve karın boş-luğundaki  enfeksiyonlar tam anlamiyle temizlenemiyecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-3032967943765398021?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/3032967943765398021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=3032967943765398021' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3032967943765398021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/3032967943765398021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/kadnlarda-gonore-nasl-tedavi-edilir.html' title='Kadınlarda gonore nasıl tedavi edilir ?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3JTWA0G3I/AAAAAAAAAZU/KVwikwruOaQ/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4435023323830744860</id><published>2009-11-01T09:41:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:43:35.560-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurta'/><title type='text'>Gonore bazı hallerde cerrahî müdahale gerektirebilir mi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IqdJiseI/AAAAAAAAAZI/svbFHa58Zks/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 155px; height: 281px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IqdJiseI/AAAAAAAAAZI/svbFHa58Zks/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399192159991804386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Aşağıdaki durumlarda gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a.&lt;/strong&gt;Bartholin bezleri  enfekte olduğu taktirde bunlara ensizyon (ke­sit) yapılması veya alınması  gerekebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b.&lt;/strong&gt;Fallop tüpleri, yumurtalıklar kronik  şekilde mikroplandıkları hallerde bunların cerrahî müdahale ile alınmaları  gerekebilecek­tir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4435023323830744860?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4435023323830744860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4435023323830744860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4435023323830744860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4435023323830744860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/gonore-baz-hallerde-cerrahi-mudahale.html' title='Gonore bazı hallerde cerrahî müdahale gerektirebilir mi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IqdJiseI/AAAAAAAAAZI/svbFHa58Zks/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6487991591951761558</id><published>2009-11-01T09:39:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:41:32.173-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saçınızı şampuanlamadan önce kremleyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saç kurutma makinesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşük ayar'/><title type='text'>Azalan saçları şekillendirmek için bazı ipuçları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IJtvhMWI/AAAAAAAAAZA/IJmRKD9UWu4/s1600-h/saglik1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IJtvhMWI/AAAAAAAAAZA/IJmRKD9UWu4/s320/saglik1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399191597510373730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnce ya da azalan saçları, ya da transplantasyonla ekilmiş saçları daha dolgun göstermek için birkaç kolay yol vardır:&lt;br /&gt;* Hacmi arttıran ve dokuyu geliştiren dol-gunlaştmcı şampuanlar kullanın.&lt;br /&gt;* Saçınızı şampuanlamadan önce kremleyin. Böylece, krem saçınızı düzleştirmeden ve sindirmeden onun bütün avantajlarından faydalanabilirsiniz.&lt;br /&gt;* Saçlarınızı her gün şampuanla yıkayın. Saçınızı sadece bir kere şampuanlamanız yeterlidir. Saçınızı kurutabileceği için ikinci kere şampuanlamaya gerek yoktur.&lt;br /&gt;* Saç kurutma makinesini düşük ayarda kul­lanın. Bu saçınıza hacim katar ve şekil ver­menizi kolaylaştırır.&lt;br /&gt;* Saçınıza köpük ya da jöle sürmeyin. Bu saçı sindirerek daha az görünmesine neden olur.&lt;br /&gt;* Köpük ya da jöle yerine iyi bir saç spreyi ya da sabitleyici sprey kullanın. Saçı tamamen kuruttuktan sonra, sprey ile hafifçe nem­lendirin, kurutun, tarayın ve istediğiniz gibi şekil verin ve tekrar spreyleyin. Bu saçınızı kontrol altında tutarken dolgun görünme­sini de sağlar.&lt;br /&gt;* Eğer saçınız ön kısmı incelmiş ya da seyrelmişse, bu bölgenin rengini açmak ya da bu bölgeye vurgu yapmak, incelenen bölgenin daha az fark edilmesini sağlar; özellikle saç ve cilt renginiz arasındaki kontrast fazlaysa, boyayla bu kontrast azaltılmış olur. Bu yön­tem, saç ve cilt rengi koyu olanlara öne­rilmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6487991591951761558?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6487991591951761558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6487991591951761558' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6487991591951761558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6487991591951761558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/azalan-saclar-sekillendirmek-icin-baz.html' title='Azalan saçları şekillendirmek için bazı ipuçları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gd4BMzzSK2Y/Su3IJtvhMWI/AAAAAAAAAZA/IJmRKD9UWu4/s72-c/saglik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-959672183919043914</id><published>2009-11-01T09:38:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:39:22.075-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogum'/><title type='text'>Başarılı bir emzirme için ipuçları</title><content type='html'>Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir. Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emziren annelerde doğum sonrası kanamalar daha az olmakta; meme ve yumurtalık kanseri, kemik erimesi gibi hastalıklar da daha az oranda görülmektedir. Başarılı bir emzirme süreci için doğru bir başlangıç yapılması çok önemlidir. Bebeğini besleyebilme içgüdüsü, bazen annelerde yoğun bir kaygıyı da beraberinde getirir. Bu dönemde anneye güven telkin etmek, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırmak ve destek olmak çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir emzirme için:&lt;br /&gt;• Anneler, kendilerini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalı, emzirmenin bir sabır işi olduğunu bilmelidir.&lt;br /&gt;• Sütün gelmesini beklemeden bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde emzirmeye başlanmalıdır. Bu sürede bebeğe kesinlikle şekerli su verilmemelidir.&lt;br /&gt;• Doğumdan itibaren her ağlama ya da süt isteme durumunda, saat sınırlaması olmaksızın bebekler emzirilmelidir. İlk haftalarda 3 saatten fazla uyuyan bebekler, uyandırılarak da olsa, emzirilmelidir.&lt;br /&gt;• Bebeğin memeye doğru şekilde yerleştiğinden emin olmalıdır. Bunun için bebek ağzını tam olarak açmalı ve meme ucu çevresindeki kahverenkli bölgeyi tamamen ağzına almalıdır. Bebeğin çenesi memeye gömük, alt dudak hafif dışa kıvrılmış pozisyonda olmalıdır.&lt;br /&gt;• Emzirmeden önce veya sonra bebeğe mama, şekerli su ve diğer besinleri vermekten kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;• Emzirme döneminde bebeğe biberon verilmemeli ve hatta ilk haftalarda emme şaşkınlığını önlemek için emzik bile kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;• Gebelikte olduğu gibi anneler kendilerine özen göstermeli, dengeli beslenmeli, günde 2-3 litre sıvı tüketmelidir. Anneler, ayrıca yeterince dinlenmeli, moralini yüksek tutmak için eşinden ve çevresinden yarım almalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-959672183919043914?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/959672183919043914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=959672183919043914' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/959672183919043914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/959672183919043914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/basarl-bir-emzirme-icin-ipuclar.html' title='Başarılı bir emzirme için ipuçları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6417267497499951979</id><published>2009-11-01T09:37:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:38:40.671-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biyoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emzir­me'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biyolojik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='parmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulaşıcı hastalıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulaşıcı hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pozisyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pamuk'/><title type='text'>Emzirmenin püf noktaları</title><content type='html'>DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve ÜNİCEF, be­beklerin yaşamının ilk 4 ayında mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslen­mesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik ge­reksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin, Anne sütüdür. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesi­ni ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Emzir­me, bebeğinizle sizin arasında sağladığı yakın te­mas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde, sütünüzün gelmesini beklemeden ve ke­sinlikle şekerli su vermeden, mutlaka onu emzir­melisiniz. İlk 48 saat içinde sık emzirmek, sütün yeterliliği açısından önem taşır .Çünkü sık emzir­meye bağlı olarak süt salgısında artık olacaktır. Bu nedenle, sütünüz henüz gelmemiş bile olsa, sık emzirmeye devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolostorun adı verilen ilk süt, protein bakımın dan oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır. Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum, sonraki birkaç gün içinde nor­mal anne sütüne dönüşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolostrum sıvısı, hamileliğinizin yedinci ayın­dan sonra sağlıyabilir. Bu aylarda dış altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bu­lunan koyu renkli kısım), baş ve işaret parmak­larıyla yapılacak kısa masajlar, süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün ol­duğu kadar dik bir pozisyonda kucağınızı alın. Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin, meme başını çevresindeki meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece, bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6417267497499951979?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6417267497499951979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6417267497499951979' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6417267497499951979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6417267497499951979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/emzirmenin-puf-noktalar.html' title='Emzirmenin püf noktaları'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8915041152503580465</id><published>2009-11-01T09:35:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T09:36:52.285-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bazı hastalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karşı tepki'/><title type='text'>Akromegali</title><content type='html'>Adet kesilmesi (amenore) ve libidonun kaybolması başlıca semptomlardır. Birçok hastalarda hafif veya orta derecede depresyon görülür. Enerji ve hareket yeteneğinden yoksundurlar. Psikolojik değişmeler rahatsız edici kronik bir hastalığa karşı tepki olarak nitelendirilebilir, ama bazı hastalarda duygusal (affektif) bozukluk, hasta henüz hastalığını anlamadan önce kendini gösterir ve başlangıçta diagnostik problemlere yol açabilir. Büyüme çağını tamamlamış, yani artık boy uzaması durmuş kimselerde veya daha ileri aşlarda iskeletin bilhassa çıkıntılı kısımlarının (alın, elmacık kemikleri, burun, çene, dil, dudaklar, dirsek, diz, el ve ayak parmak ve eklemleri gibi) büyümesi sonucu ortaya çıkan hastalık. Büyüme hormonunun aşırı salgınlanmasına sebeb olan bir hipofiz hastalığına bağlıdır. Bu genellikle bir hipofiz tümörüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık, genellikle daha önce kullanıldığından daha büyük başlık, eldiven, çorap, ayakkabı giymek zorunda kalınca farkedilmeye başlar. Çirkin bir fizyonomi ortaya çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu hastalık boy uzaması durmadan önce başlarsa, boy da normalden fazla uzar. Hatta bu durumdaki hastalar tedavi edilirse, ilerde çirkin, çıkıntılı yerleri belirgin durum ortaya çıkmaz. Sadece uzun boylu iri yarı olur ki buna "devlik hastalığı" yani "Jigantizm" denilir. Her iki halde de iç organlarda büyüme olur. Tümörün görme sinirine baskısı sonucu görme bozuklukları ve körlük olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi, büyüme hormonunun aşırı salgılanmasını durdurmaya yönelik olup, ya tümör X ışınlarına tabi tutularak öldürülmeye çalışılır veya cerrahi olarak çıkartılır. Hastalık durdurulsa bile ileri yaşta meydana gelen çirkin görüntüler geri yok edilemez. Onun için erken teşhis çok mühimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Rehber Ansiklopedisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8915041152503580465?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8915041152503580465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8915041152503580465' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8915041152503580465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8915041152503580465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2009/11/akromegali.html' title='Akromegali'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-4122433800652861405</id><published>2008-09-19T04:40:00.002-07:00</published><updated>2008-09-19T04:45:19.017-07:00</updated><title type='text'>Penisin Yapısı ve İşlevi - Erkek Cinselliği</title><content type='html'>Distan bakildiginda, erkek cinsel organlari; penis ve er bezlerinden (testisler) ibarettir. Er bezleri, skrotum dedigimiz torba seklinde bir deri ile sarili olarak penisin iki yaninda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sallanirlar. Büyüklük ve biçimleri farkli olabilir, biri daha asagida veya daha küçük olabilir. Er bezleri, erkeklik hormonlarinin ve spermlerin yani erkek üreme hücrelerinin yapildigi yerdir. Her er bezinde üretilen sperm hücreleri , epididim dedigimiz bir demet olusturur, birer sperm kanali (vas deferens) ile prostat bezine gelir, burada sperm hücreleri meni keseleri (vesiküla seminalis) ve prostat bezinde üretilen meni denilen yardimci sivilarla karisarak bosalma kanallari ile penise iletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penis , bas, gövde ve taban bölümlerinden olusan kemiksiz bir organdir. Disini çevreleyen deri, ince , duyarli ve esnektir . Bu gevsek deri dokusuyla kapli penisin büyük kismi, süngersi doku ve kan damarlari sebekesinden olusur. Cinsel uyarilma sirasinda, bu damarlarin kanla dolmasi sonucu penis büyür ve sertlesir. Sekilde de görüldügü gibi, penisin içinde uzanan üretra ; hem idrar hem de üreme yollarinin bosaltim kanalidir . Bu kanal penis basindan ufak bir delikle disari açilir. Erkek cinsel istek duydugunda, bedensel veya psikolojik bir engel yoksa, düzenli fizyolojik olaylar halinde cinsel yanit olusur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel uyarilma sirasinda, bedensel degisiklikler olur; kan dolasimi hizlanir , kalp atimi ve kan basinci yükselir , solunum hizlanir, kas gerginligi artar . Cinsel organlarin durusu degisir , penis içindeki damarlar kanla dolar , penis büyür ve sertlesir . Cinsel etkinlik süreci boyunca, cinsel istek azalmasa da, sertlesme zaman zaman azalabilir , kaybolabilir , cinsel uyarilma devam ederse penis yeniden sertlesir. Bu sirada erkek sertlesme kaybindan kaygilanirsa , cinsel istek ve uyarilma devam etmesine ragmen, psikolojik engel nedeniyle sertlesme yeniden olusmayabilir . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her erkek, zaman zaman geçici sertlesme zorluklari yasar. Çogu erkek bundan kaygi duymaz ve herhangi bir sorun olusmaz. Bazi erkeklerde ise, sertlesmenin olup olmamasi, sürüp sürmemesi konusunda kalici bir kaygi olusur, böylece sertlesme bozukluklari gelisir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyarilmanin en yüksek noktasinda orgazm ortaya çikar. Erkek orgazmi , iç ve dis cinsel organlardaki kaslarin ritmik kasilmalari ile olusur, bu sirada penisten spermleri tasiyan meni fiskirir ve buna zevkli duyumlar eslik eder. Orgazmdan sonraki çözülme asamasinda, bedensel islevler ve cinsel organlar, uyarilma öncesi durumlarina dönerler. Erkekler bosaldiktan hemen sonra, cinsel ilgilerini kaybederler , cinsel yanit veremeyecekleri fizyolojik bir dönem vardir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yanitsiz dönemde, cinsel istek duymazlar, cinsel olarak uyarilamazlar, hatta uyarilmak istemezler , penis yeniden sertlesemez. Bu tamamen normal, fizyolojik bir durumdur. Bu yanitsiz dönem, birkaç dakika veya saatlerce sürebilir. Erkekten erkege, ayni erkek için günden güne degisiklik gösterebilir. Erkegin yasi ilerledikçe, yanit veremeyecegi süre uzayacaktir . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek cinsel islevinin iki temel bölümü vardir: Penisin sertlestigi cinsel uyarilma ve meninin bosaldigi orgazm . Bu iki bölüm, sinir sisteminin farkli bölümlerince yönetilir. Bu yüzden de bedensel veya psikolojik nedenlerle bir bölümü ilgilendiren aksakliklar ortaya çiktiginda, diger bölüm saglam kalabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-4122433800652861405?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/4122433800652861405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=4122433800652861405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4122433800652861405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/4122433800652861405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/penisin-yaps-ve-ilevi-erkek-cinsellii.html' title='Penisin Yapısı ve İşlevi - Erkek Cinselliği'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-1539751583503301552</id><published>2008-09-19T04:40:00.001-07:00</published><updated>2008-09-19T04:43:52.345-07:00</updated><title type='text'>Doğurganlık İle Çekicilik Orantılı - Cinsel Haberler</title><content type='html'>İngiliz bilimadamlarına göre, doğurganlığı yüksek kadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nlar daha çekici görünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LONDRA - İngiltere''deki St. Andrews Üniversitesi''ne mensup bir grup bilimadamı tarafından yapılan araştırmalar, erkeklerin, doğurganlığı ve östrojen seviyesi yüksek kadınları daha çekici bulduklarını ortaya koydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalar, östrojen (kadınlık hormonu) oranı yüksek olan kadınların yüzlerinin daha hoş olduğunu ve karşı cinsin ilgisini daha çok çektiğini gösterdi. Bilimadamları pudra, fondöten gibi makyaj malzemelerinin bu etkiyi azalttığı uyarısında bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmada erkeklere, kadınların yüzlerindeki çekicilik, sağlıklılık ve kadınsılık gibi özellikleri soruldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimadamları, kadının doğurganlığının yüzüne yansıdığını, erkeklerin östrojen ve doğurganlığı yüksek kadınları daha çekici bulduklarının anlaşıldığını kaydettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Östrojenin özellikle kadının gelişme çağında etkili olduğunu, kemik gelişimi ve cildin yapısını etkilediğini belirten bilimadamları,”Östrojen oranı yüksek olan kadınlarda çok daha çekici bir kemik yapısı ve güzel bir cilt oluşuyor” dediler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-1539751583503301552?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/1539751583503301552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=1539751583503301552' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1539751583503301552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/1539751583503301552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/dourganlk-ile-ekicilik-orantl-cinsel.html' title='Doğurganlık İle Çekicilik Orantılı - Cinsel Haberler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2673012059320794760</id><published>2008-09-19T04:40:00.000-07:00</published><updated>2008-09-19T04:41:25.071-07:00</updated><title type='text'>Yumurtalık Kistleri - Zührevi Hastalıklar</title><content type='html'>Yumurtalık hastalıkları kısırlık nedeni olabilen hastalıklardan, çok basit ve kendiliğinden geçen fonksiyonel kistlere ve tanıda gecikmenin kadının hayatına mal olabilecek over kanserlerine kadar pek çok problem geliştirebilir. Karın boşluğunda olduğu için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen geç bulgu verebilir. Yumurtalıklar sadece muayene değil mutlaka ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.Karın ağrısı, adet ağrıları, cinsel birliktelikte ağrı, mesane veya makata baskı hissi, sık idrara çıkma, adet düzensizliği durumunda jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografi uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarda şikayetleri olmasa da altı ayda bir jinekolojik muayene yaptırmasını öneren Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr Dr.Figen Taşer Güney "Yumurtalık Hastalıkları" ile ilgili şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtalıklar(overler) karın boşluğunda rahmin iki tarafında bağlarla serbest olarak asılı duran organlardır. Kadınların doğurganlığını sağlayan yumurta bu organda depolanır.Ayrıca beyinden salgılanan hormonların etkisi ile yumurtalıklardan salgılanan hormonlar, adet düzenini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ay hormonların etkisi ile yumurtalıklardan yumurtayı içeren küçük bir kist oluşur. Bu kiste folikül denir.Yumurta büyüyen folikülden atılır ve sperm ile buluşursa oluşan embriyo hormonların etkisi ile rahimden oluşmuş dokuya tutunur ve gebelik oluşur. Yumurtalıkta bebeği erken dönemde besleyen bir kist oluşur.Gebelik oluşmamış ise adet kanaması ile son bulur. Folikül kistleri bazen büyüyebilir ve fonksiyonel over kisti denilen ince cidarlı, sıvı ile dolu yapıları oluşturur ve 1 ila 3 ay içinde kaybolurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtalık kisti yumurtalıkların yüzeyinde veya içinde, içi sıvı ile dolu olan keselerdir. Pek çok bayan hayatının bir döneminde over kisti sorunu ile karşılaşmaktadır. Fonksiyonel over kistleri bazen hiç fark edilmediği gibi, kasık ağrısı, baskı hissi , sık idrara çıkma gibi şikayetlere yol açabilir. Bu kistler yırtılabilir, kendi ekseni etrafında dönebilir veya kistlerin içine kanama olabilir.Bu durumda şiddetli ağrı oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kistler değerlendirilirken bazı parametreler dikkate alınmalıdır, yaş, menapoz, kist boyutları ve şikayetler ileri yaşlarda ve menopoz döneminde yani üreme çağı dışındaki bayanlarda kistler olumsuz özellikler taşıyabilir. Fonksiyonel (masum) kistler genellikle üreme çağında oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fonksiyonel kistlerin birçoğu şikayete yol açmaz ve muayene sırasında tespit edilirler.Takip edilir 1-3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilirler.Doğum kontrol hapları yumurtlamayı baskılayıcı özelliklerinden dolayı tedavide kullanılırlar. Kist içine kanama olduğunda şiddetli ağrı olur, ağrı kesici kullanılarak takip edilebilir.Nadiren yumurta kisti çatlarken damara isabet eder ve batın boşluğuna yumurtlama sırasında kanama olur ise operasyon gerekebilir.Kist yırtılmalarında ani başlayan ağrı oluşur.Kist sıvısı karın organlarını saran periton denilen zar tarafından emilir.Hasta hastane koşullarında takip edilir.Kistler batın boşluğunda asılı duran yumurtalıkların kendi etrafında dönmesine ve yumurtalığın dolaşımının bozulmasına neden olabilirler. Bu durumda da ağrı gelişir.Takip ve gerekirse laparoskopi uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermoid Kist: Yumurtalıklarda bulunan germ(üreme) hücrelerinden gelişir. Farklı dokular içerebilir(saç, diş, kıkırdak, kemik, barsak gibi..) Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kistler de neoplazik(tümoral) özellikler taşırlar. İleri yaşta gelişen, birkaç siklusta geçmeyen ultrasonografide içinde yoğun görünen yapılar, bölmeler içeren, karında sıvı toplanması, kilo kaybı, halsizlik ile beraber olan kistlere şüphe ile yaklaşılır. Bu bulgular varlığında genellikle bir patolog eşliğinde hasta opere edilir. Kist kanser olarak değerlendirilirse kanserin evresine göre sadece yumurtalığın alınması veya rahim ve yumurtalıkların karın zarı(omentum) lenf bezleri ve appendiksin alınması ve ardından ilaç tedavisi gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolata Kisti (Endometriosis): Rahimin iç duvarının yumurtalıklarda yerleşmesidir. Kronik olarak kasık ağrısı adet döneminde ve cinsel beraberlik sırasında ağrıya yol açabilir. Yumurtalıkta oluşan kist erimiş çikolata görüntüsünde olduğu için çikolata kisti olarak adlandırılır ve önemli kısırlık nedenlerinden biridir. Kronik bir hastalıktır ve tekrarlayabilir.Bu kistler tespit edildiğinde çıkarılır ve yeni odakları baskılayıcı tedaviler uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polistik Over: Yumurtalıkların cidarında sıralanmış küçük kistler görülür. Hormon dengesinde oluşan değişiklik adet gecikmelerine yol açar.Metabolik problemleri de içerebilir. İnsülin direnci tip2 diyabet, obesite, kalp damar hastalığı riski, kısırlık, gebelikte düşük riski artışı görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi siklus(adet) düzenleme veya çocuk isteğine göre planlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POF (Prematür over yetmezliği): Yirmili veya otuzlu yaşlarda yumurtalık rezervinin azalması ve menopoz gelişimidir. Adetten kesilmesi ile belirti verir. Genetik özellik taşıyabildiği gibi bazen nedeni açıklanamamaktadır. Tedavide hormon replasmanı ile adet sağlanır fakat yumurtlama gelişmediği için çocuk sahibi olamaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2673012059320794760?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2673012059320794760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2673012059320794760' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2673012059320794760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2673012059320794760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/yumurtalk-kistleri-zhrevi-hastalklar.html' title='Yumurtalık Kistleri - Zührevi Hastalıklar'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6323175138307238344</id><published>2008-09-07T10:42:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:43:25.841-07:00</updated><title type='text'>şeker hastalığı hakkında, Diabetliler İçin Önemli Hususlar</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Diabetliler İçin Önemli Hususlar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda söylenebilecek en önemli şey belkide diabet hastasının ilk önce doktorunun&lt;br /&gt;gene kendisi olacağıdır. Ancak buradan doktorunun söylediklerine değil önce kendisinin&lt;br /&gt;düşüncelerine inanacağı sonucu çıkartılmamalıdır. Herşeyden önce doktorunun söylediklerini&lt;br /&gt;kesinlikle önemsemeli ve (şeker hastalığı ilaçları vs.) harfiyen yerine getirmelidir.  Şeker hastalığı diyet&lt;br /&gt;ve gene şeker hastalığı beslenme ilişkisi, günümüzde çok iyi bilinmektedir. Diyabet hastaları, risk altında&lt;br /&gt;bulunmaları sebebiyle, böbrek ve göz hastalıkları için uyanık ve bilinçli olmalıdır. Şeker hastalığı tedavi süreci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutulmamalıdır ki, bütün hayatı kapsayan uzun bir zaman alır.&lt;br /&gt;Onlar için bir başka risk taşıyan şeyde dişeti rahatsızlıkları olabilir. Bu yüzden, heryıl &lt;br /&gt;bir kez check-up yaptırmaları uygun olacaktır. Ancak bunu yaptırmak mümkün değilse, göz,&lt;br /&gt;böbrek ve dişeti rahatsızlıkları için heryıl mutlaka kontrol için doktorlarını ziyaret etmelidirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6323175138307238344?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6323175138307238344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6323175138307238344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6323175138307238344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6323175138307238344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/eker-hastal-hakknda-diabetliler-iin.html' title='şeker hastalığı hakkında, Diabetliler İçin Önemli Hususlar'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8742313336793787212</id><published>2008-09-07T10:41:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:42:01.257-07:00</updated><title type='text'>şeker Hastalığı Belirtileri, Diabet Teşhisi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Şeker Hastalığı Belirtileri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı yeme, kilo kaybı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah uyanıldığında ve bütün gün süresince bitkinlik,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ciltte kuruluk ve kaşıntı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; aşırı su tüketimi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; görme problemleri(görmede bulanıklık),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; yaraların doğal süreçten daha uzun sürelerde iyileşmesi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ağızda kuruluk hissi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; bayanlarda regl döneminde kesilme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; idrar yolu enfeksiyonları belirtiler arasında sayılabilir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8742313336793787212?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8742313336793787212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8742313336793787212' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8742313336793787212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8742313336793787212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/eker-hastal-belirtileri-diabet-tehisi.html' title='şeker Hastalığı Belirtileri, Diabet Teşhisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6585943829560176184</id><published>2008-09-07T10:39:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:40:28.581-07:00</updated><title type='text'>Diabet çeşitleri, şeker hastalığı çeşitleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kaç Çeşit Diabet Vardır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 çeşit olduğu söylenebilir. Bunlar Tip 1 ve Tip 2'dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 1'de vücudumuz ya hiç insülin üretememektedir&lt;br /&gt;veya ürettiği yetersizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 2'de ise vücudumuz insülin üretmekte fakat bunu vücudumuzun ihtiyaçları doğrultusunda&lt;br /&gt;kullanamamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6585943829560176184?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6585943829560176184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6585943829560176184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6585943829560176184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6585943829560176184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/diabet-eitleri-eker-hastal-eitleri.html' title='Diabet çeşitleri, şeker hastalığı çeşitleri'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6698400429500740275</id><published>2008-09-07T10:38:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:39:17.689-07:00</updated><title type='text'>Şeker Hastalığı Nedir, Diabet nedir? belirtileri nelerdir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Şeker Hastalığı Nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamımız süresince, hareket etmeye, hareket etmek içinde enerjiye ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;Enerjimizi besin olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerden elde ederiz. Sindirim&lt;br /&gt;süresince aldığımız besinler, çeşitli aşamalardan geçerek parçalanır ve şekere (glükoz)&lt;br /&gt;yani ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülerek dolaşım sistemimize dahil olur ve kan şekerimiz&lt;br /&gt;yükselir. Kan şekerinin yükselmesi ile birlikte, pankreasımızdan insülin salgılanması&lt;br /&gt;hızlanır. İnsülin, enerji ihtiyacı duyan hücrelerimizin, kandaki şekeri almasına yardımcı&lt;br /&gt;olur, bu sebeple, vücudumuzdaki karbonhidrat metabolizmasının düzenlenmesinde hayati anlamda&lt;br /&gt;önemi olan bir hormondur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücrelerimiz, pankreasımızda üretilen insülin hormonunun &lt;br /&gt;yetersiz kalması durumunda şeker yoksunluğu yaşar. İhtiyaç duyan hücrelerin şeker alamaması&lt;br /&gt;kabaca, yakıtımızın bitmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, enerji ihtiyacımızı karşılayamamıza&lt;br /&gt;sebep olmakla birlikte, çok önemli bir problemi daha ortaya çıkarır. Bu, kan şekerimizin&lt;br /&gt;giderek yükselmesidir. Bu durum bir anlamda zehirlenmedir ve hücre harabiyetine sebep olur.&lt;br /&gt;Birçok kişinin göz ardı ettiği, önemli bir tehlikede diabet hastalığının sebep olduğu diğer sağlık problemleridir.&lt;br /&gt;İlerlemiş diabet hastalarında, göz problemleri (katarakt), kalp-damar (tansiyon) ve karaciğer problemleri&lt;br /&gt;görülme ihtimali fazladır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6698400429500740275?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6698400429500740275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6698400429500740275' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6698400429500740275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6698400429500740275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/eker-hastal-nedir-diabet-nedir.html' title='Şeker Hastalığı Nedir, Diabet nedir? belirtileri nelerdir?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-7582246375960671937</id><published>2008-09-07T10:36:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:37:25.173-07:00</updated><title type='text'>Şeker Hastalığı ve Şeker Hastası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Şeker Hastalığı Hakkında:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığı için, şüphesiz bütün dünyada ve ülkemizde ne yazık ki çok ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söylemek yanlış olmaz. &lt;br /&gt;Türkiye'de yapılan çalışmalar ışığında yaklaşık 5 milyon kişinin (nüfusun yaklaşık % 7'si) bu hastalığa &lt;br /&gt;sahip olduğu bilinmektedir. Gene yapılan çalışmalar göstermektedir ki, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, &lt;br /&gt;yüksek tansiyon, gizli şeker vb. risk gruplarının etkisiyle hastalık oranı giderek artmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belkide, marjinal&lt;br /&gt;vakaların dışında, hastalığın (başlangıç aşamasında)bir ölüm riski taşımaması nedeniyle,&lt;br /&gt;hastalığa, bazı yiyecek gruplarını (şekerden imal edilmiş tatlı, içecek vs) tüketememe&lt;br /&gt;hastalığı olarak bakılmaktadır. Oysa şeker hastalığı her yaştan herkesi ilgilendiren bir sağlık sorunudur. Hamilelikte şeker hastalığı, annenin olduğu kadar çocuk içinde ciddi bir riskdir. Çocuklarda şeker hastalığı bulunma riskini, ebeveynlerinin birinde veya her ikisinde bulunması, bunlarda olmasa bile, aile büyüklerinde (dede, babaanne vs) bu hastalığın geçmişi bulunması artırmaktadır.Bu bakış açısı, ne yazık ki, hastalığın ilerlemesi ile&lt;br /&gt;birlikte, vücudun bir çok organında çok ciddi ve geri dönülemez harabiyetlere sebep&lt;br /&gt;olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu unutmamak gerekir ki, diabet teşhisi konulmuş bir kişinin yapabileceği&lt;br /&gt;en önemli şey, hastalık hakkında olabildiğince bilinçlenmektir. Çünkü, bu bilinçlenme&lt;br /&gt;hastalığın kontrol altında tutulmasında en önemli unsur olacaktır. Diabet, hastalığa &lt;br /&gt;yakalanan kişinin hayatının bir parçasıdır ve önemli olan bilinçli bir şekilde onunla&lt;br /&gt;birlikte yaşamayı öğrenmektir. Şifalı bitkiler ile diyabet tedavisi gibi yöntemlerle zaman kaybetmek kişiye,&lt;br /&gt;kendi sağlığı açısından çok pahalıya mal olabilir. Şimdi isterseniz, şeker hastalğı (diabet)'nın ne olduğuna&lt;br /&gt;bir göz atalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-7582246375960671937?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/7582246375960671937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=7582246375960671937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7582246375960671937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/7582246375960671937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/eker-hastal-ve-eker-hastas.html' title='Şeker Hastalığı ve Şeker Hastası'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-730932558344142689</id><published>2008-09-07T10:34:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:35:09.132-07:00</updated><title type='text'>Akne tedavisi  Sivilce tedavisi  ilaç ve krem ile sivilcelerin tedavisi</title><content type='html'>Genel hatlarıyla cildimizi, sivilcenin ve aknenin nasıl oluştuğunu gördükten sonra, şimdide &lt;b&gt;sivilce ve akne tedavisi&lt;/b&gt;nde kullanılan uygulamalara göz atabiliriz. &lt;b&gt;Sivilce tedavisini&lt;/b&gt; genel anlamda iki başlık altında inceleyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, topikal (cilt yüzeyine uygulanan) uygulamalar ( krem, losyon), ikincisi ise ağızdan (oral) alınan ilaçlardır (Antibiyotikler, doğum kontrol hapları). Topikal uygulamalarda amaçlardan biri Propionibacterium acnes diye bilinen ve sivilce oluşumunda görünen bakteriyi etkisiz hale getirmek, diğeri ise, daha önce bahsettiğimiz gibi, gözeneklerin dolması ile sonuçlanan sivilce oluşum evresini, gözeneklerin dolmasını engeleyerek önlemektir. Ancak, topical uygulamalardan bir tanesi olan Accutane’a dikkatinizi çekmek istiyoruz. Accutane kullanımı ile çok iyi sonuçlar alınsa da, çok ciddi yan etkilerinin (karaciğer ve göz üzerinde) olduğu bilinmelidir. Özellikle hamiler tarafından kullanımı kesinlikle yapılmamalıdır. Tedavi bitiminde bile, çocuk yapmak isteyenlerin hekim tarafından söylenen süreyi mutlaka beklemeleri gerekmektedir. Ağızdan alınan antibiyotiklerde de amaç Propionibacterium acnes adlı bakteriyi etkisiz hale getirmektir. &lt;b&gt;Sivilce tedavisinde&lt;/b&gt; kullanılan başka bir oral ilaç doğum kontrol haplarıdır. Bu haplar hormonları düzenleyerek bize &lt;b&gt;sivilce tedavisinde&lt;/b&gt; yardımcı olmaktadırlar. Ancak bunlarında yan etkileri olduğu gibi mutlaka doktor gözetiminde ve gerekli tahliller neticesinde kullanılmalıdırlar. Bütün bunlardan sonra, özet olarak şunu söyliyebiliriz ki, sivilce tedavisi mümkün bir problemdir. En doğrusu bir dermatoloğa gidip, onun gözetiminde tedavi edici sürece vakit geçirmeden başlamaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-730932558344142689?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/730932558344142689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=730932558344142689' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/730932558344142689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/730932558344142689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/akne-tedavisi-sivilce-tedavisi-ila-ve.html' title='Akne tedavisi  Sivilce tedavisi  ilaç ve krem ile sivilcelerin tedavisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8504506941746794031</id><published>2008-09-07T10:33:00.001-07:00</published><updated>2008-09-07T10:33:46.865-07:00</updated><title type='text'>Sivilce ve Akne nedir, Ciltte nasıl oluşur?</title><content type='html'>Cildimizin yüzeyinde Stratum Korneum diye bilinen bir tabaka bulunmaktadır. Bu tabakada protein açısından zengin (keratin) hücreler bulunur . Aslında bu tabakanın oluşmasında, &lt;b&gt;cildimizin&lt;/b&gt; orta tabakasında oluşan canlı hücrelerin zamanla ( yaklaşık 3-4 hafta)  ölerek birikmesi sebep olur. Bu tabakanın hemen altında Staratum Bazale olarak bilinen  katman bulunur. Burada devamlı olarak yeni hücreler üretilir. En alt tabakada ise Dermis bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğumuzun bildiği gibi cildimizinde gözenekler (folikül) vardır. Gözeneklerin her biri, kabaca bir tüp boru şeklinde dermise kadar uzanır. Gözeneklerin çevresinde küçük yağ bezleri bulunur ve Sebum denilen vücudumuza özel bir yağ üretirler. Bu vücudumuza ait özel yağ, üretildikten sonra gözeneklerden yukarı cildin yüzeyine doğru çıkarlar. Yukarıda anlattığımız gibi Stratum Korneum’a ulaşan ölü hücrelerin sağlıklı bir ciltte ciltten ayrılması (düşmesi) gerekmektedir. Birçok dermatolog, probleme,  keratinin  vücudumuzda üretilen Sebum (yağ) ile birleşerek gözeneklerin tıkanmasının sebep olduğunu düşünmektedir. İşte &lt;b&gt;sivilcelere neden olan&lt;/b&gt; sebeplerden en önemlisi budur. Bu sürece Propionibacterium acnes adı verilen bir bakteride katılmaktadır. Bu bakterinin çoğalması sonucunda iltihaplanma oluşumu artar.İltihap içermeyen ve rengi koyu kahverengi ile siyah arasındaki oluşuma &lt;b&gt;akne&lt;/b&gt; adı verilmektedir. Bu rengi almasındaki faktör, yağın hava ile okside olmasıdır. &lt;b&gt;Sivilce&lt;/b&gt; oluşumunda stres ve hormonal dengenin çok önemli olduğu düşünülmektedir. Kadınların regl döneminde sivilcelerinin oluşmasında bu hormonal değişkenliğin sebep olduğu söylenebilir. Aynı şekilde buluğ çağında sık görülen &lt;b&gt;sivilcelerin&lt;/b&gt; de sebebi gene bu hormonal değişkenliktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki sivilcelerle karşılaştığımızda nasıl davranmalıyız? Cildimizin yüzeyi adeta bir kalkan görevi yaparak bizi bakterilerden korumaktadır. Tamamen kendine özgü bir yapısı vardır. Belki de pek çok kozmetik reklamında duyduğunuz pH 5.5 değeri, cildimizin kendine özgü yapısıdır. Peki bu değerin önemi nedir? Cildimizdeki bu doğal değer bozulduğunda cildimizin bakterilere karşı savunması zayıflayacak ve bakteri üremesi artabilecektir. Bu sebeple, &lt;b&gt;sivilce&lt;/b&gt; tedavisinde önemli ayaklardan birisi, ilkönce &lt;b&gt;cilt tipimizi&lt;/b&gt; tespit etmek ve cildimize uygun temizleyiciler kullanmamamız olacaktır. Klasik sabun kullanımı cildimizin kendine has pH değerini bozduğu için kesinlikle önerilmemektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8504506941746794031?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8504506941746794031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8504506941746794031' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8504506941746794031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8504506941746794031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/sivilce-ve-akne-nedir-ciltte-nasl-oluur.html' title='Sivilce ve Akne nedir, Ciltte nasıl oluşur?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-8053723781470163705</id><published>2008-09-07T10:30:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:31:29.708-07:00</updated><title type='text'>Akne ve Sivilceler</title><content type='html'>Günümüzde ister erkek ister kadın ister genç veya orta yaşlı olsun pek çok kişide ne yazık ki, cilt problemleri görülmektedir. Cilt problemlerinin başında da &lt;b&gt;sivilce&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;akne&lt;/b&gt; problemi gelmektedir. &lt;b&gt;Sivilceler&lt;/b&gt; için kesin etkili bir &lt;b&gt;ilaç&lt;/b&gt; var mıdır? &lt;b&gt;İlacı&lt;/b&gt; kullanırsam tamamen bu sorundan kurtulacak mıyım, &lt;b&gt;dermatolog&lt;/b&gt; tarafından önerilen bir &lt;b&gt;krem&lt;/b&gt; soruna çare olabilir mi veya bu &lt;b&gt;kremi&lt;/b&gt; kullanarak sonuç alabilirmiyim gibi sorular mutlaka bu sorunla karşı karşıya olan kişilerin akıllarını meşgul etmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Akne ve sivilce tedavisi&lt;/b&gt; ile ilgili tıp, çeşitli ilaçları geliştirmiştir. Tedavi süresince bütün konularda olduğu gibi en önemli şeylerden birisi konuya bilinçli bir şekilde ve sabırla yaklaşmaktır. Günümüzde pek çok kişi bitkisel çözümlere başvurmakta, bitkilerle yapılacak bir tedavinin daha iyi sonuç vereceğini düşünmektedir. Bitki özlerinde şüphesiz pek çok sorunun çaresi olabilir. Ancak bunları nasıl ve hangi ölçülerde kullanacağımız son derece önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Özellikle ergenlik döneminde &lt;b&gt;sivilce ve akne&lt;/b&gt; problemi sadece kişinin estetik görünüşünü tehdit etmekle kalmayıp, tedavi edilmediği takdirde psikolojik problemlere de yol açabilmektedir. Şüpheniz hiç kimse yüzünde &lt;b&gt;sivilce izi&lt;/b&gt; kalmasını istemez, &lt;b&gt;akne&lt;/b&gt; oluşumundan sonra oluşan lekeler ve sivilce izlerini kapatmak için estetik cerrahi uygulatmayı düşünen kişiler bile vardır. Ayrıca burunda, alında, çenede görünen bir &lt;b&gt;sivilce&lt;/b&gt; veya bunlardan dolayı oluşmuş bir leke, kişinin geçireceği özel bir gün, randevu, toplantı gibi, kişiler için önemli anlarında, adeta kabusa çevirebilir. Peki, birçok insanın hayatını bu denli etkileyen bu olumsuzluğa ne sebep olmaktadır? &lt;b&gt;Sivilce ve aknelerden kurtulmak mümkün müdür?&lt;/b&gt; Sitemizde bu konuyu anlatmaya çalışacağız. İsterseniz buna önce cildimize ve onun katmanlarına bir göz atarak başlayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-8053723781470163705?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/8053723781470163705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=8053723781470163705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8053723781470163705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/8053723781470163705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/akne-ve-sivilceler.html' title='Akne ve Sivilceler'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-2968436426971172601</id><published>2008-09-07T10:29:00.001-07:00</published><updated>2008-09-07T10:29:26.805-07:00</updated><title type='text'>Migren ve Depresyon</title><content type='html'>Sık sık tekrarlanan ve uzun süren bu dayanılmaz durum kişiyi adeta köşeye sıkıştırır.&lt;br /&gt;Sosyal hayatının alt üst olması, hatta aile içindeki görevlerinin aksaması, işine &lt;br /&gt;konsantre olamaması onu depresyona itebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer tedavisi uzun bir sürece yayılan&lt;br /&gt;hastalıklarda olduğu gibi, migren kabul etmek gerekir ki, zor bir sağlık sorunudur.&lt;br /&gt;Diğer hastalıklarda olduğu gibi, migren atakları yaşayan kişinin mümkün olduğu&lt;br /&gt;kadar hastalık hakkında bilgilenmesi ve mutlaka bir uzman hekimin yönlendirmesi&lt;br /&gt;ile hayatına devam etmesinin doğru olacağı gerçeğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migren hakkında şu unutulmamalıdır ki, bu kişiye&lt;br /&gt;özel bir hastalıktır. Herne kadar tek bir isim altında toplansa bile sizin migreniniz&lt;br /&gt;diğer kişilerin migreninden farklılık gösterebilir. Alınabilecek basit ve etkili yöntemlerin&lt;br /&gt;olduğu unutulmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-2968436426971172601?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/2968436426971172601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=2968436426971172601' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2968436426971172601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/2968436426971172601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/migren-ve-depresyon.html' title='Migren ve Depresyon'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5774797057972488909</id><published>2008-09-07T10:28:00.001-07:00</published><updated>2008-09-07T10:28:24.085-07:00</updated><title type='text'>Migrenin Tedavisi, Migren Tedavisi</title><content type='html'>Klasik manada anladığımız bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Yani anlatmak istediğimiz&lt;br /&gt;şey şu ilaçları şu kadar süre kullan, migrenin geçecek ve tamamen iyileşeceksin anlamında &lt;br /&gt;bir tedavisinin olmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi anlamında genel olarak yapılan şey ağrıyı azaltmak&lt;br /&gt;ya da ortadan kaldırmaktır. Ancak bu migreni olan kişinin tekrar migren atağı ile karşı karşıya&lt;br /&gt;gelmeyeceği anlamına gelmemektedir. Bazı migren hastaları uzun süreler migren ağrıları&lt;br /&gt;çekmedikleri ancak birgün aniden ağrının ortaya çıktığını beyan etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlaç alımında altı önemle çizmek istediğimiz konu, kesinlikle gelişigüzel ilaç alınmaması &lt;br /&gt;gerektiğidir. Eğer teşhis edilmiş bir migren hastası değilseniz, ve baş ağrılarından yakınıyorsanız, &lt;br /&gt;mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurup, baş ağrınızın kaynağını tespit ettirmeniz yapılacak en doğru davranıştır. Unutmayın, başka ciddi sebeplerden oluşan bir baş ağrısı olabilir ve siz sadece&lt;br /&gt;ağrı kesiciler alarak, sağlığınızı ciddi risk altına sokabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5774797057972488909?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5774797057972488909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5774797057972488909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5774797057972488909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5774797057972488909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/migrenin-tedavisi-migren-tedavisi.html' title='Migrenin Tedavisi, Migren Tedavisi'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-5067243359624157045</id><published>2008-09-07T10:26:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:27:16.221-07:00</updated><title type='text'>Migreni Tetikleyen Unsurlar, Migreni Tetikleyen Unsurlar Nelerdir?</title><content type='html'>Önceki başlıkta bahsedildiği gibi, vücudumuzun düzenli bir şekilde çalışabilmesi için&lt;br /&gt;psikolojik durumumuzun da sağlıklı olması gerekmektedir. Bu durumu en olumsuz&lt;br /&gt;etkileyen faktörlerin başında şüphesiz stres gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres altında kaldığımız&lt;br /&gt;durumlar, bu ister iş yaşamımızdaki zorluklar yüzünden olsun, ister bir &lt;br /&gt;arkadaşımızla aramızdaki tartışma ve anlaşmazlıkdan olsun, genel sağlığımızı&lt;br /&gt;olumsuz etkilediği gibi, migrenide tetiklediğide düşünülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmektedir ki,&lt;br /&gt;stres dolaşım sistemimizi negatif etkilemeden tutun, hormonal dengemizin bozulmasına&lt;br /&gt;kadar pek çok süreçte kendini göstermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strese ek olarak, bazı yiyeceklerin&lt;br /&gt;gene migreni aktive ettiği (tetiklediği) düşünülmektedir. Bunları, çay ve kahvenin&lt;br /&gt;fazla kullanımı, süt ve bazı süt ürünlerinin (tereyağ, peynir) tüketilmesi, çikolata&lt;br /&gt;ve çikolata kullanılan ürünlerin tüketilmesi, domates, portakal ve alkol alımı&lt;br /&gt;(özellikle şarap) şeklinde sıralayabiliriz ancak bu listeye kişilere bağlı olarak&lt;br /&gt;diğer bazı besinleri eklemekde mümkündür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıgara kullanımıda veya sıgara içilen&lt;br /&gt;ortamlarda bulunmak migren ataklarına sebep olabilir. Bunların yanında uyku düzenindeki &lt;br /&gt;değişiklikler veya uykusuzlukda migreni olan kişiler için tetikleyici görevi üstlenebilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz pek çok sağlıklı insanı da rahatsız eden, göze direk gelen ışık kaynakları, aşırı ses&lt;br /&gt;çıkartan müzik sistemleri, havasız mekanlar, ağır kokularda diğer unsurlar arasında&lt;br /&gt;sayılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca özellikle bayanlar için hormonal dengenin değiştiği evreler ile&lt;br /&gt;hormonal dengeye direk etki eden ilaçların (doğum kontrol hapları) migren arasında &lt;br /&gt;bir ilinti olabileceği düşünülmektedir. Migreni olan bayanların bu&lt;br /&gt;günlerde stresten daha uzak kalmaya çalışmaları, mümkünse sevdikleri işlerle uğraşmaları&lt;br /&gt;onlara yardımcı olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz olumsuz hava koşulları (aşırı sıcak, soğuk)&lt;br /&gt;bütün insanları etkilesede, migren üzerinde tetikleyici olabildikleri sanılmaktadır.&lt;br /&gt;Bu yüzden migrene sahip kişilerin ani hava değişimleri ile hava akımları için daha &lt;br /&gt;dikkatli olmaları gerekmektedir. Bazı migren hastalarının yoğun fiziksel aktivite &lt;br /&gt;(aerobik, jimnastik gibi sporlar veya diğer spor etkinlikleri, ev temizliği vb.) sonrasında &lt;br /&gt;migren ağrılarının başladığını söylemektedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak migreni olan kişilerin&lt;br /&gt;beslenmesine özen göstermesi ve mümkün olduğu kadar düzenli yemek yemeleri, aşırı yemekten&lt;br /&gt;kaçınmaları önerilebilir. Uzmanlar, açlığında yukarda sayılan unsurlardan birisi olduğu&lt;br /&gt;düşünmektedirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-5067243359624157045?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/5067243359624157045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=5067243359624157045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5067243359624157045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/5067243359624157045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/migreni-tetikleyen-unsurlar-migreni.html' title='Migreni Tetikleyen Unsurlar, Migreni Tetikleyen Unsurlar Nelerdir?'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-6268288036984103198</id><published>2008-09-07T10:24:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:25:35.522-07:00</updated><title type='text'>Migren Ağrısı Nasıldır, Migren Hakkında Bilgiler, Migren Hastalığı</title><content type='html'>Belkide migren ağrısını diğer baş ağrılarından ayıran önemli fark, ağrıya diğer &lt;br /&gt;bazı semptomlarında eklenmesi diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zonklayıcı (şiddetli) bir baş ağrısı,&lt;br /&gt;özellikle başın bir bölgesinde olması, ağrının genellikle gözü çevrelemesi, özellikle&lt;br /&gt;ışığa, bazı kokulara, sese karşı hassasiyet, görmede yanıp sönen veya uçuşan ışıklar, &lt;br /&gt;gölgeler olması, vücudun bazı bölgelerinde hissizlik (el, yüz, kol ), migren ağrısının şiddeti ile&lt;br /&gt;paralel mide bulantısı migrenin en belirgin özelliklerindendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişilerde ağrı ense&lt;br /&gt;bölgesinde başlayıp bütün baş bölgesinde hissedilen bir ağrıdır.Bu süreçte kişi, sosyal&lt;br /&gt;hayatından nerdeyse tamamen kopar. Genellikle karanlık ve sessiz bir odada kalmak&lt;br /&gt;isteyebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4123659076152629091-6268288036984103198?l=saglikliyasaminsirri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/feeds/6268288036984103198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4123659076152629091&amp;postID=6268288036984103198' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6268288036984103198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4123659076152629091/posts/default/6268288036984103198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikliyasaminsirri.blogspot.com/2008/09/migren-ars-nasldr-migren-hakknda.html' title='Migren Ağrısı Nasıldır, Migren Hakkında Bilgiler, Migren Hastalığı'/><author><name>Alp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09763805882555362598</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4123659076152629091.post-7074650876049187253</id><published>2008-09-07T10:22:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T10:23:13.471-07:00</updated><title type='text'>6 Kişiden biri Migren Hastası</title><content type='html'>Hayatımızın değişik evrelerinde değişik sağlık&lt;br /&gt;problemleri ile karşılaşabiliriz. Bunların bir kısmı&lt;br /&gt;vücudumuzun kendini kendini onarması ve iyileştirmesi ile geçer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı hastalıklarda ise vücudumuzun dışardan müdaheleye&lt;br /&gt;ihtiyaç duyması sebebiyle, ilaç, ameliyat vs. gibi tıbbi tedbirlere&lt;br /&gt;başvurur ve vücudumuza verilen tıbbi destek&lt;br /&gt;sayesinde hastalıkla mücadele eder ve iyileşiriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz organlarımızın&lt;br /&gt;belirli bir çalışma prensibi vardır ancak bu tamamen mekanik bir süreç&lt;br /&gt;değildir. Çünkü insan hayatında birde psikolojik faktör vardır. Hastalıklar&lt;br /&gt;hayatımızı olumsuz yönde etkiler. Yaşam kalitemizi bozarak, sosyal ve iş&lt;br /&gt;yaşantımızda perfonmansımızın ve motivasyonumuzun düşmesine sebep olur.&lt;br /&gt;Yukarda zikredilen şekilde ve toplumumuzda ortalama 6 kişinden birinde&lt;br /&gt;görülen bir sağlık problemi olan migren ne yazık ki, ülkemizde oldukca yaygındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçoğumuz baş ağrısının nasıl bir şey olduğunu biliriz. Ancak pek çok&lt;br /&gt;insan migren ağrısının nasıl birşey olduğu hakkında bilgi sahibi değildir.&lt;br /&gt;Çoğu kişi, çevresinde migren sahibi kişinin sanki sadece başının ağrıdığını&lt;br /&gt;ve bir müddet sonra bunun geçeceğini düşünür. Oysa migren çoğu kişinin &lt;br /&gt;düşündüğünün tersine çok daha komplike bir problemdir. Ancak burda hatırlatmadan&lt;
